Yemenli Nabila Orta Doğu’da Terörle Savaşta Çifte Standartlar

Malala'nın Pakistan’daki çocukların eğitimi için geliştirdiği haklı duruş, tüm dünya tarafından takdirle karşılanıyor. Diğer yanda ise ismi bilinmeyen binlerce savaş mağduru çocuk var. Bunlardan biri de Nabila.

1 Ocak 2014

Düğün gününüzde ailenizin insansız hava araçlarının hedefi olduğunu düşünebiliyor musunuz? Bu tam da geçtiğimiz haftalarda Yemen’de gerçekleşen ve 17 suçsuz insanın ölümüyle neticelenen bir olaydı. Haber bültenleri olayın ayrıntılarını düğün davetlilerinin cansız bedenlerinin görüntüleri eşliğinde ekranlarına taşıdılar.

Şimdi bu olayın bir de farklı şekilde cereyan ettiğini düşünelim. Bu olayın, Yemen düğününü hedef alan bir insansız hava aracı saldırısı yerine, bir Amerikan düğününü hedef alarak birçok davetliyi öldüren, El Kaide tarafından gerçekleştirilen bir terör saldırısı olduğunu varsayalım. Şayet teröristler, “Düğünde şüpheli askerler vardı.” şeklinde bir savunma yapsa, bu argüman böylesi korkunç bir hareketi meşru gösterebilir miydi? Kaybedilen onca hayatın neden olduğu acıyı hafifletebilir miydi?

Çok az insan bu sorulara evet cevabı verecektir; fakat Yemen’deki insansız hava aracı saldırıları maalesef günlük hayatın bir parçası. Bu korkunç şiddet döngüsü, mantıklı gibi görünen açıklamalarla meşrulaştırılıp görmezden gelinse de hız kesmeden devam ediyor. Terörle savaşa kurbanlar arası bir hiyerarşinin var olduğu derin bir takiyye anlayışı hakim. Kimi masumların zarar görmesi kamuoyunda tepkiye neden olup, mağdura karşı duyulan derin bir sempatiyi beraberinde getirirken, kimilerinin ölümü ise sadece “sivil zayiat” olarak görmezden geliniyor.

Malala ve Nabila Arasındaki Fark

Malala Yusufzay, Pakistan’da Taliban tarafından hedef alınan masum bir genç kız ve eğitim aktivistiydi. Vurulduktan sonra Batılı ülkelerin en önemli başkentlerinde ağırlanarak, Batı medeniyetinin popüler bir propaganda konusu hâline geldi.

Malala şüphesiz harika ve cesur bir kız; bu nedenle herkes tarafından bir kahraman olarak kabul edilmeli. Fakat ona gösterilen bu teveccühün altından kesif bir riya kokusu yükseliyor. Zira onu insan hakları adına kutladıklarını iddia eden aynı Batılı yönetimler, Orta Doğu genelinde onun gibi çok sayıda küçük kız çocuğunu öldürmeye devam ediyor.

Bu duruma tipik bir örnek, Kuzey Pakistan’da gerçekleştirilen bir insansız hava aracı saldırısında babaannesinin ölümüne şahit olan Nabila Rehman isimli küçük bir kız çocuğu. Nabila yaşadığı kayıpla ilgili kongre oturumunda konuşmak üzere Washington’a gittiyse de açıkça görmezden gelindi. Onun konuşma yaptığı oturuma 430 temsilciden sadece 5 tanesi katılmaya tenezzül etti. Medya onun hikayesine yer vermediği gibi, yaşadığı acı, Batılı ünlülerin de ilgisini çekmeye yetmedi. Babaannesinin ölümünden sorumlu olan hükümetin aynı zamanda onu ve ailesini hiçe sayması, kullanılan insan hakları retoriğinin ardında samimi bir niyetin eksikliğine işaret eden zalimane bir tutum.

Savaş İkiyüzlülük Doğuruyor

Savaş zamanları çoğu zaman bireylerin ve toplumların hakikat anlayışlarını kaybetmelerine ve vatanseverlik güdüsüyle çarpık bir gerçeklik algısı geliştirmelerine neden oluyor. Malala Yusufzay övülürken, Nabila Rehman gibi nice küçük kız çocuğu mağdur ediliyor; zira hükümet kendisine, verdiği savaşın ahlaki açıdan üstünlüğünü iddia edebileceği bir sebep arıyor. Lakin bu savaşın hiçbir ahlaki yanı olmadığı gibi, ortada derin bir riyakârlık ve dünyanın çeşitli yerlerinde devam eden bu korkunç çatışmaların mağdur ettiği sessiz ve suçsuz insanlara uygulanan bir zulüm var. Batılı yönetimlere yakışan, özgürlük ve insan hakları üzerine sarfettikleri büyük kelimelerin hakkını vererek sebep oldukları çatışmaların bu masum kurbanlarını tanımak olurdu.

Fotoğraf: ©Flickr.com/isafmedia

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar