Dosya: "Gönüllülük" Gönüllü Çalışmalar Aracılığıyla Sosyal Bütünleşme

DOSYA

Sosyal bütünleşme ve gönüllü çalışmalar sosyal uygulamalarda oldukça revaçtadır. Her iki kavram giderek artan bir şekilde Almanya’da sosyal hizmet, politika ve toplum konularında yürütülen tartışmalara konu olmaktadır.

Misun Han-Broich 3 Şubat 2020

Sosyal Bütünleşme

Sosyal bütünleşme yakın geçmişte BM Engelli Hakları Sözleşmesi (2004) ve AB’nin yoksulluk tartışmalı bir yayını (bkz. Avrupa Birliği Konseyi 2006) ile güncellik kazanmıştır. Sosyal bir kavram olarak sosyal bütünleşme konsepti cinsiyetten, yaştan, kökenden, mensup olunan dinden, eğitim durumundan, olası engellerinden veya diğer bireysel özelliklerinden bağımsız olarak herkesin eşit muamele gördüğü ve kişilerin özgür iradeleri ile toplum hayatına katılabileceği bir toplumu tanımlar. Bütünleştirici toplumda bu toplumun münferit üyelerinin sağlamaya çalıştığı veya yerine getirmesi gereken bir “normallik” tanımı yoktur. Normal olan tek şey, farklılıkların mevcut olduğudur. Bu farklılıklar bir zenginlik olarak görülür ve bireylerin doğal katılım hakkı üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Toplumun görevi, hayatın tüm alanlarında, bu toplumun üyelerinin serbestçe hareket etmesini mümkün kılan yapılar oluşturmaktır.

Sosyal Entegrasyon

Sosyal entegrasyon, sosyal bütünleşme ile yakından bağlantılıdır. Bu kavramlar aslında çok farklı konseptleri temsil etse de genellikle birbirinin yerine kullanılmaktadır. Entegrasyon bir toplumun nispeten homojen bir çoğunluk toplumundan ve sisteme entegre edilmesi gereken daha küçük sınır gruplardan oluştuğunu varsayarken, bütünleşme toplumu ikiye bölen bu yaklaşıma yüz çevirmeyi temsil eder ve tüm insanları bireysel özelliklerinden ve koşullarından bağımsız olarak bütünün bir parçası olan, eşit haklara sahip bireyler olarak görür. Entegrasyon genellikle azınlık gruplarının hayat koşullarını ve yaşam tarzlarını uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan ve entegrasyon performansını öncelikle bu azınlıklar tarafından yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak gören “homojen bir toplum” hedefler. Ancak entegrasyona hem çoğunluk toplumun hem de daha küçük azınlık toplumların perspektifinden bakılmalıdır.

Ben bunu amacı ve tamamlanmış hâli bir bütünleşme olarak anlaşılabilecek “bütüncül bir entegrasyon” olarak adlandırıyorum. Sosyal bütünleşme, sosyal yapıların uygun hâle getirilmesi sayesinde kişilerin ve grupların bir bütüne dâhil edilmesi ve böylece sosyal ayrımcılığım önlenmesidir. Bu yapısal değişimin sonucu “heterojen toplumdur” (Bkz. Han-Broich 2018).

Sosyal bütünleşmeyi sağlayan önemli koşullar şunlardır:

  • Yeterli maddi güvence,
  • Eğitim ve istihdam alanında eşit katılım hakkı,
  • İstikrarlı temaslar ve ilişkiler (sosyal ağlara erişim),
  • Kişisel beceri ve yetenekler,
  • İnsan onuru ve insan hakları bakımından toplumun tüm üyelerini koruyan sosyal, kültürel, siyasi ve yasal koşullar.

Dernekler, hayır kurumları ve kiliseler bünyesinde gösterilen fahri çalışmalar “Uluslararası Gönüllüler Yılı 2001”den beri artmaktadır. Gönüllü çalışmalar günümüzde toplumun tüm alanlarına yayılmıştır ve siyaset, bilim ve kamu tarafından toplum entegrasyonunun vazgeçilmez bir parçası olarak kabul edilmektedir. Uygulamada (Almanya’da) gönüllü, ücretsiz ve kamu refahına yönelik çalışmalar sıklıkla “fahri görev” olarak da adlandırılmaktadır.

Dosya: "Gönüllülük"

Gönüllü Çalışmaların Dünü, Bugünü, Yarını

3 Şubat 2020

“Bütünleşme Sosyal Çalışmaların Ana İlkesidir”

Sosyal bütünleşme hem bir amaç hem de bir süreçtir ve politikanın, devletin ve sivil toplumun desteğinin yanı sıra bireysel olarak vatandaşların bunu kabul etmesini ve buna yönelik çalışmasını gerektirir. Bütünleşme sürecinin odağında genellikle dezavantajlı gruplar, yani bir veya birkaç özellik bakımından dezavantaj yaşama riski olan insanlar yer alsa da bütünleşme tüm insanlara yönelik bir kavramdır. Dezavantajlı gruplar örneğin gelirleri yoksulluk sınırının altında olan kişiler, engelliler, işsizler, evsizler, sorunlu aile ilişkilerinden gelen çocuklar, mülteciler, göçmenler ve genellikle bunların aile fertleridir. Gönüllü çalışma ve sosyal bütünleşme arasındaki çeşitli bağlar ampirik sosyal araştırmalarla net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Gönüllü çalışmalar, entegrasyon ve nihayetinde bütünleşme arasındaki bağlantı, mültecilerin veya göçmenlerin entegrasyonu örneği üzerinden açıklanabilir.

Mülteci krizlerinin üstesinden gelmek gönüllü çalışmalar olmasa mümkün olmazdı. Mülteci göçün zirve yaptığı 2015 yılında çok sayıda gönüllü yardımcı Almanya’nın neredeyse tüm şehirlerinde ve ilçelerinde, farklı organizasyonlar bünyesinde, iltica eden insanların ilk yardım, bakım ve entegrasyon ihtiyaçlarının karşılanması konusunda yadsınamaz bir katkı sağlamıştır.

Mültecilerin ve/veya göçmenlerin entegrasyonu alanında çalışan gönüllü yardımcılar özellikle dil becerilerinin kazanılması, günlük hayatın idame ettirilmesi, eğitim, boş zaman etkinlikleri, temasların kurulması, istihdam vb. konularda katkı sağlamıştır. Entegrasyon sürecine hem çoğunluk toplumunun hem de mültecilerin perspektifinden bakılmalıdır. Ampirik bir çalışmada (Han-Broich 2012), gönüllü çalışmaların hem hizmet alanlar hem de hizmet sunanlar açısından topluma entegre edici bir etkisi olduğu gösterilmiştir.

Bu bağlantı sadece düşünce ve davranışı etkileyen boyutuyla bilişsel-kültürel ve sosyal-yapısal bir entegrasyonla değil, hisleri de etkileyen zihinsel-duygusal boyutuyla da bütüncül, üç boyutlu bir entegrasyon teorisi ile daha anlaşılabilir bir şekilde açıklanabilir:

  • Bilişsel-kültürel entegrasyon özellikle dil becerilerini, norm bilgilerini vs. ölçer.
  • Sosyal-kültürel entegrasyon eğitim, istihdam, barınma, statü, temaslar gibi özellikleri ölçer.
  • Zihinsel-duygusal entegrasyon kişinin kendisine veya çevresine karşı olumlu veya olumsuz duygularının bir ifadesidir ve içine dâhil olunan topluma karşı hissedilen yakınlığı veya mesafeyi ölçer.

Bilişsel-kültürel ve sosyal-yapısal entegrasyon, çoğunluk toplumunun perspektifinden bakıldığında görünür, tarafsız bir entegrasyon iken, zihinsel-duygusal entegrasyon göçmenler ve mültecilerin perspektifinden bakıldığında algılanamayan, öznel olarak hissedilen bir entegrasyon boyutudur. Bütüncül entegrasyon bu üç entegrasyon boyutu arasında dengeli bir duruma ulaşılması olarak tanımlanır.

Dosya: "Gönüllülük"

Gönüllü Hizmetler Beyazlara Has Mı?

3 Şubat 2020

“Zihinsel-Duygusal Alanda da Başarılı Olmak Önemlidir”

Gönüllü çalışanlar ile bu hizmeti alanlar arasında olumlu temasların ve ilişkilerin kurulması büyük önem taşımaktadır ve bu olmaksızın bütüncül entegrasyon sağlanamaz. Mültecilere veya göçmenlere çoğunluk toplum tarafından kabul edilme ve hoş karşılanma duygusunu veren de bu olumlu temaslar ve olumlu deneyimlerdir. Bu sebeple, bilişsel-kültürel ve sosyal-yapısal bakımdan iyi bir şekilde entegre olmuş ikinci nesil göçmenler bile (görünümleri, isimleri veya diğer kişisel özellikleri sebebiyle) maruz kalınan ayrımcılık deneyimlerine bağlı olarak kendilerini zihinsel-duygusal anlamda entegre ve çoğunluk toplumuna ait hissedemeyebilirler. Özellikle zihinsel-duygusal alanda da başarılı olmak fahri çalışmaların önemli bir özelliğidir.

ÖZEL DOSYA

Profesyonel yardımcıların aksine uzun entegrasyon sürecinde muhataplarla olumlu temaslar ve sürdürülebilir ilişkiler kurmak için yeterince zaman ayıranlar ve motivasyon gösterenler gönüllü yani fahri çalışanlardır. Bununla beraber gönüllü çalışmalar sadece hizmet sunulanların entegrasyonuna değil, özel bir biçimde gönüllü çalışanların entegrasyonuna da hizmet eder. Gönüllü çalışmaların gönüllü çalışanlar üzerindeki entegre edici etkisi, kurulan yeni temasların şu ana kadar eksik olan ailevi, mesleki veya toplumsal temasların yerini doldurması veya genişletmesi ve yeni sosyal ağlara erişimin sağlanması şeklinde kendini gösterir. Ayrıca gönüllüler kendi sosyal alanlarının dışına çıkar ve şu ana kadar bilmedikleri, erişimleri olmayan başka bir sosyal alana entegre olur. Vatandaşlar ve yeni vatandaşlar olarak göçmeler arasındaki bu simetrik entegrasyon uzun vadeli toplumsal bütünleşmeye zemin hazırlar. Bütünleştirici bir toplumda yerli halk ve göçmenler tüm toplumsal olaylara eşit bir şekilde katılabilir ve bunları aktif olarak şekillendirebilirler. Bu anlamda gönüllü çalışmalar sosyal bütünleşme açısından büyük bir önem taşır.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar