Irkçılık

Dünya Genelinde Din Temelli Toplumsal Düşmanlıklar Üçüncü Yıl Üst Üste Arttı

Pew Araştırma Merkezi'nin yeni raporuna göre din temelli toplumsal düşmanlıkların yüksek veya çok yüksek olduğu ülke sayısı üçüncü yıl üst üste artarak 55’e çıktı. Rapor, 7 Ekim saldırıları ve İsrail’in Gazze’ye yönelik askerî saldırılarının ardından birçok ülkede Müslümanlara ve Yahudilere yönelik nefret söylemi, taciz ve saldırıların arttığına dikkat çekiyor.

Dünya Genelinde Din Temelli Toplumsal Düşmanlıklar Üçüncü Yıl Üst Üste Arttı
Londra'da İslamofobi karşıtı bir gösteri. Pew Araştırma Merkezi'nin raporuna göre 2023 yılında din temelli toplumsal düşmanlıklar ve nefret olayları birçok ülkede artış gösterdi. | Fotoğraf: John Gomez/Shutterstock.com

Pew Araştırma Merkezi’nin 15 Haziran’da yayımladığı yıllık din özgürlüğü raporu, din temelli toplumsal düşmanlıkların 2023 yılında belirgin biçimde arttığını ortaya koydu. 198 ülke ve bölgeyi inceleyen rapora göre, yüksek veya çok yüksek düzeyde din bağlantılı toplumsal düşmanlık kaydedilen ülke sayısı 2022’de 45 iken 2023’te 55’e yükseldi. Böylece bu kategoride üçüncü yıl üst üste artış yaşandı.

Pew, bu yükselişte dinî azınlıklara yönelik taciz vakalarındaki artışın yanı sıra Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıların ve İsrail’in Gazze’ye yönelik -ateşkese rağmen sürmekte olan- askerî saldırılarının küresel yansımalarının etkili olduğunu belirtti. Rapor, özellikle 7 Ekim sonrasında bazı ülkelerde hem Müslümanlara hem de Yahudilere yönelik nefret söylemi, ayrımcılık, vandalizm ve fiziksel saldırı vakalarının arttığını kaydetti.

Pew Raporu Din Özgürlüğünü İki Endeksle Ölçüyor

Araştırma, din özgürlüğünü iki ayrı endeks üzerinden değerlendiriyor. “Devlet Kısıtlamaları Endeksi” hükûmetlerin dinî inanç ve pratikleri sınırlayan yasa, politika ve uygulamalarını ölçerken; “Toplumsal Düşmanlıklar Endeksi” özel kişiler, gruplar, sivil yapılar ya da militan örgütler tarafından dinî saikle gerçekleştirilen taciz, saldırı, mob şiddeti, terör eylemleri ve aşağılayıcı söylemleri kapsıyor.

Rapora göre 2023’te toplumsal düşmanlıklar bakımından “çok yüksek” kategoride yer alan ülkeler Nijerya, Hindistan, İsrail, Suriye, Bangladeş ve Pakistan oldu. İsrail ve Bangladeş, bir önceki yıl “yüksek” kategoride yer alırken 2023’te “çok yüksek” kategoriye geçti. Pew, İsrail’deki artışta 7 Ekim saldırılarının; Bangladeş’teki artışta ise Ahmedi Müslümanlara yönelik kitlesel saldırıların etkili olduğunu bildirdi.

Yüksek toplumsal düşmanlık kategorisine 2023’te geçen 12 ülke arasında Avrupa’dan Belçika, Norveç, Rusya, İspanya ve İsveç de yer aldı. Asya-Pasifik bölgesinden Tayland ve Türkiye; Sahra Altı Afrika’dan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Tanzanya; Amerika kıtasından Guatemala; Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan ise Sudan bu kategoriye dahil oldu.

Avrupa’daki artışta Müslümanlara yönelik nefret söylemi ve Kur’an yakma eylemleri dikkat çekti. Norveç’te Müslüman kuruluşlar, 7 Ekim saldırıları ve İsrail’in Gazze’deki askerî operasyonlarının ardından nefret söylemi ve taciz vakalarının arttığını bildirdi. Raporda, “Stop the Islamization of Norway” adlı İslam karşıtı grubun düzenlediği ve Kur’an’ın yakıldığı eylemler de Norveç’teki toplumsal düşmanlık göstergeleri arasında sayıldı.

Kur’an Yakma Eylemleri ve Başörtülü Kadınlara Saldırılar

İsveç’te de 2023 boyunca Kur’an yakma, Kur’an sayfalarını yırtma, sayfaları çiğneme ve Kur’an’a domuz pastırması sürme gibi eylemler kaydedildi. Bu olayların parlamento binası, Müslüman ülkelerin büyükelçilikleri ve Stockholm Camii gibi sembolik mekânların önünde gerçekleşmesi, ülkedeki toplumsal düşmanlık puanındaki artışta etkili oldu.

Rusya’da ise hem antisemitik tepkiler hem de Müslüman kadınlara yönelik saldırılar rapora yansıdı. Dağıstan’da İsrail’den gelen bir uçağın inişinin ardından havalimanına giren kalabalık antisemitik sloganlar attı. Moskova yakınlarında ise başörtülü bir Müslüman kadın ve çocukları bir oyun parkında saldırıya uğradı; saldırganların aileye köpeklerini yönlendirdiği ve fiziksel şiddet uyguladığı bildirildi.

İspanya’da da Müslüman ve Yahudi topluluklara yönelik nefret söylemi ve saldırı vakaları toplumsal düşmanlık puanını yükseltti. Müslüman temsilciler, 7 Ekim sonrasında sosyal medyada nefret söyleminin ve gündelik hayatta ayrımcılığın arttığını bildirdi. Yahudi topluluklar ise sinagoglara, mezarlıklara ve Yahudi evlerine yönelik antisemitik vandalizm vakalarında artış olduğunu aktardı.

Devletlerin Politikalarından Kaynaklanan Kısıtlamalar da Yüksek Seviyede

Raporda yalnızca toplum içinden gelen din temelli düşmanlıklar değil, devlet politikalarından kaynaklanan din özgürlüğü kısıtlamaları da yüksek seviyede seyretti. Pew’in “Devlet Kısıtlamaları Endeksi”ne göre 2023’te 58 ülkede dinî inanç ve pratiklere yönelik devlet kısıtlamaları yüksek veya çok yüksek düzeyde kaydedildi. Bu sayı, 2022’de ulaşılan 59 ülkelik zirvenin yalnızca bir altında kaldı. Çin, İran, Afganistan, Endonezya, Suriye ve Özbekistan, dinî hayat üzerindeki devlet baskısının “çok yüksek” seviyede görüldüğü ülkeler arasında yer aldı.

Pew’in değerlendirmesinde devlet kısıtlamaları; dinî grupların faaliyetlerinin engellenmesi, ibadethane açma veya kullanma süreçlerinde zorluk çıkarılması, dinî yayınların ya da eğitim faaliyetlerinin sınırlandırılması, belirli dinî kıyafet ve sembollere müdahale edilmesi gibi farklı uygulamaları kapsıyor. Bu çerçevede devletlerin yalnızca doğrudan yasaklayıcı politikaları değil, dinî toplulukların kamusal görünürlüğünü ve örgütlenme imkânlarını daraltan idari uygulamaları da endekse yansıyor.

Rapora göre hükûmetlerin dinî gruplara yönelik sözlü ya da fiziksel tacizi 2023’te 185 ülkede kaydedildi. Bu oran, incelenen 198 ülke ve bölgenin yüzde 93’üne karşılık geliyor. İbadete müdahale ise 175 ülke ve bölgede görüldü ve araştırmanın başladığı 2007’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Pew, ibadete müdahaleyi yalnızca cami, kilise, sinagog veya diğer ibadethanelere izin verilmemesiyle sınırlı tutmuyor; cenaze ritüellerine, dinî kıyafetlere, dinî bayram ve törenlere ya da vicdani ret gibi dinî temelli uygulamalara yönelik müdahaleleri de bu başlık altında değerlendiriyor.

Bu tablo, din özgürlüğüne yönelik baskının yalnızca toplumsal önyargı, nefret söylemi veya saldırılarla sınırlı olmadığını gösteriyor. Birçok ülkede devletlerin yasa, güvenlik politikası, bürokratik izin süreçleri ve kamusal alan düzenlemeleri üzerinden dinî hayatı doğrudan veya dolaylı biçimde sınırlandırdığı görülüyor. Pew’in verilerine göre küresel ölçekte devlet kaynaklı kısıtlamalar, araştırmanın başladığı 2007’den bu yana toplumsal düşmanlıklara kıyasla daha istikrarlı biçimde yükselen bir eğilim izliyor.

Dünya Nüfusunun Büyük Kısmı Riskli Ülkelerde Yaşıyor

Raporda dikkat çeken bir başka bulgu ise dünya nüfusunun büyük bölümünün din özgürlüğü bakımından yüksek risk taşıyan ülkelerde yaşaması oldu. Pew’e göre incelenen 198 ülke ve bölgede yaşayan insanların yaklaşık yüzde 78’i, ya devlet kısıtlamalarının ya da din temelli toplumsal düşmanlıkların yüksek veya çok yüksek olduğu yerlerde bulunuyor. Bu oran, din özgürlüğü alanındaki sorunların yalnızca belirli kriz bölgeleriyle sınırlı olmadığını; dünya nüfusunun büyük kısmını etkileyen küresel bir mesele hâline geldiğini gösteriyor.

Bu yüksek oranın arkasında, özellikle nüfusu çok kalabalık bazı ülkelerin yüksek kısıtlama veya düşmanlık puanlarına sahip olması bulunuyor. Çin, Hindistan ve Pakistan gibi büyük nüfuslu ülkelerde devlet politikaları, toplumsal gerilimler ya da dinî azınlıklara yönelik baskılar, küresel tabloyu doğrudan etkiliyor. Bu nedenle yüksek veya çok yüksek risk kategorisindeki ülke sayısı, toplam ülkelerin çoğunluğunu oluşturmamasına rağmen, bu ülkelerde yaşayan nüfusun büyüklüğü dünya genelindeki etkiyi artırıyor.

Bununla birlikte Pew, aynı ülkede yaşayan tüm toplum kesimlerinin bu kısıtlama ve düşmanlıklardan aynı ölçüde etkilenmediğine dikkat çekiyor. Birçok ülkede asıl baskı, çoğunluk toplumundan farklı inançlara mensup dinî azınlıklar üzerinde yoğunlaşıyor. Bu baskı kimi yerlerde ibadethane açma ve dinî eğitim faaliyetlerine getirilen sınırlamalarla, kimi yerlerde nefret söylemi, vandalizm, fiziksel saldırı veya kamusal alanda dinî kimliğin hedef alınmasıyla görünür hâle geliyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler