Dünya Mülteciler Günü

Dünya Genelinde Yerinden Edilen İnsanların Sayısı 117 Milyona Ulaştı

Her yıl 20 Haziran'da kutlanan Dünya Mülteciler Günü, milyonlarca insanın güvenlik arayışını ve süregelen yerinden edilme krizini bir kez daha gündeme taşıdı. UNHCR'ye göre, sayılar düşüş gösterse de bugün dünya genelinde 117 milyon 800 bin insan savaş, şiddet ve zulüm nedeniyle evinden uzakta yaşam mücadelesi veriyor.

Dünya Genelinde Yerinden Edilen İnsanların Sayısı 117 Milyona Ulaştı
©Shutterstock.com

Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi’nin kabulünün üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen milyonlarca insan hâlâ güvenli bir yaşam arayışını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) geçtiğimiz hafta yayımladığı 2025 Küresel Eğilimler Raporu‘na göre, 2025 yılı sonunda dünya genelinde savaş, şiddet, zulüm ve insan hakları ihlalleri nedeniyle zorla yerinden edilen insanların sayısı 117,8 milyona ulaştı. Bu rakam UNHCR’nin koruması altındaki mülteciler, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) sorumluluğundaki Filistinli mülteciler, sığınmacılar, kendi ülkeleri içinde yerinden edilmiş kişiler ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer kişileri kapsıyor.

UNHCR Yüksek Komiseri Barham Salih tarafından Cenevre’de açıklanan rapora göre, 2025 yılında küresel zorunlu yerinden edilme rakamı son on yıl içinde ilk kez sınırlı da olsa gerileme gösterdi. Buna göre dünya genelindeki mülteci sayısı 2025 yılında yüzde 3 azalarak 41,6 milyona düştü. Ancak Birleşmiş Milletler, bu düşüşün küresel yerinden edilme krizinin hafiflediği şeklinde yorumlanmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Bunun en önemli nedenlerinden biri, zorla yerinden edilenlerin büyük bölümünün kendi ülkeleri içinde yaşam mücadelesi vermeye devam etmesi. Nitekim yaklaşık 68,7 milyon kişi, uluslararası bir sınırı aşamadan kendi ülkesi içinde yerinden edilmiş durumda. Bir başka ifadeyle, zorla yerinden edilen her on kişiden yaklaşık altısı, evini terk etmek zorunda kalmasına rağmen ülkesinin sınırları içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Öte yandan yıl boyunca yaklaşık 5,4 milyon kişi, şiddet ve zulümden kaçarak başka ülkelerde koruma aramak zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler de Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, “Güvenlik vaadi bugün dünyanın her bölgesinde sınanıyor” ifadeleriyle, rakamlardaki sınırlı düşüşe rağmen dünyanın hâlâ çok büyük bir yerinden edilme kriziyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Geri Dönüşler Artıyor, Ancak Koşullar Hâlâ Kırılgan

Raporda dikkat çeken gelişmelerden biri de geri dönüşlerde yaşanan artış oldu. 2025 yılında yaklaşık 14,7 milyon kişi evine veya yaşadığı bölgeye geri döndü. Bunların 4,4 milyonunu mülteciler, 10,3 milyonunu ise ülke içinde yerinden edilmiş kişiler oluşturuyor. Mültecilerin geri dönüş oranı, UNHCR’nin 60 yıl önce kayıt tutmaya başlamasından bu yana görülen en yüksek ikinci seviye oldu.

Ancak UNHCR, bu geri dönüşlerin tamamının güvenli ve gönüllü koşullarda gerçekleşmediğine dikkat çekiyor. Özellikle Afganistan, Suriye ve Sudan’a yapılan geri dönüşlerin önemli bir kısmının, siyasi baskılar, ekonomik zorluklar veya kötüleşen yaşam koşulları nedeniyle olumsuz koşullar altında ya da son derece kırılgan bölgelere yapıldığı belirtiliyor.

Örneğin Afgan mülteciler, ev sahibi ülkelerin politikalarında yapılan değişiklikler nedeniyle çoğu zaman geri dönmeye zorlanırken, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ülke içinde yerinden edilmiş kişiler yaşadıkları kampların kapatılması nedeniyle başka seçenekleri olmadığı için geri dönmek durumunda kaldı.

UNHCR, bu tür geri dönüşlerin, yeniden uyum sürecini destekleyecek yeterli kaynak ve uzun vadeli politikalar hayata geçirilmediği sürece kalıcı olmasının zor olduğuna dikkat çekiyor. Kuruma göre, çatışmalardan derin şekilde etkilenen ülkelerde insanların hayatlarını yeniden kurabilmeleri için kalkınmayı teşvik eden uzun vadeli yatırımlara ihtiyaç var.

Raporda ayrıca, mültecilerin sığındıkları ülkelerde eğitim, istihdam ve sosyal destek mekanizmalarına erişimlerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Böylece mülteciler, ülkelerine güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde dönmeleri mümkün oluncaya kadar hem kendilerini ve ailelerini geçindirebilir hem de yaşadıkları ülkenin ekonomik ve sosyal hayatına katkıda bulunabilirler.

Öte yandan raporda dikkat çekilen olumlu gelişmelerden biri de, geçen yıl 24 ülkede yaklaşık 46 bin vatansız kişinin vatandaşlık kazanmış olması oldu.

En Çok Mülteci Barındıran Ülkeler ve Azalan Yerleştirme İmkânları

Raporda yeniden yerleştirme programlarında ciddi bir düşüş yaşandığına da dikkat çekildi. Yeniden yerleştirme veya sponsorlu programlar aracılığıyla başka ülkelere kabul edilen mülteci sayısı, bir önceki yıla göre yarıdan fazla azalarak 2025 yılında 81 bin 800’e geriledi. Böylece mevcut yerleştirme imkânları ile ihtiyaç duyulan yerleştirme sayısı arasındaki fark daha da büyüdü.

Dünyadaki mültecilerin yüzde 70’inden fazlası Afganistan, Güney Sudan, Sudan, Suriye, Ukrayna ve Venezuela kökenli. En fazla mülteciye ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişilere ev sahipliği yapan ülkeler ise Kolombiya, Almanya, Türkiye, Uganda, İran, Çad ve Pakistan olarak sıralandı. Zira uluslararası sınırı geçen mültecilerin büyük bölümü sanılanın aksine zengin ülkelere değil, komşu ülkelere sığınıyor. Mültecilerin yaklaşık üçte ikisi düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamını sürdürüyor.

Özellikle Ukrayna savaşı sonrasında ülkeye gelen milyonlarca kişi, Almanya‘nın Avrupa’daki en önemli sığınma ülkelerinden biri olmasını sağladı. Bununla birlikte Almanya’da mültecilere yönelik siyasi tartışmalar da sürüyor. Göç politikaları, entegrasyon ve sosyal yardımlar üzerine yürütülen tartışmalar, son yıllarda ülkenin siyasi gündeminin ve seçim propagandalarının önemli bir kısmını oluşturuyor.

Yerinden Edilme Krizinin Merkezindeki Ülkeler

Sudan

Sudan, 2025 yılı sonunda 9,1 milyon ülke içinde yerinden edilmiş kişiyle dünyanın en büyük iç yerinden edilme krizini yaşamaya devam ediyor. Çatışmaların dördüncü yılına girdiği ülkeden kaçan mülteci sayısı da bir önceki yıla göre yüzde 35 artarak 2,8 milyona ulaştı. Çatışmaların görece azaldığı bazı bölgelere geri dönüşler başlasa da, temel hizmetlerin yetersizliği, tahrip olmuş altyapı ve sınırlı ekonomik imkânlar nedeniyle geri dönenler hayatlarını yeniden kurmakta ciddi zorluklarla karşı karşıya bulunuyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti

Ülkenin doğusundaki çatışmalar ve kötüleşen güvenlik koşulları nedeniyle 2025 yılında 3,9 milyon kişi daha yerinden edildi. M23 grubunun Goma ve çevresini kontrol altına almasının ardından, kent çevresindeki kampların kapatılmasıyla yaklaşık 3,6 milyon kişi geri dönmek zorunda kaldı. Ancak geri dönenlerin önemli bir bölümü toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, zorla silah altına alma, gasp ve sömürü gibi ciddi risklerle karşı karşıya kalırken, bazıları çatışmaların sürdüğü bölgelere veya insani yardımın yetersiz olduğu alanlara yerleşmek zorunda kaldı.

Suriye

On yılı aşkın süredir dünyanın en büyük zorunlu yerinden edilme krizlerinden birini yaşayan Suriye’de, 2025 yılı sonunda mülteci sayısı 4,9 milyon olarak kaydedildi. Güvenlik sorunları ve sınırlı geçim imkânları sürmesine rağmen, Beşşar Esed hükümetinin devrilmesinin ardından yaklaşık 1,3 milyon Suriyeli ülkesine geri döndü. Ancak geri dönenlerin önemli bir kısmı hayatlarını yeniden kurmakta zorlanırken, Suriye dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olmayı sürdürüyor. 2026 yılında ülkenin 25,6 milyonluk nüfusunun yaklaşık 15,6 milyonunun insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Afganistan

2025 yılı sonunda Afganistan’dan gelen mülteci ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişi sayısı 3,7 milyon olarak kaydedildi. Afgan mültecilerin büyük bölümü İran ve Pakistan’da yaşarken, yaklaşık 2,9 milyon Afgan ülkesine geri döndü. Ancak bu geri dönüşlerin önemli bir kısmının gönüllü olmadığı, ev sahibi ülkelerin politikalarındaki değişikliklerden kaynaklandığı belirtiliyor. Geri dönenler, yetersiz altyapı, sınırlı ekonomik imkânlar ve temel hizmetlere erişimde yaşanan sorunlarla mücadele ederken, özellikle kız çocuklarının eğitime erişimindeki kısıtlılık dikkat çekiyor.

“İnsani Yardım Tek Başına Yeterli Değil”

UNHCR Yüksek Komiseri Barham Salih, mülteci sayısındaki genel düşüşe rağmen insani yardımın tek başına artık yeterli olmadığını söyledi. Mültecilerin yüzde 70’inin yıllardır sürgün hayatı yaşadığını ve önemli bir bölümünün yoksulluk sınırının altında bulunduğunu belirten Salih, zorunlu göçe yaklaşımda köklü bir değişiklik çağrısında bulundu. Çok sayıda insan için yerinden edilmenin hayat kurtaran bir çıkış yolu olarak başladığını ancak zamanla ömür boyu süren bir duruma dönüştüğünü vurgulayan Salih, sığınma hakkının tartışma konusu yapılamayacağını, ancak milyonlarca mültecinin hayatlarını yeniden kurabilecek gerçekçi imkânlardan yoksun bir şekilde on yıllarca sürgünde yaşadığı bir geleceğin de kabul edilemeyeceğini söyledi.

“Savaş ve zulümden kaçan insanlara yeni bir umut ve fırsat duygusu sağlayacak bir paradigma değişimine ihtiyacımız var” diyen Salih, önümüzdeki on yıl içinde uzun süreli yerinden edilme durumunda bulunan ve insani yardıma bağımlı yaşayan mültecilerin sayısını yarıdan fazla azaltmayı hedeflediklerini açıkladı. Bu hedefin özellikle mültecilerin büyük bölümüne ev sahipliği yapan düşük ve orta gelirli ülkelerde hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu girişim kapsamında gönüllü geri dönüşlerin, insani vizelerin ve üçüncü ülkelere yerleştirme programlarının artırılması; ayrıca mültecilerin eğitim, sağlık hizmetleri, finansal hizmetler ve iş gücü piyasasına erişimlerinin sağlanarak yardıma bağımlılıktan kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir yaşama geçmeleri amaçlanıyor.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler