'Dosya: "Organ Nakli ve Organ Bağışı"'

Avrupa’daki Organ Bağışı Sistemlerine Genel Bakış

Avrupa ülkeleri organ nakli konusunda hangi düzenlemelere sahip? Opt-in ve opt-out düzenlemeleri ne demek? Avrupa ülkelerindeki organ nakil sistemlerini ve arasındaki farklılıkları araştırdık.

Fotoğraf: AlexLMX - Shutterstock.

Vücudun bir organının işlevini yapamaz hâle gelmesi yüzünden, onun yerine canlı veya kadavradan transfer edilen bir organın cerrahi bakımdan nakil işlemi olarak tanımlanan organ nakli için birçok Avrupa ülkesinde farklı yasal düzenlemeler mevcut. Opt-in veya opt-out olarak ayırabileceğimiz organ nakli sisteminde farklı Avrupa ülkelerinde hangi düzenlemeler mevcut?

Avrupa ülkelerinde organ naklini düzenleyen yasalar ilk olarak 1982’de Avusturya ve Lüksemburg’da, 1986’da Belçika’da, 1989’da Yunanistan’da ve İngiltere’de  ve 1993’de İtalya’da kabul edilmiştir. AB genelinde en sık nakledilen organ böbrektir. Diğer yaygın nakledilen organlar arasında karaciğer, kalp ve akciğerler bulunmaktadır.[1]

Organ Nakli Sisteminde Farklılıklar: Opt-in ve Opt-out Sistemleri

Avrupa ülkeleri, insanların organ nakli yapmasına olanak tanıyan farklı ulusal ve bazen bölgesel sistemlere sahiptir. Ölümden sonra organ bağışı için onay gerektiren sistemler “Opt-in” sistemi olarak tanımlanmaktadır. Opt-in sistemi “açık rıza” ilkesine dayanmakta, kişinin ancak açık bir rıza verdiği durumda organ bağışçısı olabileceğini merkeze almaktadır.

Buna karşın “Opt-out”, yani “kapsam dışı bırakma” sistemi ise ölmeden önce bağış için organların çıkarılmamasına dair özel bir talep olmadıkça kişinin organ bağışçısı olma konusunda bir rıza verdiğini varsaymaktadır. Bu sistemde sessizlik rıza ile eşdeğer görülür. Bazı ülkelerde hem Opt-in, hem de Opt-out sistemleri uygulanmakta, karma sistemler bulunmaktadır.

Organ Nakli Sisteminde AB’de Hangi Yasal Düzenlemeler Var?

Belçika’da Organ Bağışı Düzenlemeleri

13 Haziran 1986’dan beri Belçika’da organ alımı ve nakli ile ilgili bir yasa bulunmaktadır. Bu yasa, “Opting Out”, yani “Sessizlik rıza ile eşdeğerdir” olarak adlandırılan zımni veya varsayılan rızaya dayanmaktadır. O tarihten bu yana yasa koyucu, daha spesifik olarak doku ve hücre tedariki ile insan vücudu materyalinin bilimsel araştırmalar için kullanılmasını düzenleyen bir yasa da kabul etmiştir.[2]

Belçika’da yasalara göre organ bağışı karşılıksız olmalı ve organ ya da doku ticaretinin her türlüsü yasaklanmaktadır. 1793 tarihli İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi insan bedeninin ticaret konusu olamayacağını teyit etmiştir: “Her insan hizmetlerini ve zamanını sözleşmeye bağlayabilir, ancak kendisini satamaz ve satılamaz. İnsan kişiliği yabancılaştırılabilir bir mülk değildir.”

Fransa’da Organ Bağışı Düzenlemeleri

Fransa organ bağışı konusunda opt-out politikasını uygulamaya koymaktadır. Ülkede 2017 yılında bir kanun değişikliği ardından, kişi resmî olarak “organ bağışını red kaydına” katılmadığı sürece organların alınmasına rıza gösterdiği varsayılır.[3] Ailenin isteklerine aykırı olsa bile organların alınmasına izin verildiğini varsayılır.

Yasanın yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2017’e kadar, ölen kişi daha önce bağışta bulunma ya da bulunmama yönünde açık bir istek belirtmemişse, doktorların vakaların neredeyse üçte birinde organ bağışını reddeden yakınlarına danışmaları gerekiyordu.
Organlarının tamamının ya da bir kısmının kullanılmasını istemeyenler Fransa’da artık isimlerini bir “ret kaydına” yazdırmak zorunda. Bu kayıt sistemine şimdiye kadar ise 150.000 kişi kaydolmuş durumda.

Alternatif olarak Fransa’da organlarının kullanılmasına şiddetle karşı çıkanlar, yakınlarına imzalı bir belge bırakabilir veya ölüm anında doktorlara yazılı bir rıza beyanında bulunması gereken akrabalarına isteklerini sözlü olarak iletebilirler.

İspanya’da Organ Bağışı Düzenlemeleri

İspanya, organ bağışı ve nakli konusunda dünya çapında bir referans olmasıyla öne çıkmaktadır. Ülke 2020 yılında bir milyon kişi başına 92,2 hasta nakil oranına ulaşmıştır.[4] Tüm dünyada olduğu gibi İspanya’da da böbrek nakli açık ara en yaygın organ nakli türüdür ve bunu karaciğer nakli takip etmektedir.

İspanya’nın başarısını açıklamaya çalışırken, belki de her şeyden daha sık atıfta bulunulan şey, “opt-out” (varsayılan rıza) sistemidir.
Verilere göre İspanya’da, bağışa karşı çıkan çok fazla aile yoktur. Nitekim 2018 yılında yapılan bir ankete göre, İspanyol nüfusunun sadece yüzde 8’i ölümlerinden sonra organlarının bağışlanmasına karşı çıkmıştır.

Almanya’da Organ Bağışı Düzenlemeleri

Almanya’da 1997’de kabul edilen Organ Nakli Yasası, ölümden sonra ya da donör hayattayken organların bağışlanmasını, alınmasını, tahsis edilmesini ve naklini düzenlemektedir. Suistimalleri önlemek için yasa, organ ve doku ticaretini yasadışı hâle getirmektedir.[5] Almanya’da 2021 yılında böbrek nakli oranı diğer AB ülkelerine kıyasla düşüktü. 2021 yılında İspanya, milyon nüfus başına 63,2 ile en yüksek böbrek nakli oranına sahipti. Ayrıca Almanya, 2021’de karaciğer nakli oranları söz konusu olduğunda AB ülkelerinin yarısının altında yer aldı.[6]
2020 yılında Almanya Parlamentosu, Sağlık Bakanlığı’nın yeni bir organ bağışı sistemi önerisini reddetti. Bağışçı sayısının düşük olması nedeniyle Sağlık Bakanı, bağış yapmayı reddetme sorumluluğunun (opt-out) insanlara ait olduğu varsayılan bir sistem istiyordu.[7] Almanya’da organ bağışına yalnızca bağışçının açık rızası ile izin verilmeye devam ediliyor.

Avusturya’da Organ Bağışı Düzenlemeleri

Avusturya organ bağışı konusunda 2012 yılından bu yana opt-out politikasını uygulamaya koyuyor. Organ parçaları potansiyel bir donörden, yaşamı boyunca organ bağışına itiraz etmemişse alınabilir. Organ bağışına karşı itirazların etkili bir şekilde belgelenmesini sağlamak amacıyla Avusturya, organ bağışını reddeden kişiler için bir “Organ Bağışına İtiraz Kaydı” (“Widerspruchsregister gegen Organspende”) oluşturmuştur.

Bu kayıtta belgelenen itirazların yanı sıra, ölen kişinin kimlik belgeleri arasında bulunan gayriresmi bir belge veya aile üyelerinin huzurunda yapılan sözlü bir beyan gibi, ölen bir kişinin ölüm sonrası organ bağışına ilişkin iradesinin diğer her türlü beyanına saygı gösterilmektedir. Opting-out kaydı öncelikle daimî ikametgahı Avusturya’da olan kişiler için oluşturulmuştur. Kayıttan veri alınması esas olarak Avusturya Sosyal Güvenlik Numarası üzerinden yapıldığından, Avusturya’da sadece sınırlı bir süre kalan kişilerin ölüm sonrası organ bağışına ilişkin kişisel yazılı irade beyanlarını kimlik belgeleri arasında taşımaları, ölüm durumunda bu isteklerine saygı gösterilmesini sağlamak için tavsiye edilir.[8]

Danimarka’da Organ Bağışı Düzenlemeleri

Danimarka organ bağışı konusunda opt-in politikasını uygulamakta olan az sayıda AB ülkelerinden birisidir. Ölümünden sonra organlarının bağışlanmasını isteyen vatandaşların Donör Kaydına kaydolması gerekmektedir. Ancak organ bağışında bulunan insanların sayısının yetersiz olması nedeniyle Danimarka, mevzuatı opt-out, yani varsayılan rıza olarak değiştirmeyi planlamaktadır.[9]

2023 yılının ilk aylarında Danimarka Sağlık Bakanı Sophie Løhde, bir vatandaş önerisi üzerine Danimarka’da organ bağışı için opt-out sistemi getirilmesini teklif etti. Teklife göre 18 yaşından büyük herkes, aktif olarak bağıştan vazgeçmediği sürece otomatik olarak organ bağışçısı olabilecek.[10]

 

Dipnotlar
[1] Organ donation and transplantation, EPRS, European Parliamentary Research Service

[2] The Federal Public Service (FPS) Health, Food Chain Safety and Environment

[3] France introduces opt-out policy on organ donation- The Guardian

[4] Organ donation and transplantation in Spain- Statista

[5] Organ donation: a very personal decision- gesund.bund.de

[6] Rate of organ transplantation activity per million population in Germany from 2020 to 2022, by organ- Statista

[7] Deutsche Welle- German lawmakers reject ‘opt-out’ organ donor bill

[8] University of Bonn- Organ Transplantation- Legal regulations in Austria

[9] CPH Post- Government finally warming up to opt-out organ donations

[10] Euro topics- Organ donation: Denmark discusses opt-out system

Medine Tezcan

Uluslararası Londra Üniversitesinde Siyasal Bilimler ve Uluslarası İlişkiler eğitimini tamamlayan Medine Tezcan, İsveç Genç Müslümanlar (SUM) Derneğinin başkan yardımcılığını yapmıştır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi#0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler