Anatomi Serisi Refakatsiz Mülteci Çocuk Kimdir?

Küresel mülteci nüfusunun yüzde 52'sini mülteci çocuklar oluşturuyor. Bu çocukların büyük bir kısmı ise yanlarında aileleri yada herhangi bir refakatçisi bulunmadan Avrupa'ya ulaşmış çocuklar. Perspektif Anatomi Serisi, bu kez refakatsiz mülteci çocukları ele alıyor.

Ahmet Aslan 6 Eylül 2020

Küreselleşen dünyanın en önemli gündem maddelerinden birisi de göç ve göçe bağlı sorunlar. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) 2020 Dünya Göç Raporu’na göre uluslararası göçmen sayısı 272 milyona ulaşmış durumda. Bu sayı dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3,5’ine karşılık gelmekte. Göç edenlerin en çok tercih ettikleri ülkeler sırasıyla: ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya. Aslında araştırmacılar 2050 yılı için dünya çapında 230 milyon göçmene ulaşılacağı tahmininde bulunmuşlardı. Tahmin edilen sayının 30 yıl öncesinden fazlasıyla aşılmış olması ne derece önemli bir sorunla karşı karşıya olunduğunu gösteriyor (IOM, 2020:2).

Bazı kaynaklar, uluslararası kuruluşlar ve medya kuruluşları, göçmen sözcüğünü hem göçmenleri hem de mültecileri kapsar şekilde kullanmakta. Ancak bilindiği gibi göçmen ile mülteci arasında önemli farklar var. Uluslararası hukuka göre tanımlanıp korunan mülteciler; eziyet, çatışma, saldırı veya toplum huzurunu ciddi şekilde bozan diğer şartlar sebebiyle ülkelerinden göç etmiş “uluslararası koruma” talebinde bulunan kimseler. Hayati tehlikeler sebebiyle evlerine dönemeyen bu kimseler, başka ülkelere sığınmak zorunda. Kısacası göçmen sözcüğünün içerdiği gönüllü olma durumu mültecide asla yok. Diğer taraftan mültecilik uluslararası hukuka göre yasal bir statü ve günümüzde sığınma talebinde bulunan bir mülteci, evrensel bir insan hakkını kullanmakta.

Verilere göre 2018 yılı sonu itibariyle dünya çapında 79,5 milyon zorla yerinden edilmiş insan, 26 milyon mülteci bulunmakta. Mülteciliğe kaynaklık eden başlıca ülkeler; Suriye, Venezuella, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar, Somali, Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti, Eritre ve Burundi. Toplam mülteci nüfusunun yaklaşık yüzde 82’si bu ülkelerden (UNHCR; 2020).

Göç Sözlüğü

Göç Sözlüğü: Göçün Temel Kavramları ve Anlamları

2 Mayıs 2020

Refakatsiz Küçükler

Küresel mülteci nüfusunun yüzde 52’si 18 yaşın altında. Bu çocukların büyük bir kısmı ise yanlarında aileleri ya da herhangi bir refakatçisi bulunmadan Avrupa’ya kadar ulaşmış çocuklar. Son dönemde sayıları artan bu çocuklar, kaynaklarda refakatsiz mülteci çocuk yahut refakatsiz küçükler (Alm. unbegleiteter minderjähriger Flüchtling) olarak adlandırılıyor. Avrupa Polis Teşkilatı (Europol) bu çocuklardan yaklaşık 10 bin kişinin kayıp olduğunu belirtiyor.

Şiddet, silahlı çatışma, zulüm, doğal afetler gibi sebeplerden kaynaklı tahribat, yoksulluk, eşitsizlik, diğer mültecilerde olduğu gibi refakatsiz mülteci çocuklarda da mültecilik sebebinin başlıcalarından. Bunların yanı sıra çocuk evlilikleri, zorunlu askerlik, kız çocuklarına yönelik şiddet gibi sebepler refakatsiz mülteci çocukların evlerini terk etme sebepleri arasında yer alıyor. Bu gibi durumlarda kızlara nazaran erkeklerin göçe daha çok yöneldikleri biliniyor.

Refakatsiz mülteci çocukları -eğer hayatta ise- aileleri göçe teşvik ediyor. Aileleri hayatta değilse ve vasileri bulunmuyorsa bu çocuklar çeşitli ilişki ağlarıyla göç ediyor. Bazı çocuklar ise kendilerinden önce göç etmiş aile veya akrabalarından bireylere kavuşma umuduyla ülkelerinden ayrılıyor (UNICEF, 2017:14).

2018 yılında Avrupa genelinde yaklaşık 20 bin mülteci çocuk, refakatsiz olarak kayıt altına alındı. Bunların dörtte biri ya Afganistan’dan ya da Eritre’den. Bu çocukların %86’sı erkek. Çocukların %75’i 16-17, %17’si 14-15 yaşlarında ve %7’si ise 14 yaşın altında. Bu çocuklar çoktan aza sıralamayla şu ülkelerden göçen çocuklar: Afganistan (%16), Eritre (%10), Pakistan (%7), Suriye (%7), Gana (%6) ve Irak (%6). Refakatsiz küçüklerin bulundukları ülkeler ve sayıları ise şöyle: Almanya (4 bin 100), İtalya (3 bin 900), Birleşik Krallık (2 bin 900), Yunanistan (2 bin 600) (EU P-Mitteilung, 2019: 1-2).

Refakatsiz Çocuk Mültecilerle İlgili Yasal Çerçeve

Avrupa’ya ulaşan her bir refakatsiz çocuk mülteci kayıt altına alınmakta. Çocuklar, gümrük memurları veya polis teşkilatınca çocuk koruma makamlarına yönlendirilmekte ve her birine sığınma prosedürü gereğince yasal bir temsilci tayin edilmekte. Bu işlem genellikle ilk kabul sırasında veya iltica başvurusu esnasında gerçekleşiyor. Mevzuat gereği birlik ülkeleri bu çocukların her türlü ihtiyaçlarını karşılamakla mükellef.  Bu ihtiyaçlara konaklama, giysi, gıda ve cep harçlığı gibi destekler yanında hukuki rehberlik, sağlık, eğitim ve istihdama erişim gibi ihtiyaçlar da dâhil.

2009’da Avrupa Ortak Sığınma Sisteminde (Alm. Gemeinsames Europäisches Asylsystem- GEAS) yapılan bazı değişiklikler, refakatsiz mülteci çocukların haklarını genişletmiş, onların korunması konusunda yeni tedbirler belirlemiş durumda. Söz konusu sistem, refakatsiz mülteci çocuklara yönelik özel hükümlerin yanı sıra sığınma prosedürü ile kabul ve geri gönderme yönetmeliklerinin yeni hâlini de içeriyor. AB, 2011 yılında çocukları ve refakatsiz çocuk sığınmacıları insan ticaretine karşı korumak amacıyla yeni kaçakçılıkla mücadele hükümlerini uygulamaya koydu (EMN Inform, 2015:5).

Çocukların korunmasına yönelik uluslararası kabul gören en önemli sözleşme Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi. Sözleşmede refakatsiz mülteci çocuk; 18 yaşını doldurmamış ve bir vasisi veya refakatçisi olmaksızın kendi ülkesi dışında bulunan veya zorunlu göç esnasında ailesinden ayrı düşmüş kişi olarak tanımlanıyor (BumF).

Mülteci Kamplarında Çocuklar 1 Nisan 2020

Mülteci Çocukların Kabusu: “Vazgeçme Sendromu”

Tam olarak anlaşılmamış tuhaf bir hastalık, mülteci çocuklar arasında hızla yayılıyor. Yaşadıkları yoğun stres ve korku nedeniyle derin bir travma geçiren çocuklar bir süre sonra kendilerini dış dünyaya kapatıyorlar.

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi; eşit muamele, çocuğun menfaatini gözetme, yaşam ve bireysel gelişim, ifade ve katılım hakkı şeklinde dört temel madde içeriyor. Bu maddeler bakım, korunma ve katılım haklarını tanımlıyor. Bakım hakkı; sağlık, eğitim, uygun yaşam koşulları, beslenme ve giysi, sosyal güvenlik ve insan onuruna yaraşır barınma haklarını ifade ediyor. Yine isim ve doğum kaydıyla kimlik sahibi olma hakkı da temel bir hak.

Korunma hakkı; ruhsal ve bedensel şiddetten, kötü muamele ve ihmalden, aşağılayıcı ve zalim davranışlardan, işkenceden, cinsel tacizden, ekonomik veya cinsel sömürüden korumayı taahhüt ediyor. Bunun yanı sıra çocukların özellikle göç ve felaket durumlarında zorla alıkoyma ve çocuk kaçaklığından korunması öngörülüyor.

Katılım hakkı; çocukların ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkını tanımlıyor ve düşünce-din özgürlüğüne sahip olma haklarını içeriyor. Sözleşmenin 22. maddesi mülteci çocukların korunması ve yukarıda sıralanan hakları onlara sağlama konusunda bütün taraf devletlerin mükellef olduklarını vurguluyor (UN-Konvention).

Kısacası refakatsiz küçükler, bizzat mülteci statüsü talebinde bulunma ve kendilerine uygun süreçlere tabi olma garantisine sahipler (Rieger, 2015). ABD dışında BM’ye üye devletler, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen bütün hakların sığınmacı ve mülteci çocuklara sağlanmasını ve bu çocukları korumayı taahhüt etmektedir (İNSAMER, 2019).

Kayıp Refakatsiz Çocuk Mülteciler

Avrupa Komisyonu’nun tahminlerine göre refakatsiz çocuk mültecilerin büyük bir kısmı sığınma talebi süreci öncesinde veya süreç esnasında kaybolmuş durumda. Çocuklar, çoğunlukla ülkeye giriş yaptıktan sonraki birkaç gün içerisinde herhangi bir başvuru gerçekleştirmeden kayboluyor. Yetkililer bu durumu, çocukların sığınma taleplerinin olumsuz sonuçlanma veya sınır dışı edilme endişesiyle yer değiştirmeleriyle açıklıyor (EMN Inform, 2015:7).

Kaybolmaya ilişkin başka bir açıklama ise çocukların aile bireyleri ya da akrabalarını bulma amacıyla ülke değiştirdikleri şeklinde (European Parliament News). Yetersiz kabul şartları, uygulanan sığınma prosedürlerindeki sorunlar, kendileri için belirlenen vasilerin yetersizlikleri gibi sebeplerle mülteci çocukların memnuniyetsizlik yaşadıkları bilinmekte. Ayrıca kabul merkezlerinde karşılaştıkları ortam ve kuralların çocuklarda kısmen memnuniyetsizliğe sebep olduğu da araştırmacıların tespitleri arasında.

Büyük çaplı mülteci akınlarında yetersiz kalan ülkelerin, refakatsiz mülteci çocuklara sahip çıkamadıkları da biliniyor (Sezgin, 2019). Mesela UNICEF’in verdiği bilgiye göre özellikle 2016 yılının sonunda İtalya ve Yunanistan’daki kurumlar bu çocuklara uygun koruma, barınma ve sığınma şartları sağlayamayacak kadar yetersiz durumdaydı (UNICEF, 2017:30).

Refakatsiz mülteci çocukların bir kısmının sömürü, suistimal ve şiddet kurbanı olma ihtimali de endişelere sebep olmakta. Cinsel istismar, uyuşturucu ve organ ticareti, emek sömürüsü gibi tehlikeler de bu çocuklar için muhtemel tehlikeler arasında. Hatta bazı refakatsiz mülteci çocukların cinsel şiddet kurbanı olduğu yönünde kanıtlar bulunduğu belirtilmekte. Zira korumasız çocukları sömüren bir suç şebekesinin Avrupa çapında etkinlik gösterdiği tespit edilmiş durumda (DW, 2016).

Avrupa

Almanya’da 1.800 Refakatsiz Mülteci Çocuk Kayıp

21 Nisan 2020

Birkaç Öneri

Tüm iyileştirme çabalarına ve verilen garantilere rağmen Avrupa’da refakatsiz mülteci çocuklarla ilgili mevzuatta ve uygulamalarda eksiklikler bulunuyor. Birçok durumda bilgi alma, yasal temsil, aile birleşimi ve çocuğun haklarının korunması ilkeleri yetersiz düzeyde yerine getirilmekte. Refakatsiz küçükler için kapsamlı ve karşılaştırmalı bir veri sistemi geliştirilmesi birçok sorunun çözümünde etkili olacaktır.

Kabul süreçlerinde kimlik tespiti ve kayıt işlemlerinde eğitimli personelin görev alması, sınır ötesi aile birleşiminde çocukların süreçlerine öncelik verilmesi, uzun bekleme sürelerinin kısaltılması, kabul merkezlerine çocuk koruma birimlerinin dâhil edilmesi, refakatsiz mülteci çocukların hayatlarını kolaylaştıracaktır. Yine bu gibi hususlara dikkat edilmesi çocukların kaybolmalarına da engel olabilir. Ayrıca geri gönderme işlemlerinde kurumlar; çocukların aile bireyleri, yasal vasiler veya uygun kabul merkezlerine yönlendirildiklerinden emin olmalıdır.

Refakatsiz kayıp mülteci çocuklar, olması gerektiği gibi, kayıp yerli çocuklar için gösterilen titizlikle aranmalıdır. Bu gibi durumlarda polis teşkilatının ve ilgili kuruluşların -sınır ötesi kuruluşlar da dahil olmak üzere- eşgüdümlü şekilde çalışması çözüm açısından önemlidir. Zira insan kaçakçılarının uluslararası şebekeleri de aynı ölçüde eş güdümlü uluslararası mücadeleyi gerektiriyor.

Kaynaklar
BumF (2016). Bundesfachverband unbegleitete minderjährige Flüchtlinge. “Verschwundene Flüchtlingskinder: Was die Bundesregierung und Europa tun müssen”,  (05.07.2020).
DW (2016). “Rund 10.000 Flüchtlingskinder verschwunden”.(05.07.2020).
EMN Inform (2015). Politiken, Praktiken und Daten über unbegleitete Minderjährige. (04.07.2020).
European Parliament News. (2017). Refugee children missing in Europe. (05.07.2020).
Eurostat (2018). EU P-Mitteilung; Asylbewerber, die als unbegleitete Minderjährige gelten, 2019. (04.07.2020)
IOM (2020). World Migration Report 2020. (04.07.2020).
Rieger, Uta (2015). Aufgaben und Möglichkeiten für Vormünder bei der Vertretung unbegleiteter Minderjähriger im Asylverfahren: 05.07.2020.
Sezgin, Hatice (2019). “Avrupa’da Kayıp Refakatsiz Mülteci Çocuklar”, Araştırma 104, İNSAMER, Ağustos 2019. (02.07.2020).
UNHCR (2016). Mülteci ve Göçmen?. (04.07.2020).
UNHRC (2020). Figures at a glance. (04.07.2020).
UNICEF (2017).  “A child is a child (2017)”. 04.07.2020.
UNICEF (2018). UN-Konvention über die Rechte des Kindes. (05.07.2020)
Ahmet Aslan

Bir dönem Almanya’da ikamet etmiş olan Ahmet Aslan, Din Sosyolojisi alanında doktorasını tamamlamış olup gençlik, değerler ve göç sosyolojisi alanlarında araştırmalarını sürdürmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar