Filistin Sorunu Gözaltındaki Filistinli Çocukların Sayısı Artıyor

2015 yılının ekim ayından bu yana İsrail’de ve işgal altındaki topraklarda şiddet artarken İsrail hapishanelerindeki genç Filistinli sayısı da yüksek sayılara ulaştı. Kolay hedef olarak görülen çocuklar işgale karşı direnen Filistin halkını caydırmak ve korkutmak maksadıyla düzenli olarak gözaltına alınıyor.

Alessandra Bajec 1 Haziran 2016

İsrail Hapishaneleri İdaresi’nden alınan bilgilere dayanan Uluslararası Filistinli Çocukları Savunma Örgütü (DCIP) ve İsrail insan hakları topluluğu B’Tselem’e göre şu anda İsrail hapishanelerinde gözaltında 18 yaş altı 440 çocuk var ve bunların 104’ü 15 yaşın altında. Bu sayı İsrail ordusunun 2008 yılında elindeki verileri kamuoyuyla paylaşmaya başlamasından beri bildirilen en yüksek sayı.

İsrail güçlerinin tutukladığı Filistinli çocukların sayısı geçen yılın ekim ayından bu yana hem İsrail hem de Filistin tarafından gerçekleştirilen şiddetli saldırı dalgasıyla birlikte ciddi biçimde artış gösterdi. 2015 yılında İsrail’in süregiden zulmü, Mescid-i Aksa çevresinde artan gerginlik ve İsrailli yerleşimciler tarafından işlenen suçların karşılıksız bırakılmasına tepki olarak Batı Şeria ve Gazze’de yaygınlaşan huzursuzluğu müteakiben tutuklanan Filistinli çocuk sayısında artış oldu.

İsrail güçleri geçen yıl neredeyse her gün yaşanan ve yoğunluğu giderek artan şiddet ve saldırılardan bu yana Filistinlilere yoğunlaştırılmış güvenlik tedbirleriyle karşılık veriyor. İsrail tarafından gözaltında tutulan çocukların sayısındaki ani artışa neden olan kitlesel tutuklamalar da bu güvenlik tedbirleri çerçevesinde uygulanıyor. Filistin’in resmî istatistiklerine göre yalnızca 2015 senesinde 929’un üzerinde çocuk tutuklandı ve bu rakam önceki yıllarda tutuklanan çocuk sayısının oldukça üstünde. Aralık 2015’in sonunda ise yaşları 12 ila 15 arasında değişen 116 Filistinli çocuk İsrail tarafından gözaltında tutuldu.

Özelde gençlerin, genelde ise Filistinlilerin tutuklanması genç yaştaki Mohammed Abu Khdeir’in iki yerleşimci tarafından kaçırılarak canlı canlı yakılmasından sonra ayyuka çıktı ve sonrasında Filistinli gençler ile İsrail güçleri arasında Kudüs’te ve Batı Şeria’da çatışmalar patlak verdi.

Uluslararası Filistinli Çocukları Savunma Örgütü (DCIP) Avukatlık Birimi Koordinatörü Ivan Karakashian, “Bu çocuklar İsrail için yumuşak hedef.” diyor ve “Çocuklar üzerinde sıkı tedbirler uygulamanız durumunda halkı bütünüyle ele geçirmeniz çoğunlukla daha kolay olur.” diye ekliyor.

Avukat Karakashian’ın da iddia ettiği üzere İsrailli yetkililer askerî işgale karşı ortaya konacak her türlü direnişi bastırmak için bütün yolları deniyor. Filistinli çocuklar toplu cezalandırma için gerçekleştirilen tutuklama operasyonlarıyla sistematik olarak gözaltına alınıyorlar.

Gençlerin tutuklanması her zaman artan şiddet dönemlerine denk gelmese de bu tür kriz zamanlarında İsrail, genç nüfusun hizaya getirildiğinden emin olmak ve Filistinlilere göz açtırmamak için olası bütün yolları denemeye meyilli. İsrail güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan Filistinli çocuklar hakkında basına yansıyan raporlar bu korkunç eğilimin nasıl da “olağan” hâle geldiğini gösteriyor.

Mohammed Ghaith, Fadi Abbasi ve Kathem Sbeih; 17 yaşlarındaki bu üç Doğu Kudüslü genç Ekim 2015’te tutuklandı. Bu çocuklar yaklaşık dört yıl idari gözaltında tutulan ilk çocuklar oldular. Bu gençler gözaltı emirlerinin sona erdiği 19 Ocak’ta serbest bırakıldılar.

Geçtiğimiz nisan ayında gözaltına alınan en genç kız çocuğu olan 12 yaşındaki Dima al-Wawi illegal bir İsrail yerleşkesinde adam öldürmeye teşebbüsten İsrail hapishanelerinde iki buçuk ay kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Kendisine aslında dört buçuk ay ceza verilmiş olan al-Wawi serbest bırakılması için ailesinin yaptığı başvurular sonrasında ödenen 8.000 Şekellik (2.100 Dolar) tazminat ile ceza süresini sonlandırdı.

Mart ayının başlarında yaşları 14 ila 17 arasında değişen yedi Filistinli çocuk Doğu Kudüs’ün bir mahallesinde İsrail arabalarına taş atmaktan, bir yıldan üç yıl üç aya kadar değişen sürelerle hapis cezasına çarptırıldı. Bu yedi gencin hepsi cezalarının infazından önce sekiz ay ev hapsinde tutuldular.

Filistinli tutsak hakları derneği Addameer’in tahminlerine göre yaklaşık 700 Filistinli çocuk her yıl İsrail Ordusu tarafından gözaltına alınıp, sorguya çekilip tutuklandıktan sonra İsrail askerî mahkemeleri tarafından yargılanıyor. DCIP’e göre dünya üzerinde her yıl yüzlerce çocuğu sistematik olarak askerî mahkemelerde yargılamakta olan başka bir ülke yok.

İnsanları gözaltına almak istisnai bir tedbir olması gerekirken idari gözaltı İsrail tarafından yaygın olarak şüpheli kimseleri tutuklamak, kovuşturma yapmak ve yargılamak için ceza yargılama sistemine bir alternatifmiş gibi kullanılıyor. Ekim 2015’ten beri İsrailli yetkililer çocuklara karşı bu tedbirin kullanımını genişleterek gittikçe daha sık idari gözaltı emri çıkarıyorlar.

DCIP Avukatlık Birimi Koordinatörü Karakashian’ın açıklamasına göre, “İsrail, bazı suçlardan sorumlu tutmak yerine çocuklara karşı suç isnadında bulunacağı fakat yeterli delil bulunmayan her durumda idari gözaltını kullanıyor.”

Karakashian İsrail’in idari gözaltını keyfi olarak kullanmasına ilişkin şu soruyu soruyor: “Bu çocukların gözaltı süreleri dolduktan sonra nasıl olup da artık birer güvenlik tehdidi olmaktan çıktıklarını merak ediyor musunuz? Hapiste geçirdikleri birkaç ayda neler değişiyor?”

Esasında yeterli delil olmadığından hiçbir biçimde tutuklanmaması gereken genç Filistinliler tutuklama emri olmadan şüphe üzerine gözaltına alınıyorlar. İsrailli yetkililer daha fazla delil toplasın ve gözaltı emri sona erdiğinde çocukları cezaya çarptırabilsinler diye çocuklara sıklıkla en az üç aylık gözaltılar uygulanıyor.

Addameer’in tahminlerine göre İsrail tarafından gözaltında tutulan Filistinli çocukların sayısı geçen yazdan bu yana yaklaşık üç katına çıktı. İdari gözaltılar ise kovuşturma ya da mahkeme olmaksızın sayısız gözaltını mümkün kılıyor.

Filistinli gençlerin idari gözaltına alınmalarının nedeni net olmasa da yaygın olarak atıfta bulunulan suçlamalar taş atma, molotof kokteyli atma ya da sosyal medyada yapılan “provokasyon”lar.

Öte yandan Filistinli çocukların hakları tutuklama, sorgulama ve gözaltı esnasında pek çok şekilde ihlal ediliyor. DCIP Ocak 2012 ve Aralık 2015 arasında gözaltına alınan 429 Filistinli çocuk vakası belgeledi. Tanıkların verileriyle ortaya çıkan sonuçlar İsrail’in çocukların hapsedilmesine ilişkin endişe veren eğilimini gösteriyor.

Gençler genelde gece yarısı yataklarından alınarak, İsrail askerleri tarafından doğrultulan namlular eşliğinde sürüklenerek gözaltına alınıyor. Vakaların yüzde 97’sinde çocuklar avukatları ya da yetişkin bir aile ferdi yanlarında bulunmaksızın sorguya çekilmiş. Yüzde 88’inde ise tutuklanmalarının nedeni hakkında ve de haklarına dair bilgilendirilmemişler. Oysa gençlerin sessiz kalma hakkı ve soruşturma öncesi bir müdafiye ulaşma hakkına sahip olmaları gerek.

İsrail’de hapsedilen çocuk tutuklular, ailelerin büyük çoğunluğu gözaltındaki çocuklarını ziyaret edebilmek için giriş izni alma mücadelesi verdiği için ebeveynlerini genelde üç aylık periyodun sonuna doğru yalnızca bir defa görebiliyorlar. Bu aynı zamanda çocukların tutuklanma, sorgulanma ve hapsedilme süreçlerini herhangi bir destek olmaksızın tek başlarına yaşadığı anlamına geliyor.

Gençlerin yaklaşık yüzde 52’si üç ila on iki ay arasında hapiste kalmış. İlaveten aileleri serbest bırakılmaları için 1.600 Şekel (450 Dolar) değerinde yüksek meblağlar ödemeye mecbur bırakılmış. Ödemedikleri takdirde ödenmemiş her 1.000 Şekel için her çocuk tutuklu hapiste dört hafta fazladan kalıyor.

66 kadar çocuk itirafa zorlamak maksadıyla sorgulama aşamasında tek kişilik hücrede tutulmuş. Çocuklar tecritte yaklaşık 13 gün kalmış. Hatta bir çocuk 45 gün boyunca tecritte tutulmuş. Karakashian bir yetişkinin iki günden fazla hücre hapsinde kalmasının BM İşkence Özel Raportörüne göre işkence anlamına geldiğine işaret ediyor ve uzun süreli tecride maruz bırakılan gençlerin yaşadığı hasara değiniyor.

Görüşme yapılan 429 çocuktan yüzde 75’i tutuklama ve sorgulama esnasında çeşitli fiziksel şiddet biçimlerine maruz kalmış. İsrailli askerlerin başvurduğu kötü muameleler arasında genellikle tokatlama, dövme, tekmeleme ve şiddetle itme var.

Pek çok Filistinli çocuk yetişkinlerle aynı hapishane ve gözaltı kurumlarında tutuklu kalıyor. Çocukların tutuklanması onların zihin sağlığında yıkıcı bir hasara yol açıyor. Tutuklu çocuklar çocukluklarını hızlıca geride bırakıyor ve çoğu bir ya da iki seneye kadar bu travmayı atlatamıyorlar.

Dahası genç Filistinliler salıverildikten sonra belli bir süre içerisinde başka bir suç işledikleri takdirde kendilerine genelde altı ila on iki ay arasında değişen bir ceza ve yeni suç için de ilave bir ceza veriliyor. Karakashian, “Tecil edilmiş kararlar çocukların başlarına bela oluyor. Çoğu tekrar tutuklanacağı korkusuyla evin, mahallenin dışına çıkmaktan ya da okula gitmekten korkuyor.” diyor ve “Şayet yakalanırlarsa hapiste geçirecekleri süre, muhtemelen ilkinden daha uzun oluyor.” diye ekliyor. 2015’te tecilli ceza süresi çoğu çocuk için iki-üç yıldan beş yıla çıkarılmış durumda.

İnsan hakları örgütleri uzun bir süre idari gözaltı uygulamasına karşı kampanya yürüttü. Nisan sonunda Uluslararası Af Örgütü idari gözaltı uygulamasına derhâl son vermesi noktasında İsrail mercilerine baskı yaparak ceza gerektiren bir suç işlememiş ve uluslararası standartlara göre mahkeme edilmemiş çocukları salıvermeleri, gözaltında bulunan tüm tutukluların aileleri ve avukatları tarafından düzenli olarak ziyaret edilebilmelerine izin verilmesi ve yetişkinlerden ayrı tutulmaları çağrısında bulundu.

DCIP araştırmacılarının gözlemlerine göre gözaltındaki çocukların sayısı son zamanlarda istikrarlı bir şekilde artış gösteriyor. Oysa uluslararası insan hakları hukukuna göre çocuklara gözaltı uygulaması sadece ve sadece en son başvurulacak tedbir olarak kullanılmalı ve gözaltına en kısa süreli ve en uygun alternatifler mevcut hâle getirilmeli. Ancak bu muamele 27’den fazla uluslararası sözleşme tarafından Filistinli çocuklara tanınan korumayı inkâr eden İsrail’de yakın gelecekte artarak devam edeceğe benziyor.

Fotoğraf: 2015 Issam Rimawi

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Tunus merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar