Uygur Türkleri AB: “Uygur ve Diğer Azınlıklara Yönelik Zulmü Şiddetle Kınıyoruz”

Avrupa Birliği, Çin'deki azınlıklara yönelik usulsuz ve keyfi insan hakları ihlallerini konu alan Birleşmiş Milletler raporunun yayınlanmasının ardından, Çin'i Sincan bölgesindeki uygulamaları nedeniyle kınadı. Almanya ise Sincan'da gözaltında tutulan kişilerin serbest bırakılmasını talep etti.

bgucin 2 Eylül 2022

Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin açıkladığı raporun içeriğini değerlendireceğini, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerini bir kez daha kınadığını bildirdi.

“Şu anda Raporu Değerlendiriyoruz”

Uygur Türkleri

BM Raporu: "Sincan'da Uygurlara Karşı İnsanlık Suçu İşleniyor"

1 Eylül 2022

AB Komisyonu sözcülerinden Nabila Massrali, günlük basın toplantısında BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin açıkladığı Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerine dair raporuyla ilgili soruyu yanıtladı.

AB’nin, BM Ofisinin söz konusu insan haklarının ihlaliyle ilgili endişelerini yayınlanmasını memnuniyetle karşıladığını ifade eden Massrali, şöyle konuştu:

“Şu anda raporun içeriğini değerlendiriyoruz ve zamanı geldiğinde tepkimizi yayınlayacağız. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi AB, Sincan ve Çin’in diğer bölgelerindeki insan hakları ihlallerini, özellikle Uygurlara ve ulusal, dinî ve etnik azınlıklara yönelik zulmü şiddetle kınamaktadır.”

Massrali, AB’nin Sincan sorununu Çinli yetkililerle yıllardır görüştüğünü, bu yılın başlarındaki AB-Çin zirvesi ve en yüksek düzeydeki ikili görüşmeler de dahil olmak üzere belirli forumlarda gündeme getirdiğini vurguladı.

BM: “Dinî Kimlik, İfade, Mahremiyet ve Hareket Özgürlükleri Usulsüzce Yasaklanmıştır.”

48 sayfalık raporda Sincan’da yaşayan 23 Uygur, 16 Kazak ve 1 Kırgız Türküyle detaylı mülakat yapıldığı, konuşulan isimlerden 26’sının 2016’dan bu yana belirli aralıklarla ya keyfi tutuklandığı ya da Çin’in yeniden eğitim kamplarında çalıştırıldığı bilgisi paylaşılmıştı.

Raporda Sincan bölgesinde “terör ve aşırılıkla mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlalleri işlendiği” ve bu ihlallerin “insanlık suçu teşkil edebileceği” vurgulanırken “Hak ihlallerinin dayandırıldığı terörle mücadele kanunları, uluslararası insan hakları norm ve standartları açısından oldukça sorunludur. Bölgedeki yetkililere geniş soruşturma, yasaklama ve baskı imkanı tanıyan bu yasada belli belirsiz, geniş ve ucu açık tanımlamalar bulunmaktadır.” ifadeleri yer almıştı.

Bölgedeki yeniden eğitim kamplarında tutulanlara yönelik muamelenin endişe verici olduğu, işkence, kötü muamele ve zorunlu tıbbi tedavi uygulandığına dair raporların güvenilir bulunduğu belirtilen raporda, Komiserliğin eriştiği belgelerin, söz konusu hak ihlallerinin net bilançosunu çıkarmaya yetmeyeceği fakat “yeniden eğitim kamplarındaki ayrımcı ortamın, bu tesislerde insan hakları ihlallerinin geniş eksende yaşandığını doğrulayacak yeterlilikte olduğu” kaydedilmişti.

Yeniden eğitim kamplarında tutulan Müslüman azınlığa mensup kişilerin temel insan haklarından mahrum edildiği belirtilen raporda, “Dinî kimlik, ifade, mahremiyet ve hareket özgürlükleri usulsüzce yasaklanmıştır.” ifadesi kullanılmıştı.

Almanya’dan Gözaltındaki Kişilerin Serbest Bırakılması Talebi

Almanya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki duruma ilişkin açıkladığı rapordan memnuniyet duyduğu bildirildi.

Açıklamada, “Çin hükümetini, derhal yürürlüğe girecek şekilde, Sincan’daki herkesin insan haklarına tam saygı duymaya çağırıyoruz. Keyfi gözaltına alınan tüm kişiler gecikmeksizin serbest bırakılmalıdır. Çin hükümetini, Çin’deki en ağır insan hakları ihlalleriyle ilgili iddiaların bağımsız bir şekilde soruşturulmasına izin vermeye bir kez daha çağırıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Uygur Türkleri

Sincan Polis Belgelerinin Gösterdikleri

20 Temmuz 2022

Raporun titizlikle hazırlandığı vurgulanan açıklamada, Sincan’da yaygın bir biçimde en ağır insan hakları ihlallerinin yapıldığı; bunun Uygurlar ve diğer Müslüman azınlıklar açısından insanlığa karşı işlenen suçların belirtileri olduğunun vurgulandığı hatırlatıldı.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise, 8 ay gecikmeli olarak açıklanan raporun, “ABD ve Batılı güçlerin, Çin’i çevrelemeye yönelik girişimi” olduğunu savundu. (AA/P)

bgucin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |