Dosya: "Balkanlar ve Kimlik" Bosna Üzerinden “Euro-İslam”ı Tartışmak

Balkanlar ve Kimlik

“Avrupa İslamı” Müslümanları Avrupa değerleriyle uyumlu hâle getirme projesinin adı. Bu kavramı, senelerce “Avrupa İslamı”na örnek olarak gösterilen Bosnalı Müslümanlar üzerinden tartışmak da yeni bir şey söylemiyor: Çünkü İslam’ın önüne ya da arkasına yeni kelimeler eklenmesine gerek yok.

Tarkan Tek 1 Mayıs 2015

Batı’da özellikle son 15 yılda İslam ve Müslümanlar üzerine birçok proje ve çalışma yapıldı. Genelde hükûmetlerin desteği ile yapılan bu çalışmaların bir kısmı Müslümanları ehlileştirme, onlara şekil ve düzen verme çalışmalarıydı. Bu tür çalışmaların genel bakışı ise Müslümanları bir güvenlik problemi olarak görmeleriydi. Batı Avrupa’da Müslümanların sayısı 25 milyonu geçse de Müslümanlar azınlık konumundalar. Bugün Avrupa’nın problemi göçmenler veya Müslümanlar değil, kendisini “çokkültürlü, liberal ve seküler” olarak tanımlayan Avrupa aklının bu iddialarla çelişmesidir.

Bu aklın yönettiği Avrupa’da Müslümanlar her geçen gün psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kalıyorlar. Avrupa, Müslümanların önemli bir kısmını entegre olmamakla suçlarken, çözüm olarak da Müslüman toplumları “terbiye etme” projeleri sunuyor.

Bu projelerden belki en kapsamlısı “Avrupa İslamı” ya da bir diğer deyişle “Euro-İslam” projesidir. Bu proje uzun yıllardır gündemde olsa da pek alıcısı olmamıştır, ta ki Avrupa’da “güvenlik sorunu” oluşturmuş Müslümanlar “olağan şüpheli” konumda görülene kadar. Euro-İslam kavramının mucidi Almanya’da yaşayan Suriyeli Siyaset Bilimci Bassam Tibi bu kavramı ilk defa 1992 yılında Fransa’da bir sunumunda kullanmıştır. Tibi’ye göre Euro-İslam, “Avrupa’da yaşayan Müslümanların temel İslami prensipleri ile modern Avrupa’nın kültürel değerlerini birbiriyle kombine etmektir.”1 Tibi, Euro-İslam ile varılacak olan asıl hedefin siyasal İslamcılığı durdurmak ve çokkültürlü Avrupa’ya kavuşmak olduğunu belirtirken, bu şekilde tanımladığı Euro-İslam projesinin Müslümanlar arasında şimdiye kadar bir karşılık bulmamış olması önemli bir veridir.

Bununla beraber kavrama olumlu anlam yükleyen Tarık Ramazan ile Tibi’nin tanımı ve düşündükleri arasında önemli farklar var. Ramazan’a göre Afrikalı Müslümanlar için “Afrika İslamı”ndan, Asya’daki Müslümanlar için “Asya İslamı”ndan bahsediyorsak; Avrupa’da yaşayan Müslümanlar için de Avrupa değerleri ile birlikte yaşayabilecek bir “Avrupa İslamı”ndan bahsetmek mümkün.

Tarık Ramazan’ın tezi fazla gündem oluşturmazken, Avrupa’nın hâkim söylemi içinde “önemli” sözler söyleyen Bassam Tibi’nin söylemi Avrupa’daki İslam tartışmalarında sürekli ön plana çıktı. Euro-İslam kavramı ile Müslümanları ehlileştirme çabalarını gündemde tutmak isteyen egemenler ise bu kavramı farklı isimlerle gündeme getirmeye devam ediyorlar. Bunun son versiyonları “Bosna İslamı” veya “Balkan İslamı” kavramlarıdır.

Bilindiği gibi Bosna-Hersek Müslümanları 1878 yılından beri, önce Avusturya-Macaristan monarşisinin işgalini görmüş, sonrasında Yuguslavya Krallığı dönemi ve Yugoslavya komünist rejimi ile uzun yıllar seküler devletlerin hükümranlığında kalmıştır. Bugün hâlâ Katolik, Ortadoks, Yahudi ve Müslüman toplum Bosna-Hersek’te iç içe, beraber yaşamaktadırlar. Bunun yanında kurumsallaşmasını tamamlamış olan “Bosna-Hersek İslam Cemaati” (Riyaset) gibi bir kurum ve birikime sahiptir. Birebir aynı olmasa da Balkanlar’daki birçok Müslüman ulus hemen hemen benzer tecrübeye sahiptir. Bu tecrübe öteki ile bir arada yaşama tecrübesidir.

Balkanlar özelinde Bosna-Hersek’in seküler devletler hâkimiyetinde kazandığı tecrübenin Avrupalı Müslümanlar için örneklik teşkil ettiğini düşünen Boşnak akademisyen Armina Omerika’ya göre Boşnak Müslümanların tecrübeleri Batı (Avrupa) için iyi bir örnek.2 Bosna-Hersek veya diğer Balkan Müslümanlarının tecrübeleri özellikle Avrupa’da yaşayan Müslümanlar için bir örneklik oluşturabilecek potansiyele sahip ama bunu Euro-İslam üzerinden pazarlamaya çalışmanın anlamsız olduğu ve bu kavramın Müslümanlar nezdinde hiçbir karşılığı olmadığı da bir gerçek. Her şeyden önce İslam’ı bir bölgeye indirgemek İslam’ın temel ilkelerine ters bir yaklaşım. Zira İslam sadece bir kıtanın, bir ırkın değil; bütün insanlara hitap eden bir dinin adıdır.

Özellikle Batı’da yaşayan Müslüman dimağlar inanılmaz bir şekilde Batı kültürünün hegemonyası ve etkisi altında yetişmektedirler. Bu etkinin farkında olan Saraybosna İslam Fakültesi öğretim üyesi Ahmet Alibasiç’in dediği gibi Batı’da yetişen Müslümanlar “kültürel ve düşünsel olarak Batı’ya aittirler”3 ama Müslümandırlar. Bu sebeple Batı’nın etkisini inkâr edip ondan kaçmak çözüm değil, tam tersine onunla yüzleşmek ve cevap bulmak Avrupalı Müslümanların önceliği olmalıdır. Bunun için Avrupa’da yaşayan Müslümanlara iyi bir örneklik teşkil edebileceği potansiyelini barındıran Balkanlar ve Bosna-Hersek tecrübeleri değerli ve önemlidir. Elbette bir tecrübeyi doğrudan modellemek ile her şey bitmiş olmaz. Bu tecrübe ve yaklaşımı daha öteye götürüp, İslami yorumda bulunup, yine kendilerine özgü fıkıh anlayışları oluşturmak Avrupalı Müslümanlara düşen görevdir.

Sonuç olarak Batı’daki Euro-İslam tartışmalarındaki hâkim anlayış “Batı’nın kendi çıkarlarına yarayacak bir İslam anlayışı üretmek”tir. Euro-İslam kavramı kirli bir kavram olduğundan bu kavram üzerinden Müslümanlara tekrar bir rol biçmeye kalkışmanın önceki başarısız denemelerden farklı olmayacağı şüphe götürmez bir gerçek. Avrupa’nın gerek Euro-İslam, gerekse “Leitkultur” (egemen kültür) tartışmalarından önce yapması gereken; Müslümanlara kendilerini evlerinde hissettirecek psikolojik ve hukuki bir zemini hazırlamasıdır. Balkanlar ve Bosna-Hersek üzerinden Euro-İslam projesi için bir şeyler üretmeye kalkışmak Müslümanların uyumuna değil, onların daha da uyumsuz olmalarına sebep olacaktır. Bu sebeple Almanya’da yaşayan Makedon imam Benjamin İdriz’in dediği gibi, “Müslümanlar için sadece İslam yeterlidir.”4 Bunun önüne ya da arkasına yeni kelimeler eklemenin anlamı yoktur.

Fotoğraf: ©Flickr.com/Ali Almazawi

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar