Düzensiz Göçmenler Manş Denizi’ndeki Trajedinin Ardından Suçlamalar Devam Ediyor

Fransa'dan Birleşik Krallık'a geçmeye çalışan düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin 24 Kasım'da batması sonucu aralarında hamile ve çocukların da bulunduğu 27 kişinin hayatını kaybetmesi, iki ülke arasında süregelen "göç krizini" yeniden tırmandırdı.

admin 1 Aralık 2021

Fransa‘nın Calais kentinden Manş Denizi üzerinden Birleşik Krallık’a (İngiltere) geçmeye çalışan göçmen botunun batarak 17 erkek, biri hamile 7 kadın ve 3 çocuğun hayatına mal olması, “Manş Denizi’nde son yılların en büyük can kaybı” olarak kayda geçti ve göçmenlerin ölümü iki ülkede de geniş yankı uyandırdı.

5 Maddelik Planın Yer Aldığı Mektup Fransa’yı Kızdırdı

Düzensiz Göçmenler

Manş Denizi'ndeki Göçmen Ölümleri Protesto Edildi

26 Kasım 2021

Yaşanan facianın ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği’ni (AB) “göç sorununa” ilişkin acil toplantı yapmaya çağırdı ve Fransa’nın, Manş Denizi’nin mezarlığa dönüşmesine izin vermeyeceğini söyledi. Macron ile Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, olayın ardından yaptıkları telefon görüşmesinde de düzensiz göçü durdurmanın aciliyeti konusunda anlaştı. Ancak Johnson’ın telefon görüşmesinden bir gün sonra göç kriziyle başa çıkmak için Macron’a gönderdiği 5 maddelik planın yer aldığı mektup Fransa’yı kızdırdı.

Johnson, mektubunda, insan kaçakçılığı yapan suç çetelerinin işlerine balta vuracağını öne sürdüğü planın, Fransa’nın da çıkarına olacağını savundu. Fransa ise Johnson’ın düzensiz göç krizine ilişkin gönderdiği mektubu sosyal medyada paylaşmasına tepki olarak 28 Kasım Pazar günü Calais kentinde birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin katılımıyla düzenlediği toplantıya Birleşik Krallık İçişleri Bakanı Priti Patel’i davetini iptal etti.

Fransa: “Göç Sorununu Ciddiye Alınmıyor”

Birleşik Krallık hükûmetinin bakanlarına göre, Fransa ile yaşanan göçmen krizinin arkasında Macron’un “Brexit ceza stratejisi” var.  Birleşik Krallık ile balıkçılık konusunda da sorun yaşayan Fransa’nın göçmenleri durdurmada isteksiz davrandığı iddia ediliyor. Fransa ise Birleşik Krallık’ın göçmen sorununu yeterince ciddiyetle ele almadığı eleştirisinde bulunuyor. İki ülke arasında yaşanan göç krizi, liderlerin birbirlerini suçlamasıyla ve tepki göstermesiyle giderek büyüyor.

11 aydır devam eden balıkçılık hak ve kotalarına ilişkin anlaşmazlık yaşayan iki ülke arasındaki krizlere bir yenisi daha eklenmiş oldu. Göçmenleri daha önce kamyon ve tırlarla Manş Denizi Tüneli üzerinden Birleşik Krallık’a göndermeye çalışan insan kaçakçıları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve tünel geçiş kontrollerinin sıkılaştırılması nedeniyle daha çok küçük teknelerle bu kişileri taşıma yoluna başvuruyor.

Bu Yıl 25 Bin 700 Kişi Tehlikeli Sularda Yolculuk Etti

AB’den ayrılan Birleşik Krallık’ın göçmen politikası artık AB kurallarına bağlı değil ve hâlihazırda Birlik ile arasında yürürlükte olan bir iade anlaşması da bulunmuyor. Brexit’in ardından iade düzenlemelerini artık AB ülkeleriyle ayrı ayrı müzakere edilmesi gerekiyor. Brexit’in üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen, taraflar arasında bir iade anlaşmasına hala varılamamış olması düzensiz göçmenleri de cesaretlendiriyor. Böylelikle Brexit’in ardındaki ilk yılda rekor sayıda göçmen, Manş Denizi’ni geçerek Fransa’dan Birleşik Krallık’a ulaştı. Krallık, bu yıl 25 bin 700’den fazla göçmenin küçük teknelerle tehlikeli sularda yolculuğa çıktığını ve bunun, 2020’deki toplam sayının 3 katından fazla olduğunu açıkladı.

Birleşik Krallık yetkilileri, kıyılarına ulaşan bu göçmenlerden sadece 5’inin Avrupa’ya iade edildiğini belirtti. Buna karşılık, Brexit geçiş döneminin halen devam ettiği 2020’de ise küçük teknelerle geçen 294 kişi Avrupa’ya geri gönderildi. Fransız yetkililerin verilerine göre ise bu yılın başından bu yana 31 bin 500 düzensiz göçmen Fransa’dan gelerek geçmeye çalıştı ve 7 bin 800 düzensiz göçmen Manş Denizi’nde kurtarıldı.

Sığınma Başvuruları 2004’ten Bu Yana En Yüksek Seviyede

Düzensiz Göçmenler

Manş Denizi'nde Ölen Düzensiz Göçmenlerin Sayısı 27 Olarak Güncellendi

25 Kasım 2021

Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı verilerine göre, Eylül 2021 itibarıyla son 12 aylık dönemde 37 bin 562 sığınma başvurusunda bulunuldu ve bu sayı 2004’ten bu yana yapılan en yüksek iltica talebi olarak kayda geçti.  Eylül 2021’e kadar yapılan bu sığınma talebi, Haziran 2004’ten bu yana “herhangi bir 12 aylık dönemde görülen en yüksek rakam” oldu. 2020’de aynı dönemde 31 bin 966 ve 2019’da 35 bin 737 sığınma başvurusu yapıldı. Eylül 2021’e kadar yapılan 37 bin 562 sığınma talebi, Avrupa’da göç krizinin zirvede olduğu 2015-2016’da kaydedilen 36 bin 546 sayısını da geride bıraktı.

Göçmenler Neden Manş Denizi’ni Geçmeye Çalışıyor?

Fransa’nın kuzeyindeki Calais’de bulunan ve kötü şartlar içinde yaşam mücadelesi veren çok sayıda düzensiz göçmen halen yasa dışı yollarla Birleşik Krallık’a geçmeye çalışıyor. Brexit’in ardından AB’nın sınır kapısı niteliği taşıyan Fransa’nın Calais kenti aslında uzun yıllardır göç sorunuyla boğuşuyor.  Calais’deki kampta kalanlarla daha önce yapılan bir anket, büyük çoğunluğunun Birleşik Krallık’a gitmeyi planladığını, çok azının Fransa’da kalmak istediğini ortaya koydu.

Calais’de “Jungle” olarak bilinen ve yaklaşık 8 bin kişinin kaldığı düzensiz göçmen kampının 2016’da dağıtılmasının ardından göçmenler çeşitli merkezlere gönderildi. Ancak bu, göçmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlara çare olmazken, göçmenlerin büyük bölümü Birkeşik Krallık’a gidebilmek umuduyla Calais’ye geri döndü. Calais ve yakınındaki Dunkerque kentindeki düzensiz göçmenler yatacak yer, tuvalet, banyo ve yiyecek gibi temel insani ihtiyaçlara çok yetersiz düzeyde sahip olarak şehir merkezinin dışında farklı noktalarda yol kenarlarında yaşıyor.

Ülkedeki insan hakları savunucuları ve yardım dernekleri, Paris yönetimini, düzensiz göçmenlerin maruz kaldığı kötü koşullara ilişkin yetersiz adımlar atmakla ve onların sorunlarına karşı “duyarsız” kalmakla eleştiriyor. Göçmenleri bu tehlikeli yolculuğa gitmeye iten temel nedenlerden birinin Calais ve Dunkerque’teki kötü şartlar olduğu belirtiliyor. Diğer nedenler, göçmenlerin bazılarının İngilizce bilmesi ve aile üyelerinin bu ülkede yaşaması olarak sıralanıyor.

Fransa, AB İle Birleşik Krallık Arasında Göç Anlaşması İstiyor

Ülkede göçmenlerin içinde bulunduğu şartlar tartışılırken, Fransa, Birleşik Krallık’ın göçmenleri kabul etmesi için AB ile bu ülke arasında yeni göç anlaşması yapılmasını istiyor. Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, yaptığı açıklamada, Manş Denizi’nin kıyısındaki Calais ve Dunkerque kentlerinde bulunan düzensiz göçmenlerin sadece yüzde 5’inin Fransa’da kalmak istediğini, yüzde 95’inin ise karşı tarafa gitmek istediğini savunarak göçmenler için Birleşik Krallık’a yasal şekilde göç etmenin imkanlarının bulunması gerektiğini belirtti.

Birleşik Krallık’ın deniz yoluyla gelen düzensiz göçmenleri “geri itmesinin” kabul edilemez olduğunu dile getiren Darmanin, denizin diğer tarafındaki komşuları ile AB arasında “dengeli” ve tüm sorunlara çözüm sağlayan anlaşma istediklerini vurguladı. Darmanin, göç sorununda Birleşik Krallık’a “sorumluluklarını üstlenme” çağrısında bulunarak “Birleşik Krallık, AB’den ayrıldı ama dünyadan ayrılmadı. İltica talebinde bulunan göçmenlere girişi sağlaması gerekiyor.” ifadesini kullandı. Öte yandan, Gerald Darmanin’ın İngiliz iş piyasasının göçmenleri cezbettiğini ileri sürmesi, Birleşik Krallık’ta tepki topladı.

Birleşik Krallık’ın Yasa Dışı Göçle Yeni Mücadele Planı Ne?

Düzensiz Göçmenler

Düzensiz Göçmen Taşıyan Çok Uluslu Örgüt Çökertildi

5 Kasım 2021

Birleşik Krallık parlamentosu, geçen temmuz ayında iltica etmek maksadıyla ülkeye yasa dışı yollardan girmenin suç sayılmasını öngören tartışmalı “Uyruk ve Sınırlar Yasa Tasarısı”nı gündemine taşıdı. İngiliz hükümeti, söz konusu yasa tasarının parlamentodan geçmesi halinde, insan kaçakçılarının ağlarının çökertileceğini savunuyor. Ana muhalefetteki İşçi Partisi ise tasarının mültecilerle ilgili uluslararası hukuku ihlal edeceği ve ülkenin itibarına zarar vereceği görüşünü paylaşıyor.

“Uyruk ve Sınırlar Yasa Tasarısı”, düzensiz yollarla Birleşik Krallık’a ulaşan herkesin suçlanmasını öngören düzenlemeler içeriyor. Bu yasa tasarısındaki bir madde, mültecileri taşıyan küçük teknelere müdahale eden yetkilileri “olası cezai işlemlerden” muaf tutuyor. Bu durumun, mülteci teknelerine müdahalelerin ölümlerle sonuçlanmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Öte yandan, Birleşik Krallık hükûmetinden bir yetkili de eylül ayında yaptığı açıklamada, Fransa’dan Birleşik Krallık kıyılarına yasa dışı şekilde göçmenleri taşıyan teknelerin, sınır güçleri tarafından durdurularak göçmenlere “geri itme taktikleri” uygulanmasının planlandığını bildirmişti. (AA)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

    Hakkımızda

    Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

    YAZININ DEVAMI
    Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |