"Afgan mülteciler"

Taliban’dan Kaçan Afganların Çaresiz İltica Mücadelesi

Binlerce Afgan, güven arayışı içinde vatanlarını zoraki olarak ve çoğu kez de kötü koşular altında terk ederek yurt dışına kaçtı. Bunu henüz başaramayan çok sayıda Afgan ise savaştan harap olmuş ülkede Taliban gücü yeniden ele geçirdiğinden beri, aşırılıkçı grubun kurduğu rejimden kaçmaya çalışıyor.

Fotoğraf: Shutterstock.

Onlarca erkeğin, kadının ve çocuğun iki buçuk ay önce Kabil’den tahliyesine gösterilen küresel ilgiye rağmen, Afganların uluslararası hukuk çerçevesinde hakları olan iltica ve korunmaya gerçekten ulaşabileceklerine dair ise çok fazla güvence bulunmuyor.

Afgan hükûmetinin düşüp, Taliban güçlerinin Kabil’e girmesinden sadece günler önce çeşitli Avrupa liderleri, hâlihazırda Avrupa’daki en büyük ikinci mülteci nüfusunu oluşturan Afganlardan daha fazla mülteci kabul etmek istemediklerini açıkladılar.

Avusturya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Slovenya, Afgan mültecilere kapılarını açmayı kesin bir dille reddederken; aynı şekilde İsviçre ve Rusya da Afganistan’ı terk eden insanları kabul etmeyeceklerini belirttiler.

Mültecileri Değil Sınırlarını Koruyan Avrupa

Afganistan’dan acil tahliyelerin başlaması sonrasında AB üyeleri önceliklerinin, mültecileri ağırlamaları için Afganistan’a komşu ülkelere yardımda bulunmak olduğunu açıkça belirttiler. AB üye ülkelerinin içişleri bakanları, 31 Ağustos’ta düzenlenen bir acil oturumla, ülkeye komşu olan veya geçiş yolu üzerinde bulunan ülkelerin mülteci ağırlama kapasitelerini ve bölgeden yasa dışı göçü engellemek üzere bu ülkelere yapılan AB desteğini artırma kararı aldılar.

Bu açıklama, AB’yi, Afganistan’da kendi hedeflerini destekleyen insanların güvenliğini muhafaza etme sorumluluğunu başka ülkelere devretmekle suçlayan birçok sivil toplum kuruluşu tarafından eleştirildi.

Avrupa’daki birçok yetkili ise insani yardım koridoru açarak insanların Avrupa’ya güvenli bir şekilde ulaşmalarını sağlayacak yasal yollar oluşturmanın milyonlarca Afgan vatandaşına davetiye çıkaracağı korkusuyla Afganları Avrupa sınırlarının dışında tutmakta kararlı görünüyor.

İltica başvurularında yaşanan artışa rağmen Avrupa’ya gelenler AB’ye kısa vadede herhangi bir tehdit oluşturmuyor. Birçok Afgan, komşu ülkeler İran’a ve Pakistan’a sığınmış durumda. Hâlihazırda İran’da 1.5 milyon, Pakistan’da ise 800 bin Afgan mülteci bulunuyor. Özbekistan ve Tacikistan’da da yoğun Afgan mülteci nüfusu bulunuyor.

Bununla birlikte AB üye ülkeleri ihtiyaç sahibi Afganlar için yerleştirme kotası belirleme ya da insani yardım koridorları oluşturma gibi çözümler için hâlâ bir mutabakata varmış değil. Afgan mültecilere yardım etmek ve onları korumak için ortak bir strateji bulunmuyor. Ülkeden kaçan Afganlar ise tek hedefi Avrupa’nın sınırlarını korumak olan AB güvenlik politikalarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.

AB üye ülkeleri, risk altındaki Afgan vatandaşlara koruma sağlamak üzere ekim ayında düzenlenen üst düzey bir forumda, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) teklif ettiği ve korunmaya muhtaç 85 bin Afgan’ın yarısının önümüzdeki beş yıl içinde yerleştirilmesini öngören öneride bile uzlaşmaya varamadı.

25 insani yardım kuruluşu ve STK, forumun öncesinde yaptıkları açıklamada AB liderlerine seslenerek, Afganistan’dan ve bölgeden güvenli ve yasal kaçış yollarının genişletilmesi; çevre ülkelerdeki Afgan mültecilerin yerleştirilmesi için kararlı bir plan başlatılması ve Afganların Avrupa’da adil ve tam iltica hakkı edinmelerinin sağlanması için çağrıda bulundu. Bildiride ayrıca, insanların bölgeye sınır dışı edilişlerinin resmî olarak askıya alınması ve AB sınırlarında uygulanabilecek muhtemel geri itmelerin durdurulması çağrılarına da yer verildi.

Komşu Ülkeler Tetikte

Afganistan’dan, ülke ile sınırı bulunan Pakistan, İran, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’a gerçekleşen göç büyük oranda tahmin ediliyordu. En fazla sayıda Afgan mülteciye ve göçmene ev sahipliği yapan bu ülkeler de önümüzdeki dönemde yaşanacak bir göç dalgasından endişe duyuyorlar.

Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı, son dönemde yaşanan ülkeden kaçışların öncesinde bile Afganistan dışında yaşayan 5 milyon Afgan’ın neredeyse yüzde 90’ının zaten Pakistan ve İran’da yaşadığını belirtti. Pakistan, ülkede yaklaşık 3 milyon Afgan bulunmasına rağmen, ülkeye gelen mültecileri resmî olarak hoş karşılamadı. 3.5 milyon Afgan’ın bulunduğu ve Afganistan’la olan doğu sınırındaki kamplarda bu insanlara geçici sığınak sağlayan İran da yeni bir mülteci dalgasına benzer biçimde çekinceli yaklaşıyor.

UNHCR Sözcüsü Babar Baloch, ekim ayında İslamabad’da verdiği bir röportajda, Afganların yerlerinden edilmelerinin etkilerinin sadece Pakistan ve İran gibi komşu ülkelerde değil, bunların ötesinde de artarak hissedileceği konusunda uyarıda bulundu. Afgan ekonomisinin çökmesi durumunda sayıları gittikçe artacak olan göçmen nüfusunun önce komşu ülkelerde ve nihayetinde de AB sınırlarında yaşanan baskıyı artıracağı hususunda endişeler bulunuyor.

Tacikistan 100 bin Afgan mülteciyi kabul edeceğini açıkladı, fakat sürecin nasıl işlediği ya da başlayıp başlamadığı hususunda henüz bir netlik yok. Türkmenistan tahliye uçuşları için hava sahasının kullanımına izin vermesine rağmen mülteci alımına dair herhangi bir açıklama yapmadı.

Benzer biçimde Özbekistan da Afgan mültecilerin üçüncü ülkelere transferi noktasında yardım teklifinde bulundu ve onları sadece geçici olarak barındıracağını özellikle vurguladı.

Afganlar Belirsiz Bir Kaderle Karşı Karşıya

Binlerce Afgan mülteci ise diğer ülkelerde geçici sığınma hakkı ya da kalıcı yasal statü edinmeye, bu ülkelere yerleşerek parçalanmış hayatlarını yeniden kurmaya çalışıyor. Ancak bilhassa son aylarda yaşanan travmatik hadiselerin hâlen etkisinde olan bu insanlar, aynı zamanda ısrarlı göç karşıtı siyasi tavırlara da maruz kalıyorlar. Bu tavırlar arasında Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu göçmenleri koruma noktasında hiçbir sorumluluk hissetmemesi, Yunan yetkililerin 2015 yılında yaşanan göçmen krizinin bir tekrarının yaşanmayacağı noktasındaki ısrarlı açıklamaları, Almanya’da “yeni mülteci dalgasını” şiddetle reddeden merkez ve aşırı sağ bloklar ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Taliban’ın ülkeyi ele geçirişinin sonuçlarını Avrupa’nın tek başına üstlenemeyeceğine yönelik uyarıları bulunuyor.

Batı ülkelerinin tahliye ettiği Afgan vatandaşlar şimdi belirsiz bir gelecekle karşı karşıya, zira bu ülkelerin birçoğu bu insanlara iltica hakkı tanımak ya da destek vermek noktasında gönülsüz. İngiliz The Guardian gazetesinin yakın zamanda yayımladığı bir rapora göre, son dönemde İngiltere’ye gelen Afganlar geri gönderilme talebinde bulunuyor. Bu da hükûmetin Afgan yerleştirme programı “Sıcak Karşılama Operasyonu”nun (Operation Warm Welcome)  ne derece başarılı olduğuna dair soru işaretleri uyandırıyor. Konsey liderlerinden birisi hükûmetin programını “şok edici bir başarısızlık” olarak nitelendirirken, ülkede Afganlara sunulan sağlık hizmetleri ile ilgili, mültecilerin sağlıkçılara ve genel sağlık hizmetlerine erişimi noktasında yaşanan sıkıntı ve karmaşadan kaynaklı endişeler mevcut.

Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nde misafir araştırmacı olarak görev yapan Andrea Mammone, El Cezire’nin internet sitesinde yayımlanan makalesinde, Avrupalı siyasetçilerin, Afganların kaçışlarındaki ahlaki sorumlulukları göz önüne alındığında, onlara yardım etmek için görece çok az şey yaptıklarını belirtti. Mammone yazısında, “AB üyesi birçok devlet 2001 yılından beri Afganistan’da bulunuyordu ve ülkeyi Amerikalılarla birlikte daha yeni terk ettiler. Ülkede yaşanan insani yardım buhranından onlar da benzer biçimde sorumlu.” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri’ne götürülen birkaç bin Afgan mülteci geçici olarak sekiz askerî üste barındırıldıktan sonra daha kalıcı evlere yerleştirildiler. Askerî üslerde bulundukları sürede ise mültecilerin birçoğunun giyecek, yiyecek, sağlık ve ısınma konusunda sıkıntı çektikleri bildirildi.

Beraberlerinde ülkelerinden getirdikleri trajik hikâyeler olan bu insanlar, şimdi de yaşadıkları ve belki de yıllar sürecek zorluk ve sıkıntılar karşısında kaygı ve korku dolu bir bekleyiş içindeler. Yirmi ülke Afgan mültecilerin belgeleme ve yasal statülerinin değerlendirilmesi işlemleri süresince onlara geçici olarak ev sahipliği yapmayı kabul etti.

The Independent gazetesine konuşan eski ABD Deniz Piyade Kuvvetleri Generali James “Hoss” Cartwright, asıl meselenin uzun vadeli mülteci nüfusuna odaklanmak olduğunu söyledi. Cartwright, “Bu insanlar bulundukları yerde 5 ile 10 yıl arasında kalmak zorunda kalacaklar. Mülteci statüsünü belirlemek bu kadar uzun bir zaman alacak.” tahmininde bulundu.

Birleşmiş Milletler mülteci ajansı UNHCR, 2021 yılının sonuna kadar yarım milyon Afgan’ın ülkeyi terk etmeye çalışabileceğini öngörüyor.

Kaynakça

https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2021/08/31/statement-on-the-situation-in-afghanistan/

https://www.oxfam.org/en/press-releases/25-humanitarian-organisations-and-ngos-urge-eu-leaders-provide-lifeline-afghan

https://www.infomigrants.net/en/post/35656/afghanistan-world-should-send-aid-to-avert-refugee-crisis-warns-unhcr

https://www.theguardian.com/world/2021/oct/09/afghan-refugees-uk-hotels-operation-warm-welcome

https://www.aljazeera.com/opinions/2021/9/4/europe-is-policiticising-afghan-refugees-instead-of-helping-them

https://www.independent.co.uk/news/world/americas/afghan-refugees-america-uk-help-b1914015.html

https://www.reuters.com/world/asia-pacific/half-million-afghans-could-flee-across-borders-unhcr-2021-08-27/

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Tunus merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi#0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler