KÜLTÜR PERSPEKTİFİ

İsmail Metin: “Sahip Olduğum Arka Plan Sanatımı Besliyor”

Kültür Perspektifi Serisi'nin sekizinci söyleşisinde Frankfurtlu neyzen ve sanatçı İsmail Metin ile müzik ve tasavvuf üzerine konuştuk.

Fotoğraf: İsmail Metin

Bize kendini tanıtabilir misin?

Adım İsmail Metin, 29 yaşındayım. Film ve müzikle ilgileniyorum. 1992 yılında doğdum. İlk kez 17 yaşımdayken neyi elime aldım ve o zamandan beri de bu harika enstrümanla ilgilenmeye devam ediyorum. Bir süredir Wiesbaden’da veya çevrimiçi olarak müzik dersleri veriyorum. 20’li yaşlarımda film yapımına dair tutkumu keşfettim ve o dönemden beri serbest sanatkâr olarak film alanında çalışıyorum.

Kendimi bildim bileli müzik benim hayatımın her alanında vardı. Müzik bazen babamın elindeki saz, bazen annemin tüm gün dinlediği Bach ve Beethoven çalan CD’ler ile hep hayatımdaydı. Gameboy’umu satarak nihayet ilk stüdyo ekipmanımı, yani bugün hâlen kullandığım mikrofonumu satın alabildim. Nihayet 14 yaşındayken, ailemin bodrum katında küçük bir stüdyo kurmayı başardım, burada ilk müzikal deneyimlerimi Alman RnB (Rhytm and blues) müziği ile edindim. Sonunda hangi müzik türü ile uğraşmak istediğim konusunda uzun bir süre kararsız kaldıktan sonra 17 yaşında Ney’e karar verdim ve o zamandan beri farklı öğretmenlerden ders alma fırsatına sahip oldum.

Frankfurtlu İsmail Metin, çocukluğundan beri müzikle ilgili. Ney üfleyen ve öğreten İsmail Metin, tasavvuf geleneğini müzik üzerinden insanlara aktarmayı amaçlayan bir projeyi yürütmekte. Instagram: https://www.instagram.com/ismailmetin.de/

“Erkenntnis und Klang” (“Farkındalık ve Ses”) isimli projeden biraz bahsedebilir misin?

2019 yılında “Erkenntnis und Klang” (“Farkındalık & Ses”) adlı projenin ilk adımını attım. Adından da anlaşılacağı gibi, proje çerçevesinde sadece müzik konserleri değil, daha çok müzikal okumalar gerçekleştiriliyor. Hikâyeler ve derin bir bilgelik, dinleyicileri büyük tasavvuf üstatların manevi yaşamları ve çalışmaları üzerinde düşünmeye davet ediyor ve onların öz farkındalık üzerindeki temel sorularına yaklaşımları hakkında bir fikir veriyor. Meditatif tasavvuf müziğinin ve ilham verici hikâyelerin etkileşimi neticesinde proje çerçevesinde münferit müzik parçalarının üretilmesi fikri de ortaya çıktı.

Sieh dir diesen Beitrag auf Instagram an

 

Ein Beitrag geteilt von Ismail Metin (@ismailmetin.de)

Tasavvufu Müzik Üzerinden Erişilebilir Kılmak

“Erkenntnis und Klang” projesiyle nasıl bir etki oluşturmak istiyorsun?

Bu projeyle ulaşmak istediğim hedeflerden bir tanesi yüzlerce yıllık tasavvuf geleneğinin sadece ses dünyasını değil, düşünce dünyasını da paylaşmak ve bir ölçüde erişilebilir kılmak. Müzik ve edebiyatın birleşimiyle dinleyiciyi bu hikâyelerin anlatılmayan yönleri hakkında düşünmeye ve hatta sıradan dilin başka türlü ifade edemeyeceği şeylerle empati kurmaya davet eden bir atmosfer oluşturmayı amaçlıyorum. Almanya’daki kültürel çeşitlilik göz önüne alındığında, bu sayede birbirleri açısından her zaman çok da şeffaf olmayan düşünce ve davranış biçimlerine karşı daha fazla anlayış gelişmesine katkı sağlamayı umuyoruz.

Avrupa’da birçoğu göçmen kökenli olan Müslüman sanatçı ve zanaatkarlar, klasik İslam sanatlarından başlayıp çağdaş sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede eserlerini üretiyorlar. Peki onları ve eserlerini ne kadar tanıyoruz? Kültür Perspektifi Serisi’nde sanat ve yaşama dair soruları muhataplarına soruyoruz. Serideki diğer söyleşilere buradan ulaşabilirsiniz.
TIKLA

Peki kültürel veya dinî kökenin senin için önemli mi?

Evet, her ikisi de benim için çok önemli. Ama bu, kendimi ya da başkalarını sahip olunan arka plana indirgeyeceğim anlamına gelmiyor. Her şeyden önce, “arka plan” derken neyin anlaşıldığı sorusu var. Arka plan deyince ne anlıyoruz? Evdeki Türk yemeklerini mi, üniversitedeki Portekizli arkadaşı mı ya da Noel’de açılan Noel çikolatasını mı? Çocukluktan itibaren farklı kültürlerle büyümüş olmayı büyük bir zenginlik olarak görüyorum. Bütün bunlar beni şekillendirdi ve bana yeni bakış açıları ve yaklaşımlar kazandırdı.

Dinî-Kültürel Arka Plan ve Sanat

Peki bahsettiğin bu dinî-kültürel arka plan sanatsal çalışmalarını ne derecede etkiliyor?

Geldiğim noktada, sahip olduğum arka plan sanatsal çalışmalarımı besliyor. Ney enstrümanına ve arkasındaki felsefeye her zaman hayranlık duymuşumdur. Dinimin bana öğrettiklerine ek olarak ruhsal deneyimleri içselleştirmek ve onları yeni eserlere aktarmak için kişisel bir ifade biçimi buldum. Her zaman manevi derinlik bilinciyle müzik yaptığımı iddia edemem. Bazen sadece kendi kendime çalıyorum. Ama çoğunlukla müzik yeteneğimin nihayetinde bana bahşedilmiş bir özellik ve Allah tarafından lütfedilen bir hediye olduğunu unutmamaya çalışıyorum.

Müzik birleştirir. Müzikte hepimiz aynı dili konuşuyoruz ve aslında gizliden gizliye aynı özlemi paylaşıyoruz.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi#0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler