İntihar, Bozuk Kameralar ve Bitmeyen Şüpheler: Jeffrey Epstein Nasıl Öldü?
Jeffrey Epstein’in cezaevindeki ölümü resmî kayıtlara intihar olarak geçti; ancak yıllardır aksi yöndeki iddialar gündemden düşmedi. Kamuya açılan belgeler, olayın arkasında gizli bir kaçıştan ziyade ağır bir ihmaller zinciri bulunduğunu gösteriyor. Hücrede yalnız bırakılması, zorunlu kontrollerin yapılmaması, kamera arızaları ve yıllar sonra ortaya çıkan tartışmalı not, Epstein dosyasındaki şüphelerin neden hâlâ canlı kaldığını ortaya koyuyor.
2008’de cinsel suçlu olarak hüküm giymesine rağmen uzun yıllar siyaset, akademi ve ekonomi dünyasındaki üst düzey isimlerle ilişkilerini sürdüren Amerikalı milyarder finansçı Jeffrey Epstein’in, arkasındaki güçlü isimleri korumak için öldürüldüğü iddialarından, aslında hiç ölmediği ve kaçırıldığı yönündeki teorilere kadar geniş bir spekülasyon dalgası kamuoyunu meşgul etmeye devam ediyor. Son olarak The New York Times’ın ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı soruşturma belgeleri ve hapishane kayıtlarına dayandırarak yayınladığı rapor, intihar süreci ve o dönem cezaevinde yaşanan ihmalleri de yeniden gündeme taşıdı.
Jeffrey Epstein Nasıl Yakalandı?
The New York Times’ın raporuna göre süreç, 6 Temmuz 2019 tarihinde New Jersey’deki Teterboro Havalimanı’nda düzenlenen gizli bir operasyonla başladı. Fransa’nın başkenti Paris’ten dönen Jeffrey Epstein, jetinin iniş yapmasının ardından uçağa giren federal ajanlar tarafından tutuklandı. Hakkında reşit olmayan çocukların cinsel ticareti suçlamasıyla 45 yıla kadar hapis cezası öngören gizli bir iddianame hazırlanan Epstein, Manhattan’a götürülürken araçtaki emniyet görevlilerine “Seks ticareti meselesi mi? Reşit olmayanlarla mı ilgili?” sorularını yönelten Epstein, işlemler sırasında resmi kayıtlara geçen, “Bu gerçekten çok kötü.” ifadesini kullandı.
Aynı gece Lower Manhattan’daki Metropolitan Correctional Center (MCC) adlı federal hapishaneye sevk edilen Epstein, cezaevi kayıtlarına 76318-054 mahkum numarasıyla geçti. NYT tarafından ele geçirilen cezaevi içi yazışmalara göre, hapishane çalışanı Elba Torres, hücresinin önünden geçerken Epstein’in durumunu perişan, sersemlemiş ve içine kapanık olarak rapor etti. Torres, cezaevi personeline gönderdiği bir e-postada, “Olası intihar düşüncelerini önlemek adına Psikoloji bölümünden birinin gelip onunla konuşmasını sağlayabilir miyiz?” diye sordu. Bu not, Epstein’in 35 gün sonra bir gardiyan tarafından ölü bulunacağını adeta öngörmüş gibiydi.
Epstein’in Cezaevi Günleri ve İlk İntihar Girişimi
Jeffrey Epstein’in sevk edildiği Metropolitan Correctional Center (MCC), fiziki yetersizlikleri ve kötü yönetim koşullarıyla bilinen bir cezaeviydi. Güvenlik gerekçesiyle genel koğuştan Özel Barınma Birimi’ne (SHU) nakledilen Epstein, burada dört cinayetten yargılanan eski polis memuru Nicholas Tartaglione ile aynı hücreye yerleştirildi. Cezaevi Psikoloğu Elissa Miller, Epstein ile yaptığı ilk görüşmelerde sanığın intihar riskini düşük olarak rapor etti.
Ancak 18 Temmuz’da mahkemenin kefalet talebini reddetmesi, bir kırılma noktası oldu. Epstein ile aynı hücrede kalan Tartaglione’nin ifadelerine göre Epstein, bu tarihten sonra yatak çarşaflarından düğüm yapmaya başladı. Hücrede tuttuğu notlarda uykusuzluktan ve “pedofil” olarak damgalanmaktan yakınan Epstein, 23 Temmuz gece yarısı boynunda turuncu bir bez ilmekle hareketsiz halde bulundu ancak yapılan acil müdahaleyle hayatta kalabildi.
Cezaevi yönetimi ve psikologlar da ilk etapta bu girişimi, sanığın “Beni malikaneme gönderin; yoksa kendime ya da bir başkasına zarar vereceğim.” mesajı iletmek ve sistemi manipüle etmek için yaptığı bir oyun olarak yorumladı. Epstein olaydan sonra ise çelişkili ifadeler verdi. Önce hücre arkadaşı Tartaglione’nin kendisine saldırdığını iddia etti, saatler sonra hiçbir şey hatırlamadığını öne sürdü, bir hafta sonra ise avukatına olayın şakalaşırken olduğunu söyledi. Bu tutarsızlıklar, intihar girişiminin ev hapsi koparmak için kurgulanmış bir strateji olduğu izlenimini güçlendiriyordu.
Hücrede bulunan bir intihar notu ise ancak yıllar sonra adli dosyaya girdi. Tartaglione’nin, kendisini temize çıkarmak amacıyla avukatlarına teslim ettiği notta Epstein, şu ifadeleri kullanmıştı: “Beni aylarca araştırdılar. Hiçbir şey bulamadılar!!! Veda etmek için insanın kendi zamanını seçebilmesi bir lütuftur. Benden ne yapmamı istiyorsunuz, hıçkırarak ağlamaya başlamamı mı? Bu hiç eğlenceli değil, değmez.”
Epstein’in Öldüğü Gece Hapishanede Neler Yaşandı?
New York Times’ın (NYT) aktardığına göre, İlk intihar girişiminin ardından altı gün boyunca şeffaf duvarlı bir psikolojik gözlem hücresinde tutulan Jeffrey Epstein, 29 Temmuz’da Psikolog Elissa Miller tarafından intihar riski bulunmadığı gerekçesiyle yeniden Özel Barınma Birimi’ne (SHU) sevk edildi. Bu sefer Epstein, 30 Temmuz’da uyuşturucu kaçakçılığı davasından yargılanan Efrain Reyes ile aynı hücreye yerleştirildi.
Reyes, verdiği ifadede, gardiyanların Epstein’in tehditvari talepleri karşısında çekindiğini, bu nedenle sanığa aslında yasak olan fazladan kalem ve yatak takımı gibi malzemeleri sağladıklarını belirtti. Psikolog Elissa Miller Epstein’ in tekrar intihar etmesi durumunda içeride haber verecek biri olsun diye “Kesinlikle yalnız kalmamalı.” kararı vermişti. Bu karara rağmen, Epstein’in oda arkadaşı Reyes 9 Ağustos sabahı Queens’teki bir federal tesise sevk edildi. Sonrasında görevli infaz koruma memurlarının bu durumu üstlerine iletmelerine rağmen hücreye yeni bir mahkum yerleştirilmedi ve Epstein hücrede tek kaldı.
Analiz edilen cezaevi güvenlik kamerası verilerine göre, o gece kameraların yarısını teknik bir donanım arızası nedeniyle kayıt yapmadı. Açık olan tek kameranın ise Epstein’in hücresinin bulunduğu koridora giden merdivenlerde tam olarak teşhis edilemeyen bir insan hareketliliği kaydetti. FBI müfettişlerinin notlarında “Bir mahkum sevkiyatı olabilir.” şeklinde geçen bu belirsiz görüntü, şüpheleri artıran detaylardan biri oldu.
O gece Epstein’in biriminde görevli gardiyanlar 16 saati aşan vardiyalar nedeniyle uykusuzdu. Gardiyan masasında, “Epstein için her 30 dakikada bir zorunlu denetim yapılacaktır.” yazılı bir not bulunmasına rağmen, rutin kontrollerin aksatıldı. 10 Ağustos sabahı saat 06:30’da hücreye kahvaltı dağıtmak için gelen görevliler, Jeffrey Epstein’i ranza demirine turuncu cezaevi kumaşıyla asılmış halde buldu ve görevlilerin müdahalesiyle ilmek kesildi ve sağlık ekipleri çağrıldı.
Cezaevindeki İhmaller: Neden Epstein’in İntihar Etmediği İddia Ediliyor?
10 Ağustos sabahı hastaneye kaldırılan Epstein’in saat 07:36’da öldüğü açıklandı. Epstein’in ölüm haberinin ardından, olayın organize bir cinayet olduğuna dair iddialar sosyal medyada yayılmaya başladı. Kamuoyu, Epstein gibi bir mahkumun korunaklı bir hapishanede normal şartlarda ölmeyeceğini, mutlaka birileri tarafından susturulduğu veya gizli operasyonla kaçırıldığını düşündü.
İddialara rağmen resmî makamlar olayı “intihar” olarak kayda geçti. Çünkü her ne kadar ihmaller olsa da dışarıdan bir suikastçının ana kontrol merkezine yakalanmadan ve gardiyanlardaki üç ayrı fiziksel anahtarı ele geçirmeden o hücreye sızması lojistik olarak imkansızdı. Epstein’i öldürmek sadece bir-iki gardiyanın göz yummasıyla yapılabilecek bir şey değildi; hapishanenin ana kontrol merkezini, kilit sistemlerini ve hangi kameraların bozuk olduğunu önceden bilmeyi gerektiren çok karmaşık ve kusursuz bir planlama zorunluydu.
Ailenin tuttuğu ünlü patolog Michael Baden, Epstein’in boynundaki üç kemik kırığına bakarak bunun intihardan ziyade arkadan iple boğulma yani cinayet olduğunu savundu. Diğer uzmanlar ise bu kırıkların intihar vakalarında da normal olduğunu söyleyerek bu teze karşı çıktı.
Resmî soruşturma, dosyayı “ihmaller sonucu gerçekleşen bir intihar” olarak kesin bir dille kapatsa da, Epstein’ın ölmediğine veya susturulduğuna dair teoriler hâlen tartışılmaya devam ediyor. Hatta sosyal medyada Epstein’ın aslında kaçtığı ve canlı görüldüğüne dair bazı fotoğraflar da viral oldu. Basın ve teyit platformları tarafından incelenen bu görsellerin, yapay zekayla üretilmiş fotoğraflar olduğu kanıtlansa da komplo teorilerini durdurmaya yetmedi. Milyonlarca insan, Epstein’ın gizli “müşteri listesinin” ifşa olmasını önlemek için hücresinde öldürüldüğünü savunurken, suçlanan isimler siyasi görüşlere göre değişiyor. Cumhuriyetçi Partililer Clinton ailesini, Demokratlar ise Donald Trump’ı sorumlu tutuyor. Peki Epstein sırlarıyla birlikte o hücrede can mı verdi, yoksa sistem bir kez daha kendi kendini mi korudu? Karar sizin.