Dosya: "Gönüllülük" Genç Kuşağın Gönüllülük Çalışmaları

DOSYA

Üçüncü ve dördüncü kuşak göçmen kökenli gençler ilk iki nesle kıyasla daha farklı gönüllülük faaliyetlerinde bulunuyor. Bu faaliyetlerin niteliğini anlamak için Almanya’da gençler tarafından yürütülen gönüllülük çalışmalarına göz atmakta fayda var.

Halit Furkan Çevik 3 Şubat 2020

Batı geleneğinde gönüllülüğün kökenleri Antik Yunan’a dayanmaktadır. Antik Yunan’da toplumsal hayata bireysel katkı, şehirde yaşayan her vatandaşın taşıması gereken vazgeçilmez bir ortak değerdi. Ünlü devlet adamı Perikles bu bağlamda: “Kentin toplumsal hayatına katkı sağlamayan kişi etkisiz değil, kötü bir vatandaştır.” demiştir. Bu sözler gönüllülük esasına dayanan çalışmaların işleyen bir toplumda her zaman büyük bir önem arz etmiş olduğunu göstermektedir. Gönüllülüğün temel unsurları Antik Yunan’dan Hristiyanlığa aktarılmış olsa bile, Hristiyanlığın gönüllülük çalışmaları alanında kendi geçmişi olduğu söylenebilir. Fakirlerin, hastaların, çocukların ve yardıma muhtaç kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kiliseye bağlı çeşitli kurumlar 1099 yılında kurulmaya başlanmıştır. Bu kurumların ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamak gibi temel bir görevi olsa da projelerinin odak noktasında sosyal prestij yer almaktadır. Aristokratlar ve din adamları diğerkâm faaliyetlerle sosyal itibarlarını yükseltmeye çalışmışlardır. Gönüllülük kavramının kökenleri de buraya dayanmaktadır. Gönüllü çalışmalar toplumda saygı kazanmak ve daha yüksek bir sınıfa geçebilmek için yapılmıştır.

Gönüllülüğün Faaliyet Alanları

Almanya’da gönüllülük esasına dayanan çalışmalar zikredilen her iki gönüllülük anlayışına dayansa dahi günümüzde gönüllü faaliyet kavramı altında bir bireyin ya da grubun ücret almadan çalışması anlaşılmaktadır. Burada gönüllü çalışma ile bireyin gelişimi de güvence altına alınabilmekte ve teşvik edilebilmektedir. Toplum içerisinde gönüllülük esasına dayanan çalışmalar işleyen sosyal sistem için temel bir unsurdur. Sanatsal faaliyetlerden ilk yardım faaliyetlerine kadar gönüllü çalışmaların yürütülebileceği alanlar büyük bir çeşitlilik gösterir. Aynı şekilde kriz durumlarında doğrudan destek sağlamaktan danışma merkezlerinin kurulmasına kadar çok çeşitli eylem alanlarından söz edilebilir. Faaliyet alanlarının çeşitliliğine rağmen gönüllü faaliyetlerin ortak paydasını birey oluşturur.

Dosya: "Gönüllülük"

Gönüllü Gönüller

2 Şubat 2020

Almanya’da Gönüllülüğün Kurumsal Çerçevesi

Almanya’da gönüllü olarak çalışanların büyük bir kısmı kilise, sendikalar veya partiler gibi geleneksel taşıyıcılara bağlıdır. Bu taşıyıcılar gönüllülük çalışmalarının neredeyse tüm alanlarında faaliyet göstermekte ve açık arayla en yüksek finansal desteği almaktadırlar. Buna rağmen bu tür kurumlar yeni gönüllüler bulma konusunda büyük sorunlar yaşamaktadır. Almanya’da genel nüfusun üçte birinin gönüllü olarak çalıştığı ve geleneksel taşıyıcıların neredeyse hiçbir mali sorununun olmadığı göz önünde bulundurulduğunda bu tür taşıyıcıların bünyesindeki gönüllü çalışanların sayısındaki düşüş şaşırtıcı olmaktadır.

Gönüllü çalışmalarda ciddi bir artış çevre, sağlık ve kadın haklarıyla ilgili alanlarda var olan sosyal hareketlerde gözlemlenmektedir. Bu tür çalışmalar henüz çok yenidir ve gündemleri çoğunlukla esnek ve dinamiktir. Hem dinamik karakter hem de düz hiyerarşiler birçok gence geleneksel taşıyıcılara kıyasla daha cazip gelmektedir. Sosyal hareketler ise yoğun talep görmelerine rağmen toplum içinde ne geleneksel kurumlar gibi bir yere ne de onların sahip oldukları finansal kaynaklara sahiptir. Geleneksel taşıyıcılarla yeni sosyal hareketlere olan rağbetin farklılık göstermesi sadece onların yapılarına bağlı değildir. Gönüllülük çalışmalarının arka planında yatan nedenler de bu tür farklılaşmaların önemli bir parçasıdır.

Diğerkâmlık ve Benmerkezcilik

Gönüllülüğün nedenlerini kabaca diğerkâmlık ve benmerkezcilik başlıkları altında inceleyebiliriz. Diğerkâmlık özverili ve fedakâr olmak ile tanımlanabilir. Bu anlayış diğer insanların mutluluğunu ve iyiliğini ön planda tutar. Sosyal sorumluluk da diğerkâmlığın bir başka yüzüdür. Özverili insanlar sosyal alanlarda diğer insanlar için sorumluluk üstlenirler. İnsanları sevmek ve komşu haklarını gözetmek gibi dinî yükümlülükler de diğerkâmlığın bir başka yansıma alanı olmaktadır. Diğerkâmlığın karşısında benmerkezcilik yer alır. Benmerkezci kişi yaptığı gönüllü çalışmaları kendisi için yapar. Kişi kendi hayatının anlamını ve amacını gönüllü çalışmalarla bulabilir. Bu durum sadece bir işte çalışmayan kişiler için değil aynı zamanda kendi meslek hayatında tatmini sağlayamayan veya kendilerini geliştirmek için başka bir yol arayan kişiler için de geçerlidir. Sosyal aidiyet hissine duyulan ihtiyacın bir kurum içerisinde giderilmek istenmesi de benmerkezci anlayışın tezahürlerindendir. Böylelikle gönüllü çalışmalar kimsesizliğin ve yalnızlığın önlenmesine de yardımcı olur. Gönüllü faaliyetler için benmerkezci bir diğer neden de bu çalışmaların mesleki yeterlilikte referans olarak kullanılmasıdır. Ekip çalışmasına yatkınlık ve iletişim becerileri gibi temel beceriler gönüllü çalışmalar yardımıyla, örneğin üniversite grupları bünyesindeki gönüllü çalışmalarla öğrenilebilir. Gönüllü çalışmaların kazandırdığı sosyal prestij de kişinin kariyeri için destekleyici olabilmektedir. Buna örnek olarak siyasi partilerin gençlik kollarını gösterebiliriz.

Dosya: "Gönüllülük"

Gönüllü Çalışmalar Aracılığıyla Sosyal Bütünleşme

3 Şubat 2020

Üçüncü ve Dördüncü Neslin Yürüttüğü Gönüllülük Çalışmaları

Almanya’ya gelen ilk misafir işçiler dernekleri kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurmuşlardı. Bu tür derneklerin birincil hedefleri arasında dinin, kültürün ve dilin teşvik edilmesi vardı. Onlar bu dernekler kurulmadan önce gönüllü çalışmalar yapmak için ne finansal kaynaklara ne de bünyelerinde faaliyet gösterebilecekleri kurumsal yapılara sahip değillerdi. Bu kişiler kendilerini geliştirmek ve sosyal entegrasyona duyulan ihtiyacı karşılamak amacıyla ilk yapıları kurmuşlardır. Bu yapılar genelde birinci ve ikinci kuşağın bireysel kaynakları ile finanse edilmiştir ve bugün bu yapılar gönüllü çalışmalar için müracaat merkezleri olarak hizmet vermeye devam etmektedir.

Üçüncü ve dördüncü kuşak ise gönüllülük çalışmalarının yürütülmesine yönelik olarak temel yapıları hazırlamak zorunda değildirler. Kendi cemaatlerinde mevcut olan bu yapılar onlara hem kendilerini geliştirmeleri hem de sosyal bir sorumluluk taşıdıklarının farkına varmaları için yeterli bir alan sunmaktadır. Üçüncü ve dördüncü kuşağın gönüllülük çalışmaları bu bağlamda önceki neslin çalışmalarından farklılık göstermektedir. Genç nesil yaşadığı topluma karşı taşıdığı sorumluluğun farkına varmakta ve bu toplumun bir parçası olarak aktif bir şekilde çalışmaktadır. Açık Cami Günleri bu anlamda güzel bir örnek teşkil etmektedir. Ayrıca üçüncü ve dördüncü nesillerin çalışmaları büyük ölçüde gençliğe yönelik çalışmalardır. Her cemaatin kendi gençlik birliği vardır ve düzenli olarak gençlere yönelik aktiviteler düzenlemektedir. Gençlerin diğer gençlere yaptığı yardımlar bu nesillerin gönüllülük çalışmalarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ayrıca bu nesil gönüllülük çalışmaları sayesinde temel becerileri kazanabileceğini ve mesleki geleceğinde önemli avantajlar elde edebileceğini de fark etmiştir.

ÖZEL DOSYA

Sonuç olarak, üçüncü ve dördüncü neslin gönüllülük çalışmaları elbette geliştirilebilir. Temasların sağlanması ve güncel yönelimlerin önceden fark edilebilmesi amacıyla toplumun refahı için çalışan diğer taşıyıcılarla iletişim kurulmalıdır. Gündüz çocuk bakım evlerinin ve yaşlılara yönelik bakım evlerinin kurulması için yapıların hazırlanması da gelecekte gönüllü çalışmaların amaçları arasında yer alacaktır. Üçüncü ve dördüncü neslin gelecekte yürüteceği gönüllülük çalışmalarının alışılagelmiş çalışmalardan çok gerekli yapıların kurulmasına yönelik yapısal çalışmalar olacağını söyleyebiliriz.

Kaynakça

https://www.uni-bielefeld.de/bi2000plus/diskussionspapiere/DP_20_final.pdf

https://deutsches-ehrenamt.de/vereinswissen/ehrenamt/

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar