Müslüman Karşıtlığı Birleşik Krallık Milletvekili Yaşadığı Müslüman Karşıtlığını ve Irkçılığı Anlattı

Birleşik Krallık'ta Müslüman milletvekili, karşılaştığı İslamofobik ve ırkçı saldırıları gözyaşları içinde anlattı.

Burak Gücin 10 Eylül 2021

Birleşik Krallık’ta İşçi Partili Müslüman milletvekili Zarah Sultana, İslamofobinin ülkede oldukça gerçek olduğunu belirterek, Müslüman bir kadın olarak parlamentoya girmesinden bu yana karşılaştığı “İslamofobik” ve ırkçı saldırıları gözyaşları içinde anlattı. Sultana, “İslamofobi”yle ilgili bir parlamento komitesi oturumunda yaşadıklarından örnekler verdi.

Milletvekili seçilmeden önce, toplumun gözü önünde Müslüman bir kadın olma konusunda gergin olduğunu dile getiren Sultana, büyürken, Birleşik Krallık’ın önde gelen  Müslümanlarının maruz kaldığı suiistimalleri gördüğünü vurguladı.

Sultana, “Kolay bir yolculuğa çıkmayacağımı biliyordum. Bugün endişelenmekle yanıldığımı söylemek istiyorum, Müslüman genç kızlar bana nasıl olduğunu sorduğunda, endişelenecek bir şey olmadığını, Müslüman olmayan arkadaşları ve meslektaşlarıyla aynı zorluklarla karşılaşacaklarını söylemek isterim. Ama Sayın Başkan, doğrusu bunu söyleyemem çünkü parlamentodaki kısa süremde benim deneyimim bu değil.” diye konuştu.

Anatomi Serisi

İslamofobi, İslam Düşmanlığı ve İslam Karşıtı Irkçılık Nedir?

18 Ocak 2020

Irkçılık ve Nefret Barajı

Kendisine gönderilen “İslamofobik” ve ırkçı yazılardan örnekler okuyan Sultana, şöyle devam etti:

“Örneğin, bir kişi bana şöyle yazdı: ‘Sultana, sen ve senin Müslüman güruhun insanlık için gerçek bir tehlikesiniz’, bir diğeri gittiğim her yerde ‘kötü şey olduğumu’ yazdı ve yakın zamanda, ‘Avrupa sizi kusacak.’ dedi. Üçüncüsü bana ‘terör sempatizanı ve dünyanın pisliği’ dedi ve bu onların parlamenter olmayan dillerinden arındırılmış olanlar.”

Sultana, Müslüman bir kadın olmanın, açık sözlü olmanın, solcu olmanın, ırkçılık ve nefret barajına maruz kalmak olduğunu keşfettiğini dile getirdi.

Bazılarının, kendisine “doğduğu ülkenin düşmanı” ve oraya “ait değilmiş gibi” davrandığını belirten Sultana, bir mektupta “Irkçılığa dayanamıyorsan, belki de memleketine geri dönersen daha mutlu olursun, yabancı!” diye yazıldığını aktardı.

“Güçlü ve Ayrıcalıklı Konumdakiler Tarafından Körükleniyor”

Göçmen hakları için konuştuğunda, Filistin halkını desteklediğinde veya eski Başbakan Tony Blair‘i Afganistan’daki savaş için eleştirdiğinde ise durumun çok daha kötü olduğunu söyleyen Sultana, şunları kaydetti:

“Bir küfürlü mektupta şöyle yazıyordu: ‘Şehirlerimiz Müslümanlarla dolu, onları Pakistan’a gönderin.’ Bir diğeri, ‘Taliban’ı desteklemem gerektiğini ya da Müslüman olduğum ve bitmeyen savaşa karşı olduğum’ önerisinde bulundu. Sayın Başkan, bu İslamofobi bir boşluktan gelmiyor. Doğal veya yerleşik değildir. En tepeden öğretilir. Bu alevler, güçlü ve ayrıcalıklı konumlardaki insanlar tarafından körüklenir.

Aşırı sağcı çevrimiçi bir hesap, Müslümanların işgalci bir ordu olduğunu öne sürerek, ırkçı tacizle beni hedef aldığında, Muhafazakar Partili bir milletvekili, onların ırkçılığını açıklamak yerine bana hakaret ederek, yanıt verdi. İngiltere futbol takımı yıldızları rezil ırkçılığa maruz kaldığında, parlamentoda Başbakan’ın (Boris Johnson) o alevleri körükleyerek, Müslümanlarla ve siyahilerle alay ettiğini vurguladım ve Avam Kamarası kürsüsünde, Bakan, bana ‘ses tonuma’ dikkat etmemi söyledi. Fakat Sayın Başkan, bunların hiçbiri hoş olmasa da İslamofobi ve ırkçılığın en kötü etkilerinin sadece küfürlü dilde, kendi politikalarında ve siyasi kararlarında olmadığını biliyorum.”

Önleme Programı’nı Eleştirdi

Anatomi Serisi

Nefret Söylemi ve Nefret Suçu Nedir?

14 Mart 2020

Bu cumartesi, ABD’deki 11 Eylül saldırılarının 20’nci yıl dönümü olacağını hatırlatan Sultana, saldırıyı, korkunç bir toplu katliam eylemi olarak niteledi.

George Bush ve Tony Blair tarafından başlatılan “Teröre Karşı Savaş”ın, daha en başında, pek çok kişinin kolayca kabul edeceği bir anlatı oluşturduğunu ifade eden İşçi Partili milletvekili, “Müslümanlar, nerede olursak olalım, disipline ve baskıya muhtaç bir güvenlik tehdidi olarak tasvir edildi.” dedi.

Sultana, yurt dışında, Irak ve 11 Eylül saldırıları arasında yanlış bağlantıların kurulduğu belirterek, İngiliz vatandaşlarının güvenliğinden ziyade, petrolle ilgili olan bir savaşa “sahte meşruiyet” sağlayan Orta Doğu’daki savaşların arka planının da bu olduğunu söyledi.

Milletvekili Sultana “Ülke içinde ise bu durum, sayısız araştırma ve insan hakları grubunun Müslümanlara karşı ayrımcılık yaptığını gösteren Önleme Programı gibi politikalarla herkesin sivil özgürlüklerinin aşındırılması ve özellikle de Müslümanların hedef alınması anlamına geliyordu.” diye konuştu.

“Her Şey Daha da Kötüye Gitti”

Sadece başörtüsü taktıkları veya “Özgür Filistin” rozeti taşıdıkları için gençlerin bu programa yönlendirildiğini vurgulayan Sultana, şöyle devam etti:

Dosya: "Avrupa'da İslami Temsil Kurumları"

Britanya'daki İslami Çatı Kuruluşu: Britanya Müslüman Konseyi (MCB)

30 Aralık 2020

“Bunu üniversitedeyken biliyordum, ben de korktum. Blair ve Bush’u yasa dışı savaşlar için eleştirebilecekken sınıfta konuşmaktan korktum. Büyürken, her şeyin daha iyi olacağını ummuştum ama daha da kötüye gitti. Bugün bırakın Önleme Programı’nı iptal etmeyi, Başbakanımız, Müslümanları posta kutusuna benzeterek veya banka soyguncusu diyerek alay ediyor.”

“Ancak Mücadelelerimizi Birleştirerek Irkçılığı Yenebiliriz”

Sultana, Önleme Programı’nın başına getirilen gazeteci ve yazar olan William Shawcross‘un “Avrupa ve İslam, geleceğimizin en büyük, en korkunç sorunlarından biri.” dediğini hatırlattı.

Kendi partisi içindeki sorunlardan da bahseden Sultana, “İslamofobi bugün Birleşik Krallık’ta oldukça gerçek. Bu çok iyi bildiğim bir şey ama tek başına yenilemez. Bu nefreti yayanlar, sadece Müslümanları hedef almıyor; siyahileri hedef alıyorlar, Yahudileri hedef alıyorlar, Romanları ve gezgin toplulukları hedef alıyorlar, göçmenleri ve mültecileri hedef alıyorlar. Dayanışma güvenlik getirir ve ancak mücadelelerimizi birleştirerek ırkçılığı yenebiliriz.” dedi. (AA)

Burak Gücin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar