Anatomi Serisi Nefret Söylemi ve Nefret Suçu Nedir?

Nefret söylemi ve suçu, çoğunlukla toplumlarda farklı kişi ve grupları ötekileştirme, düşmanlaştırma ve ayrıştırma şeklinde açığa çıkıyor. Perspektif Anatomi Serisi, bu kez nefret söylemi ve nefret suçu olgularını ele alıyor.

Ahmet Aslan 14 Mart 2020

Toplum; bir ölçüde çatışmakla birlikte iş birliği yapan bireylerden oluşan, sürekliliği olan, genellikle ortak bir coğrafyayı ve kültürü paylaşan çok ya da az ölçüde kurumlaşmış karmaşık ilişkiler bütünüdür (Ozankaya, 2007: 17). Bu bağlamda, her toplumda söz konusu toplumun tarihi ve kültürü ile ilişkili ihtilaflarla da karşılaşılabilmektedir.

Söz konusu ihtilaflara müsamaha gösterilmemesi zaman zaman nefret içeren ifadelerle açığa çıkmaktadır. Bu ifadelerde toplumu oluşturan birey ve grupların gelenek ve görenekleri, yaşam biçimleri, inanç ve kültürleri, eğitim düzeylerinin yansımaları görünmektedir. İnsanların topluluk hâlinde yaşamaya başladığı tarihten itibaren var olan “biz” ve “onlar” ayrımı; grup içi bir bütünlük sağlarken “ötekiler” üzerinden yabancılaşma, korku ve hatta nefret üretebilmektedir. Önceleri söylem olarak görünürlük kazanan nefret ise ince bir sınırın aşılmasıyla suça dönüşebilmektedir. Zira burada söz konusu olan şiddetin derecesidir.

Nefret Söylemi Kavramı

Nefret söyleminin (İng. “hate speech”, Alm. “Hassrede”) tanımı konusunda çeşitli tartışmalar olmakla birlikte kavram, özellikle ABD’de yasal, politik ve sosyolojik bağlamlarda kullanılmaktadır. Nefret söylemi, Almanya’da nefret suçu (Alm. “Hasskriminalität”), Avusturya’da kışkırtma (Alm. “Verhetzung”), İsviçre’de ırkçılık cezası (Alm. “Rassismus-Strafnorm”) mevzuatları kapsamında değerlendirilmektedir.

Çeşitli sosyolojik, hukukî ve disiplinlerarası incelemelere tabi tutulmakla birlikte, insanlık tarihi kadar eski olan bu kavramın, hâlen üzerinde fikir birliğine varılmış kesin bir tanımı yoktur. Nefret söyleminin uluslararası düzeyde kabul görmüş tek tanımı, 1997 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin nefret söylemiyle ilgili aldığı Tavsiye Kararı’nda yer almaktadır. Bu kararda nefret söylemi şu şekilde tanımlanmaktadır: “Nefret söylemi kavramı; ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, Yahudi düşmanlığını veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara yönelik saldırgan ulusalcılık ve etnik merkezcilik, ayrımcılık ve düşmanlık şeklinde ifadesini bulan, dinsel hoşgörüsüzlük dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan veya meşrulaştıran her tür ifade biçimini kapsayacak şekilde anlaşılacaktır.” (Europarat, 97-20)

Ayrımcılık

Yabancı Düşmanlığı Nedir?

15 Şubat 2020

Nefret Suçu Nedir?

Nefret suçu, “failin din, dil, ırk, etnik köken, engelli olma, cinsiyet ve cinsel yönelime dair sahip olduğu önyargı ile bu özelliklerden birine sahip olduğunu bildiği veya varsaydığı bir diğer kişiye karşı gerçekleştirdiği suç” şeklinde tanımlanmaktadır (Rayburn vd., 2003). Hırsızlık, yağma, hakaret, yaralama, öldürme ve cinsel saldırı gibi suçların, yukarıda sayılan özellikleri taşıyan kişilere karşı önyargı ile işlenmesi nefret suçu olarak kabul edilir.

Kişinin nefret suçunu işlemesindeki motivasyon, “öteki”ne maddi veya manevi zarar vererek, onun dâhil olduğu gruba gözdağı vermektir (Craig, 2002). Günümüzde, “nefret suçu” olarak tanımlanan fiillerle mücadele 1960’lı yıllarda ABD’de, özellikle Yahudilere ve Siyahlara yönelen saldırıları engellemek amacıyla başlatılmıştır. Ancak, “nefret suçu” kavramı 1986 yılında New York’ta bir grup beyaz gencin siyah bir kişiye yönelik gerçekleştirdiği ırkçı saldırının basına yansımasıyla yaygınlık kazanmıştır (Ataman, 2012: 59). Bu açıklamalarla birlikte nefret suçu kavramının tam olarak nasıl tanımlanması ya da hangi unsurları içermesi gerektiğine dair üzerinde uzlaşılmış bir tarif henüz bulunmamaktadır.

Avrupa Güvelik ve İşbiliği Teşkilatı’nın (AGİT) nefret suçuna ilişkin tanımlamasında ise “önyargı ile işlenmiş suç” vurgusu dikkat çekilmektedir. Teşkilata göre nefret suçları, belirli insan gruplarına yönelik önyargı veya önyargıların neden olduğu cezai fiillerdir.

Bir eylemin nefret suçu olarak değerlendirilebilmesi için eylemin ceza yasası kapsamında bir suç teşkil etmesi ve önyargı ile işlenmesi gerekir.

Önyargı motivasyonları ırk, etnik köken, dil, din, milliyet, cinsiyet veya diğer herhangi bir temel özellik gibi ortak bir özelliği paylaşan belirli bir gruba yönelik önyargılı olumsuz görüşler, basmakalıp varsayımlar, hoşgörüsüzlük veya nefret olarak tanımlanabilir. Engelli insanlar da nefret suçlarının kurbanı olabilirler.

Nefret suçları arasında tehditler, mal hasarı, saldırı, cinayet veya önyargı saikiyle işlenen diğer suçlar sayılabilir. Nefret suçları sadece belirli gruplardan bireyleri etkilemez. İnsan hakları savunucuları, toplum merkezleri veya ibadet yerleri gibi korumalı bir özelliği paylaşan bir grupla ilişkili olan veya hatta bir üyesi olarak algılanan kişiler veya mülkler de nefret suçlarının hedefi olabilir (AGİT).

Anatomi Serisi

İslamofobi, İslam Düşmanlığı ve İslam Karşıtı Irkçılık Nedir?

18 Ocak 2020

Nefret Söyleminden Nefret Suçuna

Nefret suçu, ceza hukuku kapsamındaki suçları içermekte olup, kavramı, benzeri diğer suçlardan ayıran nokta, suçun aslen mağduru/ları değil, onların ait olduğu grubu hedef alması olarak özetlenebilir. Mesela kasten adam öldürme ceza hukukunda düzenlenmiş bir suçtur. Bu suçun nefret suçu kapsamında değerlendirilebilmesi için ise failin söz konusu suçu, bireyin ait olduğu gruba yönelik nefret saikiyle işlemesi gerekmektedir.

Uluslaş(tır)ma sürecinde güçlendirilmeye çalışılan “biz” kavramı, önce ayrımcılığı ardından nefret söylemini üretmiştir, denilebilir. Nefret söylemleri de artan öfke ve korkuyla bir süre sonra nefret suçuna dönüşmektedir. Ayrımcılığın belki de en şiddetli biçimi olarak ortaya çıkan nefret suçları ve bunların zihinsel, ideolojik arka planını oluşturan nefret söylemi, olumsuz duyguları içermenin ötesinde toplumsal gruplar arasındaki sistematik hiyerarşiye işaret eden bir dışlama, değersizleştirme ve düşmanlaştırma ideolojisinin yansımaları olarak da görülebilir.

Almanya’da, özellikle aşağılama, halkı kışkırtma, iftira gibi bazı suçlar nefret söylemi içermekle birlikte bu suçlar, nefret suçu ( Alm. “Hasskriminalität”) olarak adlandırılan yasal kategori altında incelenmektedir.

Aynı şekilde polis, suç istatistiklerinde bu “suçu”, bağımsız bir kategori olarak tanımaktadır. Nefret söylemine ilişkin tartışma ve çözüm arayışları bazı ülkelerde diğerlerine göre daha gelişmiş görünmektedir. Yine aynı şekilde çeşitli hukuk sistemleri nefret söylemini farklı şekillerde değerlendirmektedir.

Nefret söyleminin üretimi rastgele gerçekleşmemekte, bu söylem özellikle sosyal olarak dezavantajlı olanlara veya bu kimselerle dayanışma gösterenlere yönelmektedir. Bu sebeple Almanya’da gruplara yönelik düşmanlık (Alm. “gruppenbezogene Menschenfeindlichkeit”) kavramı yaygınlık kazanmıştır. Bu kavramlaştırma ise daha önce yabancı düşmanlığı ve göçmen kökenlilik kavramlarında işaret edildiği gibi belli grupların var olan ya da onlara atfedilen aidiyetlerine karşı kalıp yargılara, önyargılara ve ayrımcılığa atıfta bulunmaktadır.

 Nefret Söylemi-İfade Özgürlüğü Çatışması

Nefret söylemine ilişkin hukuki değerlendirmede devletler arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Mesela şiddet çağrısı olmayan tüm söylemler ABD’de ifade özgürlüğü çerçevesinde korunmaktadır. Şiddeti haklı gösteren veya ırksal hakaret içeren bir konuşma bile, “acil şiddet” in meydana gelebileceği kanıtlanamazsa büyük ölçüde ifade özgürlüğü içinde değerlendirilir.

ABD’deki birçok özel kurumun, özellikle üniversitelerin, nefret söylemine karşı kendi daha katı kuralları bulunmaktadır. Ancak bu tür düzenlemeler genelde ABD mahkemeleri tarafından tekrar tekrar sınırlandırılmaktadır. Diğer taraftan başta Yahudi soykırımı olmak üzere soykırımları reddetme ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmemekte, bu konularda özel kurallar ihdas edilmektedir.

Avrupa Birliği’nde ise farklı uygulamalar bulunmaktadır. Fransa, Avusturya ve Almanya nefret söylemi için yüksek engeller oluştururken İngiltere ve Macaristan’da nefret söyleminin birçok formu korunmaktadır.

Temel hak ve özgürlükleri yok etmeye yönelik bir eylem olarak nefret söylemi, hakkın kötüye kullanımı olduğundan ve nefret içerikli ifadeler ile diğer hak ve özgürlüklerin çatışması sebebiyle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Çünkü nefret söylemi ile hedef alınan kişi veya grubun otonomi ve benliklerine yönelik saldırıların önü açılmış olacak ve bu söylemle mücadele edilmemesiyle söylem sahiplerine tanınan ayrımcı tutum söylemin uzun vadede normalleşmesi sonucunu doğurabilecektir (Türay, 2016:40 vd.).

Nefret Söylemi ve Medya

Nefret söylemi, medyada bir kez dolaşıma çıktıktan sonra sıradan bireyler tarafından da onay görmekte, kanıksanmaktadır. Bu onay sürecinde geleneksel medyanın ve yeni medyanın payı yadsınamaz bir gerçektir. Özellikle yeni medya, iktidar erklerinden görece bağımsız, kullanıcı kaynaklı içerikleriyle daha demokratik, özgür ve hatta güvenilir bir görünüm sergilemekte; fakat diğer taraftan bu görüntüsüyle nefret söyleminin yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Yeni medya, internet teknolojisiyle nefret söyleminin yayılmasına destek olurken, görece demokratik bir görünüme sahip olan kullanıcı içerikli yapısıyla da bu söylemin meşrulaşmasına neden olur. Bu noktada, yeni medyanın toplumdaki genel kusurları yaygınlaştırma ve büyütmeye elverişli bir yapısı olduğu da öne sürülebilir.

Sorun Ne Kadar Büyük?

Günümüz medyasında nefret söylemiyle karşılaşmak oldukça kanıksanmış bir durumdur. İnternet kullanıcılarının birçoğu özellikle sosyal medyada çoğu zaman nefret söylemine maruz kalabilmektedir. Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Medya Kurumu’nun yaptığı bir araştırmaya göre ülkedeki 14-24 yaşındaki gençlerin yaklaşık %96’sı çevrimiçi olarak nefret söylemine maruz kalmaktadır. Bununla birlikte, anket aynı zamanda çevrimiçi nefret söylemi algısının genel sıklığının arttığını göstermektedir. Katılımcıların dörtte üçünden fazlası internette nefret yorumları gördüklerini belirtmektedir (Landesanstalt für Medien NRW, 2018).

Buna ilaveten bazı çalışmalar dilsel ve fiziksel şiddet arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Kimse karşı gelmezse dijital şiddet analog dünyada devam edebilir (Müller&Schwarz, 2019). Mesela şiddet içeren aşırı sağcı eylemler ile faillerin eylemlerinden önceki sosyal medya etkilikleri arasında ilişkisellik kurulabilir. Bu nedenle insanlık dışı ifadeleri desteklemeyen toplumun çoğunluğunun nefret söylemine ve nefret suçlarına karşı sessiz kalmaması önemlidir.

“Nefret Söylemine Hayır”

Toplumdaki dezavantajlı kişi veya gruplara karşı, onların aidiyetlerini değersizleştirmeye ve onları tehdit etmeye yönelik geliştirilen söylemler, nefret söylemi olarak değerlendirilmelidir.

Günümüzde yaygın olarak karşılaşılan cinsiyetçilik, Müslüman karşıtlığı, ırkçılık, Yahudi karşıtlığı, Çingene karşıtlığı, neo-Nazizm, “alt” sınıflara karşı ayrımcılık (klasisizm), engelli insanlara karşı ayrımcılık (Ableizm) gibi “suçlar” genelde nefret söylemleriyle görünürlük kazanmaktadır.

Söz konusu söylemin sahibinin “Ben cinsiyetçi / Nazi / ırkçı / Müslüman karşıtı… değilim; ama …” şeklinde başlayan açıklamalarının çok da dikkate alınacak tarafı yoktur. Asıl önemli olan bu tür söylemin muhataplarının ne hissettikleridir. Bu bağlamda üçüncü şahısların bu söylemlere karşı bilinçli şahitliği de toplumsal bir sorumluluktur.

Avrupa Konseyi tarafından 2013 yılında başlatılan ve bir gençlik hareketi olan “Nefret Söylemine Hayır Kampanyası” (Alm. “No Hate Speech Kampagne”) bu tarihten itibaren birçok Avrupa ülkesi de dâhil olmak üzere 40’tan fazla ülkede aktiftir. Genel olarak genç internet kullanıcılarına odaklanan bu hareket 2017’den bu yana medya sektöründe çalışanlara da daha fazla yönelmiştir.

Nefret Söylemine Hayır Hareketi Almanya’nın web sitesi, nefret suçundan etkilenenler için uluslararası eylem günü olarak kabul edilen 22 Temmuz 2016’da çevrimiçi olmuştur. Çevrimiçi nefrete karşı yürütülen ulusal kampanya, nefret söyleminin çeşitli biçimlerini dikkate almakla birlikte İslam/ Müslüman karşıtı ırkçılığa açıkça vurgu yapmamaktadır.

Nefret Söylemiyle Mücadele

Söz konusu söylemlerin önüne geçilmesi ancak toplumda yer alan bireylerin eğitimiyle, bir diğer ifadeyle halkın bu alanda bilinçlendirilmesiyle mümkün olacaktır. Nefret söylemleri incelendiğinde toplumların kendine özgü tarihi, kültürel ve dilsel özelliklerinin yansımalarını içeren ve farklı seviyelerde derecelendirilebilecek olan abartma, yükleme, çarpıtma, küfür, hakaret, aşağılama, düşmanlık, savaş söylemi, doğal kimlik öğesini nefret-aşağılama unsuru olarak kullanma, simgeleştirme gibi çeşitlerinin var olduğu görülmektedir (Engindeniz vd., 2014). Bütün bunlarla mücadele, toplumsal kurumların ortak çabasıyla ve uzun süreçleri içeren planlamalarla gerçekleştirilirse başarıya ulaşabilir.

Kaynaklar:

Ataman, H. (2012). Nefret Suçlarını Farklı Yaklaşımlar Çerçevesinden Ele Almak: Etik, Sosyo-Politik ve Bir İnsan Hakları Problemi Olarak Nefret Suçları. Der. Yasemin İnceoğlu, Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları. İstanbul: Ayrıntı Y.
Craig, K. M. (2002). Examining Hate-Motivated Aggression: A Review Of The Social Psychological Literature On Hate Crimes As A Distinct Form Of Aggression. Aggression and Violent Behavior. Vol. 7(1), s. 85-101.
Engindeniz, İ., Fırat, D., & Şannan, B. (2014). Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Dil: Ocak – Nisan 2014, İstanbul: Hrant Dink Vakfı, Erişim: 29.02.2020.
Europarat, Ministerkomitee (1997). Empfehlung Nr. (97) 20. Erişim: 29.02.2020
Landesanstalt für Medien NRW, (2018). Erişim:29.02.2020.
Müller, K. & Schwarz, C. (2019). Fanning the Flames of Hate: Social Media and Hate Crime. Erişim: 29.02.2020.
NDM, Neue deutsche Medienmacher*innen, “Neue deutsche Medienmacher*innen gegen Hassrede im Netz”. Erişim: 29.02.2020.
No Hate Speech Movement. Erişim: 29.02.2020.
ODIHR, OSCE Office for Democratic Institutions and Human Rights, “What is hate crime”. Erişim: 01.03.2020.
Ozankaya, Özer (2007). Toplumbilim, İstanbul: Cem Yayınevi.
Rayburn N. R., Mendoza M., & Davison, G C. (2003). Bystanders’ Perception of Perpetrators and Victims of Hate Crimes. Journal Of Interpersonal Violence. Vol. 18(9), s. 1055-1074.
Türay, A. (2016). Nefret Söylemi Bağlamında Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu, Ankara: Seçkin Y.
Ahmet Aslan

Bir dönem Almanya’da ikamet etmiş olan Ahmet Aslan, Din Sosyolojisi alanında doktorasını tamamlamış olup gençlik, değerler ve göç sosyolojisi alanlarında araştırmalarını sürdürmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar