'Danimarka'

Danimarka’da Müslüman Karşıtı Politikalar Normalleşiyor mu?

Danimarka bir süredir azınlıklara ve Müslümanlara yönelik politikalarıyla gündemde. Son yıllarda ardı ardına yürürlüğe giren ve ülkedeki Müslüman toplumu hedef alan siyasi girişimlerin kısa bir özeti.

©Shutterstock.com

Danimarka‘ya ilk göçmen işçilerin gelmesinin üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçti. Bugün Danimarka’da yaşayan 226 bin Müslüman ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ini teşkil ediyor. Danimarka’da yaşayan Müslümanları ve onların yaşam tarzını hedef alan ve ayrıca kimi zaman buna müdahale eden düzenlemeler ise ülke gündeminden düşmüyor. Ülkede gözlemlenen Müslümanlara yönelik önergeler ile göç ve entegrasyon politikalarında yapılan değişiklikler son yıllarda Danimarka’nın iç siyasi dinamiklerinde önemli ölçüde bir sağa kayma olduğunu gösteriyor. Özellikle ülkenin yakın tarihinde Müslümanların hayat tarzını yakından ilgilendiren birkaç önerge ve kanun değişikliği dikkat çekiyor.

2005 yılında Danimarkalı haber gazetesi Jyllands Posten’de çıkan karikatürler belki de o sene dünya basınında en çok tartışılan konular arasında olmuştu. 2017’de kaldırılan “blasphemy”, yani dine hakaret yasası, o yıllarda henüz yürürlükte olmasına rağmen sözde “Muhammed karikatürleri”nin ifade özgürlüğü bağlamında yayımlanması uluslararası bir kargaşaya yol açmıştı. Dünyanın pek çok yerinde, söz konusu karikatürleri inançlarına karşı bir saygısızlık olarak nitelendiren Müslümanların yaptığı protestolar uzun süre dünya basınını meşgul etmişti.

Diğer yandan siyaset ve medyada inanç ve ifade özgürlüğünün aslında ne olduğu ve sınırının nerede başlayıp nerede bittiğine dair hararetli tartışmalar yaşanmıştı. Müslümanlara yönelik bir hakaret suçu işlendiğinde yasalar etkisiz mi kalıyordu ve ifade özgürlüğü nereye kadardı?

Helal Kesim ve Sünnet Yasağı

Ülkede 2014 yılında koşer ve helal kesimin yasaklanması idari bir emir ile yürürlüğe girdi. İlgili bakan konuyu, “Hayvan hakları dinden önce gelir” sözleriyle değerlendirirken yasadan doğrudan etkilenen Yahudi ve Müslüman toplum yasağa tepki göstermişti. Düzenlemeye karşı çıkan Danish Halal yeni düzenlemenin inanç özgürlüğüne doğrudan bir müdahale olduğunu ve aynı zamanda Müslüman ve Yahudilerin dinlerini yaşayabilmelerini önemli ölçüde sınırlandırdığını belirtmiş, ayrıca hayvan haklarını koruma iddiasının aksine şoklanmadan kesilen hayvanların daha az acı çektiğinin bilimsel olarak kanıtlandığını vurgulamıştı.
Danimarka Musevi İnanç Toplumu da aynı şekilde yasağın yürürlüğe girmesini din özgürlüğüne bir müdahale olarak yorumlamış, Kopenhag Yahudi Toplumu Eski Başkanı Finn Schwarz yeni düzenlemenin siyasi ve de özellikle azınlıklara karşı bir eylem olduğunu belirtmişti.

2018’de Müslüman ve Yahudileri ilgilendiren bir diğer konu olan sünnet yasağı icin bir vatandaşın verdiği öneriye 50 binden fazla imza toplanmış, fakat bu teklif Danimarka Parlamentosundan geri dönmüştü. Bunun yerine hükûmet sünnet uygulamasını ilgilendiren resmî ulusal yönergeler oluşturmak üzere bir çalışma grubu kurdu.

Tokalaşma Zorunluluğu

2018 yılında ülkenin sağcı koalisyonu tarafından onaylanan bir yasa ise, Danimarka vatandaşlığına kabul sürecinden geçen vatandaşların vatandaşlık kabul töreninde el sıkışmasını zorunlu kılıyordu. Yasada kişinin yerel belediye başkanı gibi başkanlık yapan ileri gelenlerle tokalaşması gerektiği ve reddedenlerin vatandaşlık hakkının geri alınacağı belirtilmişti.

Danimarka’da bazı belediye başkanları bu yasadan son derece rahatsız olduklarını ve bu tarz törenler düzenlemek zorunda kalmalarından duydukları memnuniyetsizliği dile getirmişlerdi. Bu yeni yasayı “tuhaf” ve tamamen sembolik olarak yorumlayanlar da olmuştu. Bazı eleştirilere göre Danimarka hükûmeti yapay bir şekilde sosyal bir normu ulusal bir değer olarak öne sürüyordu. Bu tarz bir düzenlemenin kasıtlı olarak dindar muhafazakar Müslümanları hedef aldığı görüşü eleştiriler arasındaydı.

Yasanın çıktığı 2018 yılında Norstat isimli araştırma şirketinin Altinget ve Jyllands-Posten gazeteleri için yaptığı “zorunlu tokalaşma” anketine göre Danimarkalıların çoğunluğu el sıkışmaya ilişkin yasa çıkarılmasını reddediyordu. Ankete katılanların yüzde 52’si vatandaşlığa kabul edilenlerin tokalaşması gerektiğine inanmadığını ve insanların tokalaşmak istememelerinin kişisel ve dinî nedenleri olabileceği yönünde görüş belirtmişti. Ankete katılanların yüzde 36’sı yasal zorunluluğu savunurken, yüzde 12’si ise “bilmiyorum” yanıtını vermişti.

2018 yılı Haziran ayına gelindiğinde Danimarka Meclisi yüzün tamamının örtülmesini fiilen yasaklayan bir yasayı kabul etti. Yasak, burka veya peçe giyen kadınlara yönelikti. Aktivistler, yüzün tamamen örtülmesi yasağını kınayarak, bu yasağın haksız yere Müslümanları hedef aldığını ve göçmen karşıtı duyguları körüklediğinin altını çizdi. Yasakla bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek mağduriyetler arasında, dinî inançları gereği yüzünü örten kadınların sosyal hayattan dışlanma riskinin bulunması da yer alıyordu.

“İmam Yasaları”

“Danimarka Hukukunu ve Değerlerini Sarsmaya Çalışan Dinî Vaizleri” hedef alan beş yasa yürürlüğe geçirilmişti. Mart 2016’da ulusal bir televizyon kanalında, bazı cami imamlarının Danimarka yasalarına aykırı görüşler vaaz ettiğine dair yayımlanan bir program hararetli siyasi tartışmaları tetiklemişti. Mayıs 2016’da bu tartışmaların sonucunda hükûmet, “Danimarka yasalarını baltalamaya çalışan dini vaizleri hedefleyen” ve paralel bir hukuk anlayışını destekleyen girişimler konusunda siyasi bir uzlaşıya vardı. Uzlaşı neticesinde, 2016’nın sonu ve 2017’nin başlarında “imam yasaları” olarak da bilinen bir dizi yasa tasarısı meclisten geçti. Tasarılar, ifade özgürlüğünün ve potansiyel olarak din veya inanç özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin endişeleri artırmıştı. Kanunlarda bulunan bazı belirsizlikler ise bireylerin, kendi eylemlerinin hukuka aykırı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini anlamasını zorlaştırıyordu.

Bu yasa tasarıları muhtemelen çok az sayıdaki bir grubu hedef alsa da, tüm dinî topluluklara, özellikle de Müslümanlara ve onların liderlerine karşı devlet nezdinde duyulan bir güvensizliğin ifadesi olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.

Dinî azınlıkları hedef alan en tartışmalı tekliflerinden biri de 2019 yılında Sosyal Demokrat partinin ülkedeki dinî cemaatlerin ibadethanelerinde verdikleri vaazları Danca’ya çevrilmesini öngören seçim vaadiydi. Henüz bir yasa tasarısına dönüştürülmemiş olan bu vaat 2021’de hükûmet programına dahil edildi. “Radikal İslam”ı hedef aldığı söylenen bu yasa önerisi, sadece Müslümanlar degil aynı zamanda Hristiyan topluluklar tarafından da büyük endişe ve tepki ile karşılandı. Zira yasadan Hristiyan cemaatler de olmak üzere çok sayıda azınlık inanç topluluğunu etkilenecekti. Cemaatlerin vaazlarını Danca’ya tercüme etmesi hem zahmetli hem de masraflı olacak, ayrıca bu uygulama devletin Danca dışındaki dillerde ibadet eden Müslüman ve diğer inanç topluluklarına şüpheyle baktığı izlenimini doğuracaktı.

MENAPT Uygulaması

Danimarka hükûmeti 2021’de hayata geçirdiği bir politikayla göçmenleri köken ülkelerine göre sınıflandırıyor. Kısaca MENAPT olarak adlandırılan ve Ortadoğu, Kuzey Afrika, Pakistan ve Türkiye’den gelen göçmenler diğer ülke vatandaşlarına göre pek çok alanda örneğin vatandaşlık başvurusu ve konut ediniminde farklı bir değerlendirmeye tabi tutuyor. MENAPT bölgesinde yer alan ancak çoğunluk toplumu Müslümanlardan oluşmayan İsrail, Etiyopya ve Eritre gibi ülkelerin bu uygulamanın dışında tutulması ise sadece Müslüman göçmenlerin hedef alındığı iddialarını güçlendiriyor. 

Avrupa İslamofobi 2021 raporu, Danimarka vatandaşlığı için yapılan başvuruların, Kuzey ülkeleri, diğer Batı ülkeleri, MENAPT ülkeleri ve diğer “Batılı olmayan” ülkeler olarak sınıflandırıldığını ortaya koyuyor. Danimarka İnsan Hakları Enstitüsünün 2021 raporuna göre ise Danimarka’da doğan ve büyüyen Müslümanların yüzde 35’inin Danimarka vatandaşlığı bulunmuyor. 

Dönemin Entegrasyon Bakanı Mattias Tesfaye, desteklediği MENAPT sınıflandırmasının ülkede işlenen suçun kökenini daha iyi anlamak açısından da yararlı olduğunu ileri sürmüştü.

Kur’an Yakma Eylemleri

Şimdiye kadar bu yazinin odak noktası din veya inanç özgürlüğünün sınırlandırılması iken, son yıllarda farklı yönde ilerleyen bir başka hukuki girişim daha bulunuyor. Danimarka hükûmeti, Danimarka’da herhangi bir kutsal kitaba saygısızlık etmeyi suç olarak tanımlayan bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor.

Adalet Bakanı Peter Hummelgaard, hükûmetin yasa teklifinin, Danimarka’nın yabancı bayrak yakma konusundaki mevcut yasağını, “dinî bir topluluk için dinî öneme sahip nesnelere uygunsuz muameleyi” de kapsayacak şekilde genişletilmesi anlamına geldiğini söyledi. “Tasarı, örneğin Kur’an’ı veya İncil’i herkesin önünde yakmayı cezalandıracak. Yalnızca halka açık yerlerdeki veya daha geniş bir çevreye yayılma niyeti taşıyan eylemleri hedef alacak” diyen Hummelgaard, bunun para cezası veya iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabileceğini de sözlerine ekledi.

Bu yasa tasarısı, Danimarka ve İsveç’te son aylarda İslam karşıtı ve aşırı sağcı kişi ve grupların şehir meydanlarında, cami ve dış ülke temsilcilikleri önünde art arda polis koruması altında gerçekleştirdikleri Kur’an yakma eylemlerine Müslüman ülkelerden gelen yoğun tepkilerin ardından geldi.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi#0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler