Almanya Almanya’da 2020’ye Kovid-19 Krizi ve Irkçı Saldırılar Damgasını Vurdu

Almanya'da 2020'ye yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yol açtığı kriz ve ırkçı saldırılar damgasını vurdu. 9 göçmen kökenli kişinin hayatını kaybettiği Hanau saldırısının ardından ülkede gözler bir kez daha ırkçı grupların işlediği suçlara çevrildi.

Enise Yılmaz 29 Aralık 2020

Almanya‘nın Hanau kentinde, 19 Şubat’ta ırkçı terörist T.R. 9 göçmen kökenli kişiyi öldürmesinin ardından ülkede gözler bir kez daha ırkçı grupların işlediği suçlara çevrildi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, terör saldırısına ilişkin “Irkçılık zehirdir, nefret de zehirdir ve bu zehir toplumumuzda vardır.” açıklamasında bulundu.

Federal Meclis Başkanı Wolfgang Schäuble, Hanau’daki katliam sonrası dürüst olunması gerektiğini vurgulayarak “Devlet, aşırı sağcı tehlikeyi uzun süre hafife aldığını itiraf etmelidir.” ifadesini kullandı.

Ülkedeki ırkçılık sorunu Hanau’daki katliamla kalmadı Estorf Belediye Başkanı Arnd Focke, aşırı sağcıların saldırıları nedeniyle görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Almanya‘da Sosyal Demokrat Partinin (SPD) siyahi milletvekili Karamba Diaby‘nin Halle kentindeki ofisine kimliği belirsiz kişiler tarafından ateş edildi.

İç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), ülkede 13 bini şiddet yanlısı olmak üzere 24 binden fazla “aşırı sağcı” bulunduğunu açıkladı. Aşırı sağcılar, ülkede özellikle son 30 yılda kundaklama, terör saldırısı, adam öldürme ve yaralama gibi çok sayıda eylem gerçekleştirerek 200’ün üstünde kişiyi öldürdü.

İçişleri Bakanı Horst Seehofer, ülkedeki en büyük tehdidin aşırı sağdan geldiğini belirterek ırkçılığın Almanya için ne kadar büyük bir sorun olduğunu vurguladı.

Kovid-19 Salgını Almanya‘yı Olumsuz Etkiledi

Kovid-19’un ilk dalgasında çok fazla etkilenmeyen Almanya ikinci dalgada salgını beklediği şekilde kontrol altına alamadı.

Virüs ile mücadelede örnek ülke olarak gösterilen Almanya‘da hazirandan ağustos ortasına kadar günlük vaka sayıları 200 ile 1000 arasında seyretti ve salgın kontrol altında tutuldu. Kovid-19 kaynaklı günlük ölüm vakaları da özellikle ağustosta tek haneli rakamlara indi.

İkinci dalgada da günlük Kovid-19 vakası sayısı 30 bini geçti ve 1 milyon 700 bin sınırına geldi. Kovid-19 kaynaklı ölüm sayısı ise 31 bini buldu.

Kasımdan bu yana ikinci geniş kısıtlamalara devam edilen ülkede tedbirlere karşı birçok protesto gösterisi yapıldı. Hatta aşırı sağ çevreler bu gösterileri etki altına alarak gövde gösterisine dönüştürmek istedi.

Alman hükümeti, koronavirüs salgınının vurduğu ekonomisini kurtarmak için 2013’ten bu yana ilk kez borçlandı. Çeşitli araçlarla ekonominin ayakta kalmasını sağlamak için 800 milyar avroluk teşvik paketi hazırlayan Almanya, Avrupa’da Kovid-19 teşvik ve yardımları konusunda en dikkat çekici ülke oldu.

Kovid-19’a karşı teşvik paketleriyle Almanya‘nın kamu borcu, geçen yılın ocak-eylül dönemine göre 296,4 milyar avro artış göstererek yaklaşık 2,2 trilyon avro ile tüm zamanların rekorunu kırdı.

Ülkede özellikle turizm alanında faaliyet gösteren şirketler iflasın eşiğine geldi.

Almanya’nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı

Almanya, 1 Temmuz’da Hırvatistan’dan devraldığı Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığını 1 Ocak 2021’de Portekiz’e devretmeye hazırlanırken, ülkenin, Başbakan Merkel’in liderliğinde 6 aylık AB başkanlığında başarılı olup olmadığı gündeme geldi.

Uluslararası sahnede daha güçlü ve yenilikçi bir AB hedefiyle dönem başkanlığını devralan Almanya, AB’nin 2021-2027 dönemine ilişkin bütçenin belirlenmesi, iklimin korunması, dijitalleşme, hukukun üstünlüğü ve İngiltere’nin birlikten ayrılmasına ilişkin müzakereler ülkenin uğraşmak zorunda olduğu konular oldu.

Berlin, AB Konseyi Dönem Başkanlığına hazırlanırken martta hesapta olmayan Kovid-19 kriziyle mücadeleyi de gündemine eklemek zorunda kaldı. Bu çerçevede, Kovid-19 salgınında ilk kaosun ardından AB’ye üye devletlerin büyük ölçüde uyum içinde hareket etmesi, Almanya‘nın başarısı gösterildi.

Almanya, AB bütçesini bloke eden Macaristan ve Polonya’yı bu tutumundan vazgeçirmeyi başararak 1,8 trilyon avroluk mali paketin önünü açtırdı. Merkel ve ekibinin son altı ayda sorunları çözmekte pragmatik yöntemler seçtikleri yorumu yapıldı.

Yine Almanya’nın dönem başkanlığında, AB ve İngiltere, Brexit sonrası ticari ilişkileri belirleyecek anlaşma müzakerelerinde uzlaşı sağlarken, AB liderleri sera gazı emisyonlarını 2030’a dek en az yüzde 55 azaltmaya yönelik kararlar aldı.

Öte yandan, Merkel’in AB hükümetleri arasındaki yüksek itibarının Almanya’ya dönem başkanlığında yardımcı olduğu belirtiliyor. Merkel’in 2030 iklim hedeflerini uygulamak için AB ülkeleriyle ustaca müzakere ettiği ve Türkiye’ye karşı yaptırım kararlarında gerginliği azaltmada rol oynadığı kaydediliyor. Merkel’in 2021 sonbaharında siyasete veda etmesinin ardından Avrupa sahnesinde büyük bir boşluk bırakması ve bunun AB’nin geçici olarak hareket etme kabiliyetini sınırlaması bekleniyor. (AA, P)

Enise Yılmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif’in yayın kurulu üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar