İslamofobi Raporu Avrupa’nın Favori Düşmanına Dair İlk Rapor

Avrupa çapındaki İslam düşmanlığını konu eden ilk rapor geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’na sunuldu. Rapora göre İslam düşmanlarının bu nefreti geliştirirken aslında Müslümanlara ihtiyacı yok.

Fabian Goldmann 1 Haziran 2016

Thomas K. getirdiği domuz kafalarını parmaklıklara astığı sırada İslam Kültür Merkezi’nin üyeleri futbol seyrediyorlardı. Aşırı sağcı Thomas K. Graz Camisi’nin minaresini kanla kirlettiğinde ise saat 23 sularıydı. Bundan önce aynı kişi Facebook üzerinden “Avrupa’nın İslamlaşmasına” savaş ilan etmişti: “Zamanı geldi! Haydi savaşa! İç savaş başlamalı!” Ne var ki bir heyecanla Müslümanlara savaş açan Thomas K.’nın bu girişimi polis karakolunda son buldu.

5 Mayıs tarihinde Graz’daki İslam Kültür Merkezi’ne yapılan bu saldırı sıra dışı bir durum teşkil etmiyor. Diğer ülkelerde olduğu gibi Avusturya’da da Müslümanlara ve onların kurumlarına yönelik saldırılar artıyor. Bununla beraber bu saldırının sıra dışı olan tarafı polisin önceden tanıdığı bu failin yoldan geçen dikkatli bir vatandaş sayesinde aynı gece tutuklanabilmiş olması. Bu gibi İslam karşıtı saldırılarda görülen artış ve güvenlik politikaları bağlamında bu soruna yeterli hassasiyetin gösterilmemesi uzmanların Avrupa çapındaki ilk İslamofobi raporunu hazırlamasının altında yatan iki neden.

2016 yılının Mayıs ayının başında “Avrupa İslamofobi Raporu” Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’na sunuldu. 37 uzman 25 ülkeye dair raporlarla Avrupa’daki İslam düşmanlığının ulaştığı seviyeye genel bir bakış sunuluyor ve siyaset ile toplumun bu sorunla nasıl başa çıkabileceğine ilişkin önerilere yer veriliyor. Araştırmayı hazırlayanlar özellikle mülteci krizi ve Fransa’da gerçekleştirilen terör olayları sonucunda saldırıların çoğaldığını ve Müslümanlara karşı ön yargıların arttığını raporluyorlar. Örneğin Charlie Hebdo’ya düzenlenen saldırının ardından Fransa’da gerçekleştirilen İslam karşıtı saldırılar beş kat artmış. Anketler gelinen noktada birçok ülkede halkın çoğunluğunun Müslümanlara karşı düşmanca bir tutum içinde olduğunu gösteriyor.

İslamofobi İçin Müslümanlara Gerek Yok

Bununla beraber İslam düşmanlığı sadece Fransa gibi büyük Müslüman azınlığa sahip ülkelere özgü bir sorun değil. Müslüman nüfusu yok denecek kadar az olan ülkelerde bile İslam karşıtı gruplar ve partiler büyük rağbet görüyor. Örneğin Macaristan’da aşırı sağcı Genç Demokratlar Partisi’nin (Fidesz) Başkanı Antal Rogán “Birleşik Avrupa Halifeliği’ne” karşı uyarıda bulunurken eski Kültür Müsteşarı László L. Simon olası bir yabancılaşmaya karşı koyabilmek için daha çok çocuk dünyaya getirme çağrısı yapıyor. Macaristan’ın Müslüman nüfusu yüzde yarım bile değil. Uzmanlar Litvanya, Polonya veya Slovenya gibi ülkelerde de İslam düşmanlığının “insanları harekete geçirmek için kullanılan başarılı bir araç” olduğunu tespit ediyor. Bu anlamda Müslümanlar gerçekte olduklarından daha fazla suça ve şiddete eğilimli olarak algılanmakla kalmıyor, aynı zamanda Müslümanların sayısı da belirgin ölçüde gerçek sayının üzerinde tahmin ediliyor. Bu sebeple raporun en önemli tespitlerinden biri şu: Müslüman karşıtı ırkçılık için aslında Müslümanlara ihtiyaç yok.

İslam Karşıtı Suçlar Kaydedilmiyor

“Geçmişte İslamofobi hakkında bir dizi iyi rapor hazırlandı, ancak bu raporlar tek tük ve az sayıda ülke için geçerliydi.” diye ifade ediyor Farid Hafez. Salzburg Üniversitesi’nde görev yapan siyaset bilimci, İstanbul’da bulunan Türk-Alman Üniversitesi’ndeki meslektaşı Enes Bayraklı ile birlikte bu ülkeler arası araştırmayı hazırlamış. Bundan sonra yıllık olarak yayımlanması planlanan raporun “Avrupa’da İslam düşmanlığı konusundaki tartışmalar için yeni bir zemin oluşturması” hedefleniyor.

Raporda Almanya için de İslam karşıtı birçok vakıa listeleniyor. Bunlar Pegida yürüyüşlerinden Köln Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Henriette Reker’e karşı düzenlenen bıçaklı saldırıya ve yılbaşı gecesi Köln’de yaşanan saldırılar sonucunda Alman medyasında İslam karşıtı klişelerin yayılmasına kadar uzanıyor. Bununla beraber Müslümanlara ve kurumlarına yönelik somut saldırılarda da artış var. Federal İçişleri Bakanlığı 2001 yılının başından 2016 Mart ayına kadar Müslümanların ibadethanelerine yönelik 416 siyasi motifli saldırı tespit etmiş durumda. Ancak İslami cemaatler ve ırkçılık karşıtı inisiyatifler bu husustaki asıl rakamın çok daha yüksek olduğunu söylüyor. Rapora göre bunun nedeni açık: “İslamofobiyle ilgili en sıkıntılı hususlardan biri Almanya’daki İslamofobik vakalara ilişkin güvenilir ve kapsamlı verilerin bulunmaması.” Almanya’da ve birçok diğer Avrupa ülkesinde, Graz’daki camiye yönelik gerçekleştirilen saldırıda da olduğu gibi İslam karşıtı suçlar polis tarafından kaydedilmiyor. Uzmanların İslam karşıtı suçların en azından kaydedilmesi yönünde siyasete yönelttiği talep, İslam düşmanlığı ile mücadelede kat edilmesi gereken yolun daha ne kadar uzun olduğunu gösteriyor.

Fabian Goldmann

Jena ve Şam’da Siyaset ve İslam Bilimleri eğitimi gören Goldmann, serbest gazeteci olarak çalışmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar