Almanya Almanya’da Müslüman Hayatı: Veriler Bize Neler Söylüyor?

Almanya Federal Göç ve Mülteciler Kurumu, “Almanya'da Müslüman Hayatı 2020” (Muslimisches Leben in Deutschland 2020) başlıklı yeni araştırmayla ülkede yaşayan Müslümanların sosyal yapısına dair son sayısal durumu ortaya koydu. Araştırma, ülkede yaşayan Müslümanlara dair önemli veriler sunuyor.

Ünal Koyuncu 5 Haziran 2021

Alman İslam Konferası’nın hayata geçirilmesinden bu yana Almanya’da İslam ve Müslümanlar meselesi devletin, siyasetin, medyanın ana konuları arasında. O vakitten bu yana farklı, yerine göre hararetli tartışmalar yaşanıyor. Eski Cumhurbaşkanı Christian Wullf’un 2010 yılında sarf ettiği “İslam Almanya’ya aittir.” sözü hararetli tartışmanın yaşandığı olaylardan bir tanesiydi. Bu ifade sonraki yıllarda İslam ve Müslümanlarla ilgili tartışmalarda sürekli atıfta bulunulan bir cümle konumuna geldi. Her bir kişi kendi İslam algısına göre bu cümleyi eleştirdi veya tasvip etti. Kimine göre hazmedilmesi kolay bir cümle değildi, kimine göreyse doğal bir durumdu. Hararetle tartışılan bir diğer örnek Thilo Sarrazin’in kitaplarıydı. Sarrazin’in yazdıkları kişilerin zihin dünyasında İslam’ı dışlayıcı etkiye sebep olan bir ritüel hâline geldi.

Bu ve benzeri tartışmalar bu Almanya’da yerleşik hale gelmiş Müslümanlar hakkında onların toplumsal realitesini yansıtan araştırmalara ne kadar ihtiyaç olduğunu tekrar ortaya koydu. Büyük tartışmalar eşliğinde oluşturulan ve gelinen son noktada Almanya İslam siyasetinin anahtar yapısı hâlini almış olan Alman İslam Konferansı (AİK) bu alanda da etkinlik göstererek bilimsel araştırmaların yapılmasını sağladı. Böylelikle tartışmaların nesnel verilerle yapılmasına, duygusal ve hararetli bir zeminden makul ve sakin bir zemine taşınmasına kendi açısından katkıda bulunmaya çalıştı. İlk defa 2008 yılında Almanya’daki Müslümanların sosyal yapısına ilişkin bir araştırmanın yayınlanmasına öncülük etti. Bu araştırma birçok uzman, akademisyen veya gazeteci için temel dayanak oldu.

ALMANYA

Alman İslam Konferansı Açılış Programının Ardından

24 Ocak 2019

2008 yılından bu yana 13 yıllık bir dönem geride kaldı. Özellikle 2015 yılı itibarıyla mülteciler sebebiyle Almanya’daki Müslümanların sosyal yapısında bazı değişikliklere yol açtı. Dolayısıyla bu kesimin sosyal durumuna ilişkin güncel verilere ihtiyaç hasıl oldu. AİK, bu ihtiyaca binaen yeni bir araştırmanın yapılmasını sağladı. Böylelikle Federal Göç ve Mülteciler Kurumu Nisan ayının sonunda “Almanya’da Müslüman Hayatı 2020” (Alm. “Muslimisches Leben in Deutschland 2020”) başlıklı araştırmayla Almanya’da yaşayan Müslümanların sosyal yapısına ilişkin son sayısal durumu ortaya koydu.[1]

Almanya’da Müslüman Hayatı 2020 Araştırması

Araştırmayla ilgili yorumlara geçmeden önce sonuçları hakkında özet bilgi vermekte fayda var. Öncelikle bir noktaya değinmek gerekiyor. Almanya’daki Müslüman nüfusu tespit etmek için köken ülkeler dikkate alınıyor. Zira İslam dinine mensubiyeti tespit etmek için Hristiyanlıkta olduğu gibi kilise üyeliğine benzer cami üyeliği üzerinden bir çalışma yapmak mümkün değil. Söz konusu araştırma Almanya’daki Müslüman varlığının 5 kategoride toplamda 23 ülkeye dayandığını tespit ediyor.[2] Bu ülkelerin dışında bazı ülkeler daha var; ancak o ülkelerden gelen Müslümanların sayısı çok az. Bu nedenle dikkate almaya değer değil. Türkiye kökenli Müslümanların çoğunlukta olması nedeniyle bu ülke kendi başına bir kategori oluşturuyor.

Sonuçlara baktığımızda ana hatlarıyla şu tablo karşımıza çıkıyor:

  • Almanya’da 5,3 ila 5,6 milyon arasında Müslüman yaşıyor. 83 milyonluk bir ülke nüfusunda bu rakam nüfusun yüzde 6,4-6,7’sine tekabül ediyor. 2015 yılında yaşanan mülteci göçüyle birlikte yüzde birlik bir artış yaşanmış. Müslümanların yaklaşık yarısı Alman vatandaşı. 18 yaşından küçüklerinse yüzde 68’i Alman vatandaşı.
  • Müslümanların çoğunluğu Türkiye kökenli (% 45). Yüzde 19,2’si Orta Doğu’dan, yüzde 19,2’si Güneydoğu Avrupa’dan, yüzde 8,8’i Orta Asya’dan ve yüzde 7,6’sı Kuzey Afrika’dan geliyor.
  • Müslüman göçmenler yerli halka oranla daha genç. Zira yüzde 21’i 15 yaşın altında. Bu oran yerli halkta yüzde 14. Yüzde 22’si 15-24 yaş arasında. Almanya’da yaşam süresi ortalama 32 yıl ile en fazla Türkiye kökenlilerde.
  • Çoğunluğu Sünni (% 74). Dindarlık açısından yüzde 82’si kendisini inançlı görüyor. Gıda tüketiminde dinî kurallara yüzde 70’i riayet ediyor. Yüzde 56’sı oruç tutuyor. Yüzde 39’u günlük namaz kılıyor. Bununla birlikte yüzde 25’i hiç namaz kılmamış ve yüzde 24’ü oruç tutmuyor. Başörtüsünü kadınların yüzde 30’u kullanıyor ve kullanma sebebi olarak yüzde 89’u dinî bir emir olmasını söylüyor.
  • Almanya’daki Müslümanların yüzde 38’i ankette yer alan 13 İslami kuruluştan en azından bir tanesi tarafından temsil edildiğini düşünüyor. Türkiye kökenliler arasında bu oran yüzde 57.
  • Yüzde 79’u Almanca dil bilgisini çok iyi noktada görüyor. Okul ve meslek eğitimdeyse yerli topluma kıyasla eksiklik sözkonusu. Okul diploması olmayanların oranı yüzde 15. Yüzde 59’ununsa meslek eğitimi veya yüksek okul diploması yok. Yerli kesime kıyasla bu oran ciddi seviyede düşük. Çoğunluğu toplumda dışlama yaşamıyor. Yüzde 65’i yerli kesimle aile, komşuluk veya iş yeri ortamında ilişki içerisinde.
Almanya'da İslam

Almanya'da Müslümanların Yaşamındaki Çeşitlilik Artıyor

28 Nisan 2021

Müslümanlar Daha Yerli ve Heterojen

Veriler kendi başına topluma sadece ayna tutarlar. Aynaya yansıyanları yorumlamak, anlamlamdırmak, yapılması gereken ayrı bir iştir. Bu açıdan baktığımızda yukarda sonuçları hakkında özetle bilgi verdiğimiz araştırma, Almanya’daki Müslümanların toplumsal varlığı üzerinde durmaya değer noktalar içeriyor. Bu yazının kelime sayısı sınırlarının el verdiği ölçüde şu üç nokta üzerinde durmak mümkün: Müslümanların yapısal statüsü, dinî yaşamda sahip oldukları heterojenlik ve ilgili aktörler açısından bu heterojenliği yönetebilme meselesi.

Çoğunluk itibarıyla 20 yılın üzerinde Almanya’da yaşayan, Alman vatandaşı olan, Almancaya iyi hâkim olduğunu düşünen, sosyal dışlanma hissetmeyen ve yerli kesimle iletişim içinde olan bir kesim sosyal yapı itibarıyla geçmişe kıyasla daha yerli bir statütedir. Kitlesel olarak baktığımızda bu topluluk Almanya’da daha fazla içselleştirilmiş, kabul edilmiştir. Bu durum göç kökenli olan ve olmayanlar açısından önceki dönemlerden farklılık arz edecek olan yaklaşımları, tanımlamaları beraberinde getirir. Mesela Almanya’nın bir parçası olmakla Almanya’nın kendisi olmak arasında bir nüans farkı söz konusudur. Birincisinde ikincisine kıyasla biraz da olsa bir mesafe söz konusudur. İkincisindeyse coğrafyayla olan mesafe sıfırlanmıştır. Geçen onyıllarla birlikte Müslüman azınlık iyi günde de kötü günde de bu coğrafyada yaşamını sürdürmüştür. Müslüman bireyler, İslami kuruluşlar, çoğunluk toplum ve kamu kuruluşları bu realite doğrultusunda geleceği şekillendirme durumundalar ki her bir aktör tarafından bu yönde adımlar atılmaktadır.

Dosya: "Göçmen Kökenlilik ve Göçmeyen Göçmenler"

Almanya Örneğinde Göç ve Değişim

2 Aralık 2019

Araştırmada ikinci olarak Müslümanlar arasında tek tip bir dinî hayatın söz konusu olmadığını görüyoruz. İslam’ın sunni yorumuna mensup Müslüman sayısı çoğunlukta olsa da beş ayrı bölgeden ve 23 ayrı ülkeden Müslümanların geldiği bir ortamda değişik mezhep ve kültür doğrultusunda İslam dininin farklı derecede yaşandığını görüyoruz. Yani İslami dinî hayat açısından çeşitlilik söz konusu. Çoğunluğu inançlı ve gıda tüketiminde İslami kurallara dikkat etse de günlük namaz ve ramazan ayı oruç ibadetini yerine getirenler olduğu gibi getirmeyenler de söz konusu. Temsil konusunda da 13 ayrı kuruluşun var olması çeşitliliğin derecesini kurumsal düzeyde gösteren bir diğer somut örnek. Yüzde 38’lik bir kesim bu kuruluşlar nezdinde temsil edildiğini düşünüyor. Ancak bu kuruluşların sunduğu cami hizmetleri dikkate alındığında İslami kuruluşların iki katı oranda bir kesime hitap ettiği ettiğini varsaymak mümkün. Tüm bu noktalar uzun vadede Almanya’da Müslümanlığın nasıl şekilleneceği, nereye doğru evrileceği sorusunu da akla getiriyor.

Müslümanların Almanya’da daha fazla yerlileşmesi ve dinî kültür ve yaşam olarak çeşitliliği barındırması sivil veya kamu ayağı itibarıyla her kanattan yetkililer için yönetim noktasında üzerinde durulması gereken bir mesele olarak duruyor. Zira birlikte yaşam ve bunun beraberinde getirdiği yaşam alanının yeniden düzenlenmesi her şeyden önce bir yönetim meselesi. Örneğin okulda İslam Din Derslerinin verilmesi, siyasetin yönetiminde İslami kuruluşların desteğiyle uygulamaya geçirilmesi gereken bir konu. Üniversitelerde İslam ilahiyatı, imam eğitimi, başörtüsü veya Müslümanların temsili başlıkları da yönetim gerektiren noktalar ki her bir başlıkla ilgili süreçler kendi mecrasında zaten ilerliyor. Bütün bu noktaları dikkate aldığımızda Müslümanların meselelerinin sistemsel-yapısal entegrasyonunun uzun soluklu bir zamana ihtiyaç duyan devasa bir alan olduğunu görüyoruz.

Nasıl ki 60’lı yıllarda başlayan göçle birlikte bugün o günün şartlarından tamamen ayrı bir gerçeklik söz konusuysa on yıllar sonra da bugünden farklı bir Almanya’da Müslümanlar realitesi olacaktır. Bundan on yıl sonra yapılacak bir araştırma kim bilir ne gibi sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Tabiki sosyolojik, hukuki veya siyasal alanlarda yeni gelişmeler ve gerginlikler yaşanacaktır. Özgürlükçü anayasal düzen içerisinde çoğunluğun Müslüman azınlığa daha fazla yer açması ve bu azınlığın da tamamen Almanyalaşmasıyla karşılıklı kabul süreci işleyecek,  Almanya Müslüman vatandaşlarıyla geleceğe yürüyecektir. Bunun somut olarak nasıl cereyan edeceğine hep birlikte şahit olacağız.

[1] Araştırmaya bu linkten ulaşmak mümkün: https://www.bamf.de/SharedDocs/Anlagen/DE/Forschung/Forschungsberichte/fb38-muslimisches-leben.html?nn=403976  Bu yazıda araştırmanın yönteminden ziyade sonuçları üzerinde durulmaktadır. Yönteme ilişkin bilgilere araştırmanın ilgili bölümlerinden ulaşmak münkün.
[2] Kategori ve ülkeler şu şekilde: 1. Orta Asya: Afganistan, Bagladeş, İran, Pakistan 2.Orta Doğu: Irak, Yemen, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri 3. Kuzey Afrika: Mısır, Cezayir, Libya, Fas, Tunus 4. Güneydoğu Avrupa: Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Montenegro 5. Türkiye
Ünal Koyuncu

Siegen Üniversitesi siyaset bilimi, sosyoloji, tarih dallarında yüksek lisans eğitimini tamamlayan Koyuncu’nun uzmanlık alanları göç, entegrasyon, diaspora politikaları ve Avrupa ülkelerinde Müslümanlar gibi konulardır. Koyuncu, İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) bünyesinde Ülke Masaları’nı koordine etmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar