Kovid-19 Koronavirüsle Mücadelede İsveç Modeli

Koronavirüs dünyadaki birçok ülkenin farklı derecede önlemler almasına yol açtı. Dünya karantina konusunda fikir birliği içindeyken, aralarında tamamen farklı bir yol seçen bir ülke var: İsveç. İsveç modelini derledik.

Ahmet Bülbül 7 Mayıs 2020

İtalya, İspanya ve Almanya gibi birçok ülkede sıkı karantinalar uygulanırken, İsveç tam tersini uyguladı. Şu anda da ülkede bu kapsamda bir karantina söz konusu değil. İsveç hükümeti virüsü yenmek için sorumluluğu tamamen bireylere bırakıp, insanların dikkatli olmasını talep ediyor. Devlet toplumu virüs hakkında bilgilendirmeye çalışırken, her vatandaşın âdeta kendi karantinasını oluşturmasını bekliyor. Restoranlar, kafeler, alışveriş merkezleri ve toplumdaki her şey olduğu gibi açık. Konserler ve bu tip büyük etkinliklerle toplantılar ilk etapta azami 500 kişi ile sınırlandırıldı, daha sonrasında 50 kişiye kadar indirildi. Vatandaşların bu sınırlamalara uyması, İsveç devletinin halkına güvenerek doğru bir karar aldığını gösteriyor.

Koronavirüsle Mücadelede “İsveç Modeli”

İsveç’te ilk olarak üniversiteler ve daha sonrasında liseler kapandı. Öğrencilerin eğitimi çevrimiçi olarak veriliyor ve eğitim görevlileri hâlâ işbaşında. Anaokulu ve ilkokulların kapanmama sebebi ise, küçük yaştaki çocukların evde kalmasıyla birlikte ebeveynlerin de evde kalması ve iş hayatının böylece sekteye uğraması. İsveç devleti ekonomik anlamda daha az zarar görmek için böyle bir yöntem kullanıyor. İmkânı olanlar evden çalışıyor. Toplu taşıma araçları normal şekilde çalışmaya devam ederken, halkın korunmaya çalıştığı çok net olarak görünüyor. Toplu taşıma araçları kısmen boş; araba ve bisiklet gibi özel araç kullanımı artmış durumda. Alışveriş merkezleri, kafe ve restoranlar açık olmasına rağmen, ülke genelinde buralara rağbette ciddi bir düşüş var.

“İsveç yöntemi” adı verilen bu yöntem eleştirilerle de karşı karşıya. Bu yönteme göre mevcut önlemler yaşlı ve risk altındaki grupları korumak üzerine kurulu. İsveç Sağlık Bakanlığı’ndaki yetkililer, bu yöntemin yeterince etkili olmaması durumunda daha fazlasını yapmaya hazır, fakat tüm toplumu kapatmanın uzun vadeli bir çözüm olmadığına inanılıyor. Çünkü kimse virüsün yaz aylarında yok olup olmayacağını veya bir yıl boyunca virüsle savaşın devam edip etmeyeceğini de bilmiyor.

“İsveç Modeli Eleştirilerle Birlikte Takdir De Topluyor”

İsveç Epidemiyoloji Uzmanı Anders Tegnell, insanları bu kadar uzun ve belirsiz bir süre hapsetmeyi doğru bulmuyor. Sürü bağışıklığına ulaşılacaksa, bu bağışıklık için bir toplumun yaklaşık yüzde 60’ının enfekte olması gerek. Karantina altında yaşamanın ve bu yüksek bağışıklık seviyesini yakalamanın mümkün olup olmadığı da tartışmaya açık bir konu. Bu teoriye dayanarak İsveç virüsün yayılmasını tamamen engellemekten ise, kontrollü bir şekilde yayılmasını daha doğru buluyor.

Başlangıçta eleştirilen “İsveç modeli” giderek daha çok takdir ediliyor. İngiltere Oxford Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Carl Henegan İngiltere’nin koronavirüs için verdiği mücadelenin yanlış olduğunu ifade ederken, İsveç’i bu konuda takdir ediyor. Hanegan, dünya çapında karantina ile ilgili alınan kararların bilinçsiz bir panik hamlesi olduğunu ve kıyamet senaryoları üzerine alındığını dile getirirken İsveç’in tüm eleştirilere rağmen son derece soğukkanlı olduğunu ve virüsle tamamen bilimsel olarak mücadele ettiğini belirtti.

Koronavirüsün bir diğer etkisi, sebep olacağı ekonomik kriz. Başta Amerika olmak üzere, çoğu ülkede işsizlik oranları çok yüksek bir seviyeye çıkarken 2008 yılında yaşadığımız küresel ekonomik krizden daha kötü bir durumla karşı karşıyayız. Buna benzer senaryolardan mümkün olduğunca kaçınmak isteyen İsveç modelinin arkasında bu ön kabuller var.

İsveç Hastanelerinde Irkçılık İddiaları

İsveç koronavirüsle diğer ülkelerden farklı bir metotla mücadele ederken, ülkede sağlık sektöründe ırkçılıkla ilgili söylentiler de arttı. Hastanelerde yabancı uyruklu vatandaşlara ve Müslümanlara karşı farklı bir tutuma sahip olduğunu iddia eden sesler duyuldu.

Bununla birlikte uygulamada farklılıkların olabileceği kabul edilse de, ülkede hastanelerin kapasitesine bağlı olarak, mümkün olduğunca çok hastaya yardımcı olmak için bazı öncelikler söz konusu. İsveç Sağlık Bakanlığı tarafından belirlendiği üzere hastanelerde iki hasta grubuna  öncelik veriliyor. Bunlardan ilki sağlık desteğine ihtiyaç duyan insanlar, ikincisi ise sağlık sektöründe çalışıp koronavirüsten enfekte olduğundan şüphelenilen kişiler.

Bilinçsizce yapılan “ırkçılık” eleştirilerinin başka bir sebebi ise hastanın hangi şikayetlerle gittiğinde hastanede bakım görebileceğini bilmemekten kaynaklanıyor. Hastalarda solunum yetmezliği varsa, yardım sunuluyor; fakat solunum yetmezliği dışında rahatsızlıkları olanlar eğer risk grubunda değillerse eve gönderiliyor. Hastanede kalmanın enfeksiyon riskini arttıracağı düşünüldüğü için, böyle bir karar alarak riskin asgari seviyeye indirilmesi için uğraşılıyor. Evlerine gönderilen hastaların kendilerini karantinaya alması tavsiye ediliyor.

Son verilere göre İsveç genelindeki toplam vaka sayısı 23.000’i aşmış ve ölüm sayısı 3.000’e yaklaşmış durumda. Epidemiyoloji Uzmanı Anders Tegnell, ölü sayısının yüksek olduğunu üzülerek anlatırken, pandemide sadece ölüm rakamlarına odaklanılmaması gerektiği görüşünde: “Aynı zamanda pandemi bittiğinde uzun vadede nasıl başa çıkıldığı da değerlendirilmeli.” Diğer yandan Tegnell, İsveç’teki ölü sayısının yüksek olmasının sebebinin ülkede koronavirüs vakalarını teşhis etme konusunda diğer ülkelere nazaran çok titiz bir çalışma yürütülmesiyle ilgili olduğunu düşünüyor. Başka bir deyimle diğer ülkelerde görülen tablonun olduğundan daha düşük göründüğü, gölgede kalan sayıların daha yüksek olduğu belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, toplum geneline yayılmış büyük kısıtlamalar olmadan koronavirüsle mücadele eden İsveç modeli uygulamasının örnek olabileceğini söyledi.

Koronavirüs Döneminde İsveç’te Cenazeler

Koronavirüsten dolayı İsveç genelinde cenaze merasimlerinde bazı değişiklikler oldu. İsveç’te defnedilecek cenazeler ölümden bir ay sonrasına kadar tabut ile gerçekleşebilir. Fakat toplantı ve merasimleri kapsayan 50 kişilik sınır, cenazeler için de geçerli. Bunun yanında bazı mezarlıklarda daha düşük kısıtlamalar da var. Cenaze törenini organize eden ajanslar, yalnızca mevtanın en yakınlarının merasime katılmasına izin verirken, cenazeye katılamayanlar için töreni canlı yayın aracılığı ile yayınlıyor.

Cenaze ajansları, her zamanki gibi ve mevcut prosedürlere göre bir enfeksiyonu olmayan ölen kişilerin görülmesine izin veriyor. Ancak ölen kişilerde koronavirüs testi yapılması mümkün değilse cenazeyi görmek zorlaşıyor. Koronavirüs nedeniyle ölen kişiyi görmek mümkün değil. Böyle durumlarda vefat edenler hastane tarafından sıkıca bir ceset torbasına yerleştiriliyor ve hiçbir koşulda tekrar açılmıyor.

Müslümanlar açısından cenazelerin diğer ülkelere nakledilmesi ve yıkanması da sıkı tedbirler eşliğinde gerçekleşiyor. İsveç genelinde camilerin tamamı insan sağlığını riske atmamak için erken alınan kararlar ile kapalı vaziyette. Ancak diğer Avrupa ülkelerinde camilerin kademe kademe açılmaya başlamasının İsveç’te de bir örnek teşkil etmesi bekleniyor. Ya buradaki Müslüman cemaat olarak İsveç’in Avrupa’daki diğer örnekleri takip etmesini umut ettiğimizi söyleyebiliriz.

Ahmet Bülbül

Göteborg Üniversitesi’nde Kimya bölümündeki yüksek lisans eğitiminin ardından uluslararası bir şirkette araştırmacı kimyager olarak çalışan Bülbül, İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) İsveç Bölge Gençlik Teşkilatı’nda İrşad Başkanı olarak görev yapmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar