Alman İslam Konferansı

Alman İslam Konferansının Yeni Safhası: “Format Yenilenmeli”

İçişleri Bakanı Nancy Faeser'ın ilk kez başkanlık edeceği Alman İslam Konferansının 5. aşaması başlıyor. İçeriğine ve formatına eleştiriler yöneltilen konferansın yeni aşaması ne anlama geliyor?

Alman İslam Konferansının (DIK) beşinci safhası bugün başlıyor. Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, daha önce yaptığı açıklamada, panelde farklı perspektiflere yer vererek Alman İslam Konferansını Müslümanlarla diyalog için merkezî bir forum olarak daha da geliştirmek ve canlandırmak istediğini duyurmuştu. 

2006 yılında dönemin İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble tarafından hayata geçirilen konferansın ilk safhasında devlet okullarında inanca dayalı İslam din derslerinin verilmesi ve Almanya’da İslami defin gibi konular ele alınmıştı. 2009 yılında ise Alman İslam Konferansı adına “Almanya’da Müslüman Yaşamı” isimli araştırma yayınlanmıştı. Ülkedeki Müslümanlara dair temel verileri derleyen bu temsilî araştırma, daha sonra 2020 yılında tekrarlanmıştı.

Her yasama döneminde yeni safhası düzenlenen Alman İslam Konferansı, başlarda ağırlıklı olarak güvenlik ve aşırılıkçılık konularına odaklandığı için İslami cemaatler tarafından eleştirilmişti.

Eleştirilerin Odağında Alman İslam Konferansı

Alman İslam Konferansı (DIK), Alman siyaseti tarafından beyan edilen iyi niyetlerin bütün tarafları memnun ettiği bir organizasyon olarak anılmıyor. Toplantıda gündeme gelen “İslam din dersleri”, “Alman değerleri” ve “İslamcılık” gibi ajandalarda hem tanım hem de öncelik konusunda yaşanan farklılıklar sıkça eleştirilen durumlar arasında.

Hristiyan Birlik Partilerinin siyasetçileri, bu seneki DIK’te ele alınacak konular ve katılımcılar konusunda eleştiri dile getiren aktörler arasında. Frankfurter Allgemeine gazetesinde yazdığı makalesinde Hristiyan Demokratların (CDU) Federal Fraksiyon Başkanı olan Jens Spahn ve CDU Başkan Yardımcısı Carsten Linnemann, bugün başlayan DIK’in yeni safhasında “siyasal İslamcılığın” konu edilmemesini eleştirdi.

Konferansın şu ana kadar ulaştığı sonuçlar, Alman üniversitelerinde İslam ilahiyatı programlarının kurulması, Almanya’daki imamların eğitimine yönelik girişimler ve cami cemaatleriyle artan işbirliği gibi noktalarda oldu. DIK üyeleri arasında Almanya’daki camilerin çoğunluğunu sağlayan İslami derneklerin yanı sıra akademi ve sivil toplumdan Müslüman ve gayrimüslim temsilciler de yer alıyor.

Müslümanların İhtiyaçlarına Kulak Vermek

Almanya İslam Konseyinin eski başkanlarından Ali Kızılkaya, 2016’da Perspektif’te kaleme aldığı yazısında DIK’i üç döneme ayırmıştı. Birinci dönemi “Tanışma Dönemi” (2006-2009) olarak tanımlayan Kızılkaya, bu dönemde devletle Müslümanların 45 yıl sonra ilk kez tanıştığını söylüyor ve ekliyordu: “Bu tanışma esnasında da bazı buyrukçu kural koyma denemeleri kendisini gösterdi.”

İkinci dönemi (2009-2012) “Yönlendirme Dönemi” olarak tanımlayan Kızılkaya, bu dönemde bariz bir şekilde devletin İslami cemaatleri yönlendirme ve şekillendirme isteği olduğunu söylüyordu. Bu dönemde Kızılkaya’nın da uzun süre başkanlığını yaptığı İslam Konseyi, konferansın dışında kalmıştı. Bu dönemde konferansın “Vermisst” (Kayıp) kampanyası olarak bilinen proje ile “duvara tosladığını” söyleyen Kızılkaya, kampanyaya gelen tepkiler neticesinde projenin iptal edildiğini de ekliyordu.

Kızılkaya’ya göre konferansın üçüncü dönemi 2012’den söz konusu yazının yazıldığı tarihe kadar uzanıyordu. Bu döneme “Mutabakat Arayışı Dönemi” diyen Kızılkaya, devletin geçmiş dönemde edindiği tecrübeden dolayı Müslümanlarla iletişimin aynı göz hizasında, karşılıklı saygı ve mutabakat içinde devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, Müslümanların ihtiyaçlarına kulak verilmeye başlandığını söylüyordu.

Kesici: “DIK’ın Formatı Artık Tartışılmalı”

Almanya İslam Konseyi (Islamrat) Başkanı Burhan Kesici ise aradan geçen 16 yılın ardından DIK’in formatının tartışılması gerektiği görüşünde. Konuyla ilgili FAZ’a demeç veren Kesici, Alman İslam Konferansı’nın devam ettirilmesi fikrine sıcak baksa da formatların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.

DIK kapsamında bir takım başarılar elde edildiğini ekleyen Kesici, açıklamasına şöyle devam etti: “Sonuç olarak burada ele alınan konuların birçoğu federal eyaletlere ait meseleler. Bu nedenle de sürdürülebilir bir şekilde çalışmak her zaman mümkün değil.”

Konferansın formatına ilişkin mevcut sorunlara rağmen Kesici, İslami sosyal hizmetler konusuna yönelik çalışmalara yine ağırlık verilmesini umuyor. Bir Müslüman sosyal hizmet derneğinin kuruluşuna atıfta bulunarak önceki panelde bazı iyi adımların atıldığını düşünen Kesici, bu konunun fikrî takibinin yapılmasını bekliyor: “Müslüman dinî cemaatlerin de tıpkı Hristiyan dinî cemaatler gibi diyalog ortağı olarak kabul edilebilmesi için ülke çapında bir çözüm bulunması önemli.” (P)

bgucin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi#0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler