Portre Özgür Bir Ruh: Mevlana Ebu’l Kelam Azad

Mevlana Ebu’l Kelam Azad; Hint alt kıtasında yüzyıllar süren işgalci emperyalizmi reddeden, Hindistan Müslümanlarını harekete geçirerek sömürge döneminde bile İslam düşüncesinin yeşerebildiğini gösteren bir mücadeleci ve siyasetçidir.

Sevde Betül Ardahanlı 1 Kasım 2014

1888 yılında Mekke’de dünyaya gelen Mevlana Ebu’l Kelam Azad’ın asıl ismi Muhyiddin Ahmed’tir. Hindistan ve Orta Doğu’da tanınmış ve seçkin bir İslam âlimi olan Mevlana Hayreddin’in oğlu olan bu kıymetli şahsiyet kısaca Mevlana Azad olarak tanınmaktadır. Mevlana Azad’ın eğitim hayatı doğduğu şehir olan Mekke’de başlayıp ailesinin taşınmasıyla Kalküta’da devam eder. Mevlana Azad, Kalküta’da Arapça, Farsça ve İngilizce eğitimi alır; daha sonra Ezher Üniversitesi’nde eğitimini sürdürmek isteyerek Mısır’a gider. Okuduğu Batı dilleri ve tetkik ettiği ilimlerle birlikte Hindistan tarihine karşı büyük bir ilgi duyar. Bu ilginin bir neticesi olarak önce derin bir fikrî bunalım geçirir; ardından Hindistan’ın İngilizler tarafından işgalinin, kendisiyle kesin bir şekilde mücadele edilmesi gereken bir husus olduğuna inanır. Hindistan’ın İngiliz işgali dönemlerinde yaşayan Mevlana Azad, Hindistan’da Müslümanların öncülük ettiği bağımsızlık hareketinin en büyük liderlerinden biri olmuştur.

Her daim İngiliz yanlısı politikaları sert bir dille eleştirip Müslümanların hürriyeti için yılmadan mücadele gösteren Mevlana Azad, 20. yüzyılın başında henüz yirmili yaşlarına erişmeden Hindistan’da işgale karşı yayın yapan birçok dergi ve gazetede editörlük gibi görevler üstlenir. Bağımsızlık hareketinin en güçlü ayaklarından bir tanesinin kamuoyu oluşturmak olduğuna inanan Mevlana Azad’ın çıkardığı ilk dergi olan “Hilal”, onun İngiliz işgaline karşı takındığı tavır ve düşünceleri yansıtmıştır. Nitekim dergi, İngiliz karşıtı söylemler içerdiği gerekçesiyle 1916 yılında kapatılmıştır. Fakat bu karar Mevlana Azad’ı yıldırmamış, hemen ardından “Belağ” dergisi kurulmuştur. Haftalık yayımlanan Belağ’da Kur’an tercümesi ve tefsiri çalışmasına başlayacağını bildiren Mevlana Azad, İngiliz işgalciler tarafından tekrar sindirilmeye çalışılır ve bu kez Bengal’den sürülür. Sürgün ve mahkûm hayatı nedeniyle Belağ dergisi devam ettirilemez ve Kur’an tercümesi de tamamlanamaz.

Kendisiyle aynı dönemde yaşayan Gandi’nin başlattığı sivil itaatsizlik hareketine de destek veren Mevlana Azad, ülkenin birçok yerini gezmiş, İngiliz işgali aleyhinde konuşmalar yapmış ve Müslümanları işgale karşı çıkmak konusunda yüreklendirmeyi hedeflemiştir. 1920’de Hindistan Millî Kongresi’ne katılmasıyla birlikte İngiliz hükûmetine karşı boykot ilan eder. İnsanları, İngilizler tarafından idare edilen okul, meclis, resmî daireler ve askeriyeyi, ayrıca İngiliz mallarını boykot etmeye çağırır. Kitleleri harekete geçiren Mevlana Azad, büyük bir başkaldırının da böylece temellerini atar. Bunun üzerine İngilizler, toplantı ve konuşma hürriyetini kaldırır. Fakat Mevlana Azad bu duruma da itaat etmeme çağrısında bulunur. Nihai çözüm olarak İngiliz işgalciler Mevlana Azad ile birlikte elli bini aşkın insanı tutuklar.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Hindistan bağımsızlığını kazanır. Mahkûm hayatı sona eren Mevlana Azad yeni kurulan hükûmette birçok görev üstlenir. Bunlardan en önemlisi ilk Millî Eğitim Bakanı olmasıdır. Mevlana Azad’ın usanmadan sürdürdüğü mücadelesi ve bundan ötürü sergilediği örnek tavırdan dolayı doğum günü olan 11 Kasım, Hindistan’da Millî Eğitim Günü olarak kutlanmaktadır.

Mevlana Ebu’l Kelam, ismindeki “Azad” ekini sonradan kabul etmiştir. Farsça olan “azad” kelimesi hür ve kimseye bağlı olmayan anlamlarını taşımaktadır. Mevlana Ebu’l Kelam Azad, İslam âlemi için küçümsenmeyecek mücadeleler sergilemiş ve daima Müslümanların hür yaşamalarını arzulamıştır. Bu arzuyu kendi isminde de müşahhaslaştıran Mevlana Azad, hayatının sonuna kadar Millî Eğitim Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevlerini sürdürmüş, 1958 yılında ise vefat etmiştir.

ETİKETLER:
    • Salih Okur
      2020-05-10 07:25:53

      "Ezher Üniversitesi’nde eğitimini sürdürmek isteyerek Mısır’a gider." ifadesinin kaynağı nedir? Merhumun hakkındaki çalışmalarım onun Ezher'e kesinlikle gitmediği yönünde. Yoksa bunu Kul Sadi Yüksel beyin Azad merhum hakkındaki çalışmasından mı aldınız? Bilgilendirebilirseniz sevinirim Saygılar.

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar