Hollanda Türkiye Kökenlilerin Derneklerine Garip Gözetim

Hollanda’da İşçi Partisi’nin Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Lodewijk Asscher’ın Türk sivil toplum kuruluşlarına tatbik ettiği siyaseti eleştiren Türkiye kökenli iki milletvekili, partinin meclis grubundan ihraç edildi. Bu ihraç, son günlerde Hollanda’daki Müslümanlara yönelik garip bir seyir takip eden tartışmanın sonuçlarından sadece birisiydi.

Fatih Demirkan 1 Aralık 2014

Mart 2014’te zamanın T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda’yı ziyareti esnasında Hollanda kamuoyunu rahatsız eden bazı beyanlarda bulunmuş, bilhassa 9 yaşındaki bir Türk çocuğunun lezbiyen bir aileye verilmesini tenkit etmişti. Bu tenkit Hollanda Başbakanı Mark Rutte tarafından Hollanda’nın iç işlerine karışılması olarak algılanmış ve başbakan yardımcısı Asscher de Türkiye’nin bu hadiseye dâhil olmasını münasebetsizlik olarak nitelemişti. İşçi Partisi’nden Keklik Yücel ise Türkiye’nin bu hareketinin hatalı ve sinir bozucu olduğuna dair beyanatlarda bulunmuştu. Bu hadise, Türkiye kökenli Müslümanların kuruluşlarının da meseleye dâhil edilmesiyle farklı bir boyut kazandı. Nitekim Erdoğan’ın ziyaretinden hemen sonra Asscher, Türkiye kökenlilerin kuruluşlarının denetleneceğini belirtmişti.

Türkiye Kökenli Müslümanların Dernekleri Entegrasyona Engel Mi?

29 Mart 2013’te Asscher parlamentoya Hollanda’daki Türkiye kökenliler ve onları temsil eden kuruluşlar hakkında bir mektup gönderdi. Mektubunda bir araştırmaya göre Türklerin diğer azınlıklara nazaran daha içe dönük ve kapalı olduğunu iddia ederek bu organizasyonların entegrasyona engel teşkil edip etmediğini araştırmak istediğini belirtti. Asscher mektubunda, Türkiye kökenlilere hizmet sunan kuruluşların Hollandalı Türkler üzerindeki tesiri, yurt dışından (yani Türkiye’den) gelen etki ve bu kuruluşların şeffaflığı hakkında soru işaretleri bulunduğunu belirtiyordu. Bunun ardından Bakanlık, Millî Görüş, Diyanet, Süleyman Efendi müntesipleri ve Gülen cemaatini tahkikata konu edilecek teşkilatlar olarak tespit etti ve Türk cemiyetlerini “paralel cemiyetler” olarak isimlendirdi. Nico Landman ve Thijl Sunier isimli sahasında uzman iki profesör bu kurumları araştırmak için vazifelendirildiler.

Araştırma ilk etapta sadece matbu eserlerden istifade edilerek gerçekleştirildi. Çıkan netice ise bakanı memnun etmedi. Çünkü araştırmada onun arzuladığının aksine Türkiye kökenlilerin kuruluşlarının entegrasyona engel teşkil etmekten ziyade güçlendirdiği ortaya çıkmıştı. Bu hayal kırıklığı Eylül 2014’te Asscher tarafından meclise yazılan mektupta kendisini gösterirken, bu yaklaşım Türkiye kökenlilerin kuruluşlarında soru işaretlerine sebep oldu.

Bu esnada araştırmanın entegrasyon konusundaki neticeleri başka bir tahkikatı engellediğinden bu kuruluşların entegrasyona faydası olduğu, ama ilgili kurumların bu durumu sadece güç ve Türk-İslam başlıklı kültürel kimlikleri için kullandıkları ortaya atıldı. Bu derneklerin mensuplarının etnik, kültürel ve dinî kimliklerini muhafaza yönündeki çalışmaların Tayland hüviyetini korumaya muvafık olması mı bekleniyordu; bunu anlamak güçtür.

Netice olarak Bakanlık, Türkiye hükûmetinin Hollandalı Türklere olan tesiri ve tahkikata tâbi olan kuruluşların şeffaf olmadıkları iddiası sebebiyle ilgili kurumların beş seneliğine mercek altına alınmasını istiyor. Gözetime dair muhtevanın ise Ocak 2015’ten itibaren parlamentoya ilan edilmesi düşünülüyor.

“Hollandalı Müslüman Gençler ve Arap Sonbaharı”

Hükûmetin entegrasyon politikasının müzakere edildiği 12 Kasım 2014’ten bir gün önce “Hollandalı Müslüman Gençler ve Arap Sonbaharı” isimli bir araştırma sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Forum Enstitüsü’nün Motivaction Şirketi’ne tevdi ettiği bu araştırmadan çıkan netice şaşırtıcıydı. Buna göre Türk gençlerinden yüzde 90’ı IŞİD’i desteklemekte ve bir o kadar genç de IŞİD’in gayrimüslimlere şiddetini hoş görmekteydi. Bu araştırmanın, geniş şekilde değerlendirilmesi gereken sonuçlarından öne çıkanlar şöyle özetlenebilir:

Araştırmada yüz yüze gerçekleşen görüşmelere katılan gençlerin çoğunun okuryazar olmadığı ve dijital cahil olduğu iddiası dile getirilmektedir. Hâlbuki devletin kendi istatistik bürosunun sayılarına göre o yaş gurubundaki gençlerde okuryazar olmayanların sayısı yüzde sıfır. Aynı mevzuda öne çıkan bir diğer zıtlık ise 2011’de bu gençlerin sosyal medya kullanımının yüzde 3’ten yüzde 66’ya çıkmış olmasıdır. Gençlerin dijital cahil olduklarıyla sosyal medya kullanım verileri birbiriyle örtüşmemektedir.

Katılımcıların yüzde 90’a yakını IŞİD’i ve gayrimüslimlere tatbik ettiği şiddeti desteklediğini söylediği hâlde bu gençlerin yüzde 93’ü devlet idaresinde hilafet değil demokrasinin uygunluğunu belirtmektedirler.
Adalet Bakanlığının emriyle bu sene Türklerin toplumdaki durumu hakkında bir tahkikat yapıldı. Netice olarak Hollandalı Türklerin aşırılaşmadıkları ve sosyoekonomik durumlarını düzelttikleri ortaya çıkmıştı. Bu tahkikatla bakanın işine çok yarayan son tahkikat arasında dağlar kadar fark bulunmaktadır.

Türkiye Kökenli Milletvekillerinin İhraçları

İşçi partisindeki Türkiye kökenli milletvekilleri Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk’ün Asscher’ın entegrasyon siyasetini bir Türk gazetesinde eleştirmelerinin Hollanda medyasına yansımasından sonra parti içi münakaşalar başladı. Parti Başkanı onlardan geri adım atmalarını ve bakanın entegrasyon siyasetini onayladıklarına dair bir beyanname imzalamalarını istedi. Bunu reddetmeleri üzerine partiden ihraç edildiler ve üyelikten de ihraç edilmeleri için süreç başlatıldı.

Bu hadiseyle Hollanda siyaseti ve medyasında ikiyüzlü bir tartışma başladı. İlk önce milletvekillerinin fikirlerinin değiştiği öne sürüldü. Daha sonra vekillere radikalleşme ithamı dile getirildi. Hatta, “Toplantıda sakalını taradı, çok ürkütücü.” tarzında twitler atıldı. İmzalamadıkları beyannamenin aslında sadece eleştirilen bakanın siyaseti hakkında olduğu söylendiği hâlde mesele partinin genel norm ve değerlerine muhalif oldukları iddiasına kadar geldi. İhraçlarının ardından vekiller, toplumun her kesimi için çalışmalarına devam edeceklerini, aşırı sağla da mücadele edeceklerini ilan ettiler.

Bir bakanın ufak bir araştırmayı bahane ederek Türkiye kökenlilerin kurumlarını beş sene mercek altına almak istemesi, bunu tam da hükûmetin entegrasyon siyasetinin müzakere edileceği günden bir gün önce ilan edilen ve güvenilir gözükmeyen başka bir araştırmanın neticelerine dayanarak gerekçelendirmesi, Hollanda’nın siyasi kültüründeki tehlikeli değişime işaret ediyor.

Fotoğraf: ©Adnan Şahin

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar