Dosya: "Avrupa Sendikaları ve Göçmenler" Sendikaların Göçmenlere Yönelik Politikaları Kapsayıcı mı Dışlayıcı mı?

DOSYA

Avrupa’da çoğu sendikanın göçmen işçileri dâhil edici politikalar uygulamasına rağmen göçmen işçilerin sendikalara katılımı genel olarak yerlilere oranla daha düşük seviyelerde.

Theresa Schulz 2 Nisan 2019

İşçi sendikaları işçilerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek amacıyla kurulmuş kolektif örgütlenmelerdir. Buna rağmen, işçi sendikalarının yapılanması, yürüttüğü politikalar, işçilerin sendikalardaki temsili ve sendikaların hangi işçilerin çıkarlarını ne doğrultuda savunduğu gibi konular sendikanın ülke içindeki pozisyonuna ve ülkenin kendi siyasal yapılanmasına göre değişiklik göstermektedir. 

Avrupa’daki işçi sendikalarının Batı ekonomilerinde etkili ve güçlü kurumlar hâline gelmeye başlamasıyla birlikte, hükûmet ve işveren birlikleri ile müzakerelerde sosyo-ekonomik kararların alınma sürecinde önemli bir role sahip olmuşlardır. Bu sebeple, göç ve göçmen işçilerin iş gücüne katılımı konusunda hükûmet ve işverenlerin yanı sıra sendikalar da işçi göçüne dair politikaların oluşmasında etkili olmuşlardır. Zira söz konusu göçmen işçiler, sendikaların temsil etmeyi hedefledikleri iş gücünün bir parçası olma pozisyonundadır. Ülkelerdeki sendikaların göçmenlere yönelik kendi kurumsal yapısı içinde uyguladıkları politikalar ve göçmenlerin bu sendikalara katılımı ise Avrupa genelinde değişiklik göstermektedir. 

Almanya

Almanya’da, Alman Sendikalar Birliği (Alm. “Deutscher Gewerkschaftsbund”, DGB) bir çatı kuruluşu olarak tüm işçi sendikalarına öncülük etmektedir. Ülkenin en büyük iki sendikası, Metal İşçileri Sendikası (Alm. “Industrie-Gewerkschaft Metall”, IG Metall) ve Birleşik Hizmetler Sendikası’dır (Alm. “Vereinte Dienstleistungsgewerkschaft”, ver.di). IG Metall ve ver.di, DGB bünyesindeki tüm sendikaların yüzde 70’ini oluşturmaktadır. Göçmenlerin örgütlenme hakları bağlamında Almanya’da işçi sendikaları “birleştirilmiş” (Alm. “Einheitsgewerkschaften”) bir örgütlenmedir ki bu, sendikaların ideolojik eğilim ya da siyasal inançları ne olursa olsun tüm işçilere açık olduğu anlamına gelmektedir. Bunun sonucunda, IG Metall bünyesinde yabancı işçiler dairesini kurulmuştur. Sendika içerisinde yabancı işçiler, sendika açısından önemli bir hedef grup hâline gelmiştir. Buna rağmen, 2012 yılında1 yapılan Avrupa Sosyal Araştırması’na (European Social Survey) göre göçmen işçiler arasında sendika üyeliği %10.1 oranında kalmıştır. Bu oran yerli işçiler arasında %14.9’dur.

Dosya: "Etnopluralizm Yeni Sağın Entelektüel Kılıfı"

Etnik Çoğulculuk ve Avrupa’daki Radikal Sağ İdeolojisi

31 Ocak 2019

Avusturya

Almanya’ya benzer şekilde, Avusturya’da da çatı kuruluş olan işçi sendikaları birliği vardır.  Bu birliğe (Alm. “Österreichische Gewerkschaftsbund”, ÖGB) ülkedeki tüm mevcut sendikalar üyedir. 2014 yılında yapılan Avrupa Sosyal Araştırması2 yerli işçilerin sendikalılık oranını %28 olarak gösterirken yabancı işçilerin sendikalara katılma oranı %14 ile bunun sadece yarısını göstermektedir. Bununla birlikte 2006 yılı ocak ayından bu yana, AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşlarının da iş konseylerine seçilebileceklerinin kabul edilmesiyle, iş konseylerindeki göçmen sayısında artış gözlenmektedir. 2013 yılında ÖGB Federal Kongresi, dış ülkelerde elde edilen kalifikasyonların daha kolay kabul edilmesini öngören bir karar çıkarmıştır. Karar, göçmenlere ücretsiz Almanca kurslarının sağlanmasını, eğitimlerinin geliştirilmesi ve ilticacıların iş piyasasına daha iyi bir şekilde girebilmelerini öngörmektedir.

Hollanda

Avusturya’da olduğu gibi Hollanda’da da işçi sendikalarının, kendilerini, sosyal veya siyasal aktörlerden ziyade temelde işçilerin haklarını savunan örgütlenmeler olarak gördükleri söylenebilir. Hollanda’daki belli başlı sendika federasyonları ise şunlardır:  Hollanda Sendikal Hareket Federasyonu (Fl. “Federatie Nederlandse Vakbeweging”, FNV), Hristiyan Ulusal Sendika Birliği (Fl. “Christelijk Nationaal Vakverbond”, CNV) ve Profesyoneller için Sendika Merkezi (Fl. “Vakcentrale voor Professionals”, VCP). Bu sendikalardan FNV sosyalist ve Katolik sendikaların oluşturduğu bir federasyondur. CNV ise Hristiyan demokratların sendikasıdır. Diğer taraftan VCP’nin bu gibi bir siyasi yahut dinî kökeni bulunmamaktadır. 1.2 milyonluk üyesi ile FNV en büyük sendika iken, 341 bin üye ile CNV ikinci, VCP de 132 bin üyeyle üçüncü büyük sendika konumundadır. Göçmen işçiler dikkate alındığında FNV çatısı altında bu göçmen işçilerin çıkarlarına yönelik kampanyalar yapılmıştır. Hâlen devam etmekte olan ve  2006 yılında başlayan temizlik işçilerin kampanyası, 2008 yılında başlayan yerli iş ve 2009-2013 yılları arasında süpermarket dağıtım sektöründeki örgütlenme kampanyaları, göçmen işçileri da dâhil eden kampanyalara örnek teşkil etmektedir. Bu kampanyalar ile düşük ücretli işçiler ve göçmen kökenli işçilerin haklarının savunulması hedeflenmiştir. Diğer taraftan, işçi sendikalarında her ne kadar ulusal, sektörel ve yerel bazda göçmenlere eşit hak ve çalışma şartları öngören kararlar alınmış olsa da Hollanda örneğinde de tıpkı Almanya ve Avusturya gibi göçmen işçilerin sendikal katılımı yerli işçilere göre daha azdır. 2012 Avrupa Sosyal Araştırması’na göre, göçmen işçilerin sendikalılık oranı %18.1’dir. Bu oran yerli işçiler arasında %22.5’tir.

İsveç

İsveç’te de bir işçi sendikası konfederasyonu bulunmaktadır. “Landsorganisationen i Sverige” (Tr. “Emek İşçileri Sendikası”, LO) isimli bu sendika daha çok mavi yaka işçilerini örgütlemektedir. Buna ilaveten İsveç Profesyonel Çalışanlar Konfederasyonu (İsv. “Tjänstemännens Centralorganisation”, TCO) ve üniversite mezunları ve akademisyenlerini temsil eden İsveç Profesyonel Dernekler Konfederasyonu  (İsv. “Sveriges Akademikers Centralorganisation”, SACO) gibi sendikal konfederasyonlar da bulunmaktadır. Emek İşçileri Sendikası (LO) Sosyal Demokrat Parti ile yakın bir ilişki içinde iken diğer iki federasyon herhangi bir siyasal parti ile bağlantılı değildir. Mavi yakalı işçileri temsil eden sendika, bu sendikalar arasında en etkili sendika olsa da zaman içinde hem sermayesi hem devlet üzerindeki gücü giderek azalmıştır. Göçmenler ve mülteciler söz konusu olduğunda İsveç işçi sendikaları oldukça pasif kalmaktadırlar. İsveç’te göçe dair politikalar tamamen siyasi partilerin görev ve sorumluluğunda görülmektedir. Diğer taraftan sendikaların odağı ise kalıcı ikamet ve vatandaşlığa kolay erişim sağlayan kapsayıcı bütünleşme politikaları olmuştur. Tüm bunlarla birlikte İsveç, Avrupa genelinde sendikal katılımın en yüksek olduğu ülkelerin başında gelmektedir. 2012 yılında gerçekleştirilen Avrupa Sosyal Araştırması verilerine göre İsveç’te göçmenlerin sendikalılık oranı %58.6 iken, yerlilerin sendikalılık oranını ise %64.9 seviyesindedir.

Birleşik Krallık

Göç konusu dikkate alındığında İngiltere’de, çoğunlukla özel sektör işçilerinin sendikası olan Unite, yine çoğunlukla kamu sektörü işçileri sendikası olan UNISON ve hem kamu hem de özel sektör işçilerinin sendikası olan GMB’nin devlet komiteleri ile her hangi bir doğrudan ilişkisi söz konusu değildir. Bu üç sendika İngiltere’deki örgütlü emek kuruluşu olarak göç probleminde oldukça sessiz kalmaktadır. Ancak buna karşılık özellikle Almanya, İngiltere ve Fransa dikkate alındığında sendikalar yabancı düşmanlığına ve popülist politik hareketlerin yükselişine karşı, tüm ülke çapında diğer sivil aktör ve örgütlerle birlikte oldukça yüksek profilli kampanyalar düzenlemiştir. İngiltere’deki sendikalar, göçmenlerin sendikalara katılımını teşvik etmektedir. Bu doğrultuda GMB ve Unite’ın ulaşım ve genel işçiler bölümleri aktif olarak göçmen işçi alımı kampanyası yürütmüşler ve nihayetinde son yıllarda bu sektörlerde göçmen işçilerin varlığı ciddi oranda artmıştır. Diğer taraftan Birleşik Krallık’taki sendikal katılım çok da yüksek seviyelerde değildir. 2012 Avrupa Sosyal Araştırması verilerine göre göçmen işçilerin sendika üyeliği %14.5 iken, yerli işçilerde bu oran %19.6’dır. 

Fransa

Avrupa genelinde en düşük sendikal katılım örneklerinden biri ise Fransa’dır. Temsil oranındaki düşüklüğe rağmen Fransa, Avrupa genelinde güçlü bir sendikacılık örneği göstermektedir. Özellikle grev kültürü burada çok yaygındır. Fransa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra beş sendika devlet tarafından tanınmıştır. 2017 yılında sendikaların temsil etme ölçümlerine göre Fransa Demokratik İşçiler Konfederasyonu (Fr. “Confèdèration Française et Dèmocratique du Travail”, CCFDT) 700 bin üyesi ve %26.37 oy oranı ile en büyük sendikadır. Bunu, sahip olduğu %24.85 oy oranıyla Genel İşçiler Konfederasyonu (Fr. “Confèdèration Gènèrale du Travail”, CGT) takip etmektedir. Son 20 yıldır CGT, ulusal icra kuruluna göçmen işçileri yerleştirme girişiminde bulunmuştur. CCFDT ise bağlı kuruluşları, yerel yönetimlerine etnik azınlıkların dâhil olmasını kesinleştirmek için incelemelerde bulunmuştur. Fakat göç politikaları kapitalist sömürünün bir sonucu olarak görüldüğü için işçi sendikaları bu politikaları kabullenmekte isteksiz davranmışlar, sadece iş piyasasında işçinin konumunu zayıflatan yönler üzerinde durmuşlardır. 2012 Avrupa Sosyal Araştırması’na göre göçmen işçiler arasındaki sendikalılık oranı %5.4 ile çok düşük bir seviyededir. Bu oran yerli işçiler arasında ise %7.8’dir.

Her ne kadar son 30 yılda sendikaların işçileri temsil etme oranları ciddi manada düşüş gösterse de Avrupa’daki sendikalar hâlâ işçilerin hak ve çıkarlarını korumak, yeni politika ve kampanyaları formüle etmek için önemli kolektif kuruluşlardır. Diğer taraftan, göçmen işçilerin haklarını korumak, işçiler arasında eşitliği sağlamak ve şartları iyileştirmek için çeşitli kampanyalar düzenlemesine rağmen bu kampanyaların çok başarılı olduğunu söylemek maalesef zor. 2014 yılı ICTWSS verilerinin gösterdiği üzere, çoğu Batı Avrupa ülkesinde sendikalardaki temsil oranları %30’un altında bulunuyor. Bu verilere göre İngiltere’de sendika yoğunluğu %26 iken Hollanda ve Almanya’da bu oran %18. Fransa’da ise sendikal yoğunluk %8 ile Avrupa’daki en düşük örneklerden. 

Avusturya ve İsveç örneklerinde göçmen işçilerin ihtiyaç ve sorunları odağa alınmadan gerçekleştirilen bir dâhil etme politikası söz konusu. Diğer taraftan İngiltere, Hollanda, Birleşik Krallık ve Almanya örneklerinde ise durum daha farklı. Bu ülkelerde göçmenleri dâhil eden politikaları hem tarihsel olarak hem de günümüzde daha kapsamlı. Özellikle bu ülkelerde açığa çıkan ucuz iş gücü ihtiyacıyla birlikte bu politika ve stratejiler 2000’li yıllardan sonra daha büyük önem kazandı. Yine bu ülkelerde sendikalar özellikle daha fazla göçmen işçilerin yoğunlukta olduğu sömürüye açık, daha az denetime tabi tutulan sektörleri odağına almış durumda. 

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar