Birleşik Krallık İngiltere M&S Markasının Helal Hazır Yemek Ürünlerini Tartışıyor

Marks&Spencer firmasının geçtiğimiz ekim ayında helal hazır yemek alternatiflerini piyasaya süreceğini açıklamasının ardından ülkede helal gıda tartışması yeniden alevlendi.

Chris Allen 29 Kasım 2019

İngiltere’de 36 mağazada hizmet veren Marks&Spencer (M&S) İngiltere’de HFA’dan (Halal Food Authority) “helal sertifikası” aldığı kendi markasına ait helal hazır yemek ürünleriyle ülkedeki ilk büyük gıda perakendecisi olacağını açıkladı. Markanın satışa sunduğu helal hazır yemek ürünleri arasında chicken arrabbiata, tavuk ve mantar tagliatelle ve tavuk çorbası gibi geleneksel Asya mutfağı dışındaki sevilen tarifler yer alıyor. M&S böylelikle, büyüyen helal gıda pazarında kendilerine yer edinerek ciddi bir ticari gelir elde etmeyi umduklarını açıkladı.

İngiliz tekstil ve gıda markası M&S daha önce de okul forması ürün seçeneklerine başörtüsünü eklemesi nedeniyle büyük tepki almış ve hakkında online kampanyalar başlatılmıştı. #BoycottMarksAndSpencer etiketiyle başlatılan en son sosyal medya kampanyasında ise katılımcıların markanın helal hazır yemek ürünlerine karşı çıkma gerekçeleri arasında hayvan haklarından, helal kesimin barbarca olduğu iddialarına kadar pek çok neden sıralanıyor. Bu etiket altında yapılan yorumların içeriğine bakıldığında, İngiltere’de aşırı sağın son yıllarda Müslümanları ve İslam’ı karalamak için kullandığı retorikte helal gıda ile ilgili öne sürdüğü iddialara benzer söylemler dikkat çekiyor.

İngiliz Medyasının Helal Et Alerjisi

İngiltere’de helal et ile ilgili ilk kamuoyu tartışması 2014 yılında the Sun gazetesinin “Pizza Express’in Helal Sırrı” başlıklı haberi sonrası yaşanmıştı. Gazete pizza zincirinin müşterilerinin bilgisi olmaksızın onlara helal et yedirdiğini iddia ederken, haberin akabinde bunun gizli bir bilgi olmadığı, aksine restoran zincirinin ürünlerinde 2 yıldır helal kesim tavuk kullandığını kamuoyuyla paylaştığı ve bu konuyla ilgili farklı zamanlarda Twitter üzerinden paylaşımlarda bulunduğu ortaya çıktı.
Buna rağmen, haber değeri olmayan bu olay sonrası İngiliz basını büyümekte olan bir helal histerinin ateşini körüklemiş oldu. BBC; Marks & Spencer, Tesco, Morrisons ve Waitrose gibi market zincirlerinin gizlice Yeni Zelanda’dan ithal edilen helal kuzu eti sattıklarına dair bir haber yayımladı. Bu haberi Daily Mail gazetesinin milyonlarca İngiliz’e bilgileri olmadan helal et yedirildiği haberi izledi. Ardından the Mail gazetesi İngiltere’nin süper marketlerinin Müslümanlar tarafından gizlice ele geçirildiğini iddia ettiği haberinde kullandığı helal sertifikalı mezbahalara ait fotoğrafların yanına “Yüzden fazla koyunun dinî ritüele uygun kesildikten sonra acı içinde can çekiştiği görüldü.” yorumunu düştü.

Birleşik Krallık

İngiltereli Müslümanları Hedef Alan Aşırı Sağ’ın Nefret Radikalizmi

1 Kasım 2019

Bunlara ek olarak bir başka haberde Subway fast food zincirinin Müslümanlardan gelen baskılar sonrası yaklaşık 200 bayisinde domuz eti kullanımını yasakladığı öne sürüldü. Oysa ki M&S gibi Subway’in bu kararı da tamamen ticari amaçlar güdüyordu. Zira bahsi geçen bayilikler Müslümanların yoğun olarak yaşadığı ve domuz eti ihtiva eden yiyeceklerin tercih edilmediği bölgelerde yer alıyordu. Yapılan haberlerde dikkatlerden kaçan bu nokta, kararın yalnızca ticari kaygılarla alınan Müslüman müşterileri kazanma girişiminden başka bir şey olmadığıydı.

Müslüman Karşıtlığında Sembol Kavram: Helal Kesim

Helal kesim ve helal yiyecekler etrafında dönen histeri nöbeti derinleştikçe kamuoyu tartışmalarında kullanılan dilin aşırı sağ çevrelerce Müslümanlar ve İslam hakkında kullanılan söylem ve ifadelerle giderek daha fazla örtüştüğü gözlemleniyor. Aşırı sağın helal kesim ve bununla ilişkili uygulamaları Müslümanları kötülemek için nasıl kullanıldığına dair ilk örneği ırkçı İngiltere Ulusal Partisi’nin (İng. British National Party) 2005 yerel seçim kampanyalarında görmüştük. “Islam Out of Britain” (İslam İngiltere’den dışarı) başlıklı kampanyada helal kesim insanlık dışı bir uygulama olarak nitelendirilerek partinin bunu yasaklamak için lobi oluşturacağı vurgulanıyordu.
Üzerinden 10 seneden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen ve bugün artık siyasi arenada bir etkisi kalmamış olan BNP helal kesimin yasaklanması için lobi çalışmalarına hâlen devam ediyor. Bugünlerde İslam karşıtı siyasi bir partiden çok hayvan hakları savunucusu olarak sahneye çıkan parti, bu yılın başında Belçika’nın helal kesimle ilgili olarak kendi politikalarını benimsediğini iddia etmişti.

BNP gibi İngiliz Savunma Ligi de (İng. English Defence League – EDL) helal kesim ve benzeri pratiklere etkin bir şekilde karşı çıkıyor. EDL kuruluşundan 2 sene sonra 2011 yılında helal kesim karşıtı bir kampanya (İng. “Halal Campaign”) düzenledi. Helal kesimin zalimce -ve daha da önemlisi koşer kesimden çok daha zalimce- bir uygulama olduğu savıyla ileriki yıllarda ortaya çıkacak benzeri diğer kampanyalar arasında öne çıkıyordu. Helal et satan ve bunu ürün etiketinde belirtmeyen market ve restoranları tespit ederek taraftarları başta olmak üzere herkesi bu iş yerlerinin isimlerini açıklayıp onları boykot etmeye çağırıyordu. EDL’e göre etiketlemeden helal et satma uygulaması kendi ritüellerini İngiliz toplumuna dayatmayı amaçlayan Müslümanlar tarafından yürütülen çok daha geniş kapsamlı ve sinsi bir planın varlığının kanıtıydı. EDL’in lideri Tommy Robinson’un kendi ifadesiyle “sinsice ilerleyen şeriat” (İng. “creeping sharia”) İngiltere’de her alana nüfuz etmiş ve etmeye devam ediyordu.
Ancak aşırı sağcı Önce Britanya (Britain First) adlı hareketin helal et ve helal kesim karşıtlığı bu tartışmanın Müslümanları karalama amacıyla nasıl kötüye kullanıldığının anlaşılması için en iyi örneği sunuyor. Grubun 2016 yılında internet sayfasına yüklediği bir videoda grup üyelerinin Londra’da helal kesim yapan bir mezbahaya düzenlediği baskının görüntüleri yer alıyordu. Binaya zorla girerek İslam’ın “igrenç” ve “aşağılık”, helal kesimin ise barbarca olduğunu söyleyen Jayda Fransen adlı grup liderlerinden biri, İngiltere’de helal kesimhanelere ihtiyaç olmadığını, Allah’ın sahte bir tanrı ve şeytan olduğunu, mezbaha sahiplerinin terörizmi finanse ettiklerini ve İngiltere’nin Hristiyan bir ülke olduğunu iddia ediyordu. Tüm bu iddialar arasında dikkat çeken şey -en azından aşırı sağ için- helal kesimin Müslümanlar ve İslam’a isnat edilen birçok problem için ne derece sembolik bir anlama sahip olduğudur.

BİRLEŞİK KRALLIK

İslam Karşıtı Bir Şer İttifakı: UKIP ve Tommy Robinson

30 Ocak 2019

Kökleşmiş İslam Karşıtlığı

M&S’in yeni helal hazır yemek ürünlerini piyasaya sürme kararına karşı çıkan herkesin aşırı sağa destek verdiğini veya sempati duyduğunu söylemek yanlış olur. Şu hususta şüphe yok ki kesimhanelerde belli sıhhat standartlarının gözetilmesi gerekiyor ve ürünlerin daha düzgün etiketlenmesi konusunda da söylenecek pek çok şey var. Bununla birlikte, bir hayvanı öldürmenin hangi yöntemi gerçek anlamda “insancıl” kabul edilebilir bu da yine başka bir yerde tartışılması gereken ayrı bir konu.
Karşıt görüşlerin tümünü üzerinde düşünmeden topyekûn reddetmenin yanlış olabileceğini belirtsek de bu durum, İngiliz kamuoyunda tekrarlana gelen helal gıda karşıtı cinnet hâlinin büyük bölümünün İslamofobik olduğu ve Müslümanları ötekileştirme işlevi gördüğü gerçeğini değiştirmiyor. Müslümanların ülkeyi ele geçirmeye çalıştığını iddia edenler için bu konunun oldukça elverişli bir saldırı imkânı sunduğu ve kötü niyetli aşırı sağcı retorik ile bugün M&S helal hazır gıda ürünlerine karşı çıkanların söylemleri arasında güçlü benzerlikler olduğu gerçeğini de kabul etmemiz gerekiyor.

Kamusal alanda vuku bulan çok daha tehlikeli bir dip akımın varlığı dikkate alındığında, meşru olanı gayrimeşru bir yolla savunmamak veya aşırı sağın durumu kendi ideolojik çıkarları için manipüle etmesine izin vermemek çok büyük önem arz ediyor. M&S kendi markasına ait helal sertifikalı hazır yemek ürünleri pazarlayan son perakendeci olmayacağı gibi, İngiltere’deki helal yiyecek tartışması da yakın zamanda sonlanacak gibi görünmüyor.

Chris Allen

Birmingham Üniversitesi Sosyal Çalışmalar Enstitüsü’nde öğretim üyesi olan Dr. Chris Allen İslamofobi ve İslamofobik nefret suçlarının kurbanı olan Müslüman kadınlara dair çalışmalar yapmaktadır. Son kitabı “Contemporary Writings in Islamophobia volume 1: politics, women and social issues” (İslamofobi cilt 1 Çağdaş Yazarlar: siyaset, kadın ve sosyal konular”) kitapçılardan temin edilebilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar