Portre İngiliz İslam Mütefekkiri: Charles Le Gai Eaton

İngiliz Müslüman toplumunun ve gelenekselci ekolün önemli ve saygıdeğer isimlerinden biri olan ve Hasan Abdul Hakim olarak da bilinen Charles Le Gai Eaton’ın hayat hikayesi hakikati arayan insanlara ilham veriyor.

admin 1 Ocak 2014

1 Ocak 1921’de İsviçre’de dünyaya gelen Eaton, eğitimini Londra’da tamamlar. Kings College ve Cambridge Üniversitelerinde tarih eğitimi gören Eaton, gazetecilik, öğretim üyeliği ve diplomat olarak çeşitli alanlarda faaliyetlerde bulunmuştur.

Eaton kendisini ne doğduğu İsviçre’ye, ne de büyüdüğü ve eğitim gördüğü İngiltere’ye ait hissediyordu. Bu durumun ileride İslam’a tutunmasına elverişli bir zemin teşkil ettiğini ifade edecekti.

İngiltere ve İsviçre’de geçirdiği okul hayatı boyunca Hristiyanlıkla ilgili gördüğü dersler onu ve arkadaşlarını etkilemekten uzaktı. Eaton bu durumla ilgili olarak ileride şu tespitte bulunacaktı: “Bunda şaşılacak bir şey yok. Din, eğitimin bir boyutu gibi sunulduğunda ve hayatın tümüne nüfuz etmediğinde, nefes alamaz. Din ya hep ya hiçtir. Ya dünyaya ait her şeyi kendi eteğinde toplar, ya da onların gölgesinde kaybolur.” Herşeyin tesadüf ve pozitif bilimle açıklandığı bir eğitim sisteminin arasına sıkıştırılmış, yaşanan hiçbir olaya müdahelesi olmayan bir Tanrı tasavvuru, Eaton’ın varoluşsal sorularına cevap vermekten çok uzaktı. Bu nedenle kendisini hiçbir dine yakın görmeyerek ilk gençlik ve üniversite yıllarında ateist düşünce yapısını benimsedi. Bununla birlikte pek çok ateistin aksine, Tanrı’nın “yokluğunun” bilimsel gerçeklerle ispatlanamayacak bir olgu olduğunun da farkındaydı.

Varlık sorularına cevap ararken 15 yaşında felsefe ile tanıştı ve büyük bir heyecan ve açlıkla Descartes, Kant, Hume, Spinoza gibi ünlü felsefecilerin eserlerini birbiri ardında devirmeye başladı. Bir süre sonra içindeki gerçeği arayan damarın bu tamamı zanna dayalı ve kendi ekseninde dönüp duran eserlerle tatmin olmadığını esefle gördü. II. Dünya Savaşı patlak verip de orduya katıldığında tek korkusu kafasındaki sorulara cevap bulamadan ölüp gitme ihtimaliydi.

Eaton, düşünsel dönüşümünde kendisinden 40 yaş büyük yazar arkadaşı Leo Myers’in “The Root and the Flower” (Kök ve Çiçek) isimli eserlerinin etkili olduğunu ifade eder. Myers’in büyük ölçüde etkilendiği Vedanta’nın metafizik öğretileri sayesinde İslam’da “tevhid inancı” olarak ifade edilen saf birlik inancıyla tanışır ve bunun kendisini İslam’a yaklaştıran ilk adım olduğunu söyler. O artık inanmaktadır, fakat inandığı hakikate teslim olma kudreti henüz kendisinde yoktur.

Arkadaşı Myers, manevi hakikatleri çok etkili bir biçimde dile getirmekte fakat inandığı değerlere teslim olmadığından ruhen karamsar ve mutsuzdur. Nihayet Myers’in intihar etmesi Eaton’ı derinden etkileyen bir değişimin de başlangıcı olur. Arkadaşının intiharı ona dünya ve ahiretle ilgili sahip olunan bilginin insan tabiatıyla birleşmedikce sonuçsuz kaldığını ve insanı umutsuzluğa düşürdüğünü öğreten acı bir tecrübe olur.

Bu arada Fransız Müslüman René Guénon ile tanışan Eaton, İslam ile ilgili yoğun bir okuma yapmaya başlar. Bu dönemde Kahire Üniversitesi’nde bulduğu iş imkânını değerlendirerek Mısır’a yerleşir ve aynı üniversitede görev yapan İngiliz Müslüman Martin Lings ile tanışması da bu vesileyle olur. Onunla dostluğunu ilerlettikçe düşüncelerini hayata geçirmiş tutarlı ve mutmain bu insana hayranlığı artar.

Aslında uzun zamandır kalben iman ettiği fakat asla dillendiremediği gerçeği hayata geçirebilmek için Mısır’da kaldığı bu zamanı en uygun fırsat olarak görür ve 29 yaşında Müslüman olur.

Eaton İslam’ı soyut ideolojiler veya sosyolojik kategoriler arasına koymaksızın, politik sloganlardan ve gelip geçici geleneksel ve kurumsal yorumlardan bağımsız manevi bir yaşam biçimi olarak tanımlamaktaydı. İslam’ın belli bir etnik veya kültürel yorumunu kabul etmek yerine İngiliz toplumunun tüm iyi ve güzel yanlarını muhafaza ederek özgün bir İngiliz Müslüman kimliği oluşturmanın gerekli olduğunun ve İslam inancının İngiliz kimliğiyle tamamıyla birbirine örtüşen değerler içerdiğinin sıkı bir savunucusuydu.

Eaton, 1977’de diplomatlık görevinden emekli olmasının ardından 22 yıl boyunca Londra’daki İslam Kültür Merkezi’nin danışmanlığını yaptı. Aynı zamanda Islamic Quarterly Journal’in editörlük görevini yürüttü. Bir yazar ve yayıncı olarak kaleme aldığı pek çok eseri, Müslümanlara ve İslam’a ilgi duyanlara verdiği danışmanlık hizmetleriyle İngiliz Müslüman cemaatinin genişlemesine büyük katkı sağlayan bu değerli İslam mütefekkiri, 26 Şubat 2010’da 89 yaşında hayata gözlerini yumdu.

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar