NSU Davası İmha Edilen Dosyalar ve İstihbaratın Rolü: NSU’da Neler Oluyor?

Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldüren Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) isimli Neonazi terör örgütü ile ilgili yargı süreci Münih’te devam ediyor. NSU davasına kurban yakınları adına katılan Avukat Dr. Mehmet Gürcan Daimagüler ile davanın seyrini konuştuk.

1 Eylül 2015

Münih’teki davanın şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Artık Beate Zschäpe ve diğer dört davalı hakkında net bir izlenime sahibiz. Ben sürecin sonunda dava iddianamesinin onaylanacağını düşünüyorum. Fakat bu bir takım soruların açıkta kaldığı gerçeğini değiştirmiyor. Bu sorular bilhassa yerel düzeyde NSU’nun suç ortakları ve Anayasayı Koruma Dairesi’nin belirsiz ve şeffaf olmayan rolü ile ilgilidir. Kurumsal ırkçılık konusu da soruşturmalar dâhilinde henüz yeterince aydınlatılmamış durumda.

Temmuz ayında Zschäpe’nin dört avukatından üçü vekaletlerinden azledilmek istediklerini bildirdiler. Avukat-müvekkil ilişkisindeki güven mi sarsıldı, yoksa bu tarz girişimler sadece davayı uzatmaya yönelik stratejik adımlar mı?

Doğrusu mahkeme duruşmalarında da davalı Beate Zschäpe ve üç avukatı Heer, Stahl ve Sturm ile arasındaki güven ilişkisinin zarar gördüğü belli oluyor. Avukatlar ve davalı arasında neredeyse hiç iletişim yok. Buna rağmen avukatlar taraflarınca ibraz edilen azledilme talebinde kanaatimce ciddi değillerdi. Kendileri de mantıklı bir açıklamada bulunmadan azledilmeyeceklerini pekâlâ biliyorlardı. Bence bu talepler daha ziyade stratejik sebeplerden, yani davalıya avukat bağımsızlığını göstermek adına sunuldu.

Dava bu durumdan etkilenir mi sizce?

Şu anda hayır. Şayet güven ilişkisinin kalıcı olarak sarsıldığı kanıtlanabilirse bu durum elbette değişebilir. Bu da aynı zamanda davanın tümüyle iptal edilmesi tehlikesinin hâlâ muhtemel olduğu anlamına geliyor.

Mağdurların yakınları duruşma salonunda zanlı ile karşı karşıya kalıyorlar. Uzun dava süreci yakınları nasıl etkiliyor?

Ben elbette sadece kendi müvekkillerim adına konuşabilirim. Müvekkillerim uzun ve zorlu bir dava olacağını biliyorlardı ve zaten onlar da her şeyin tamamen açıklandığı ve tüm soruların cevaplandığı bir dava talep etmişlerdi. Bu talepleri hâlâ devam ediyor ve dava başlangıcından bu yana da değişmedi. Kısa bir dava, iyi bir dava değildir; zira kısa süren davalarda çoğu zaman bulguların soruşturulması yetersiz kalır.

Almanya Şansölyesi Angela Merkel NSU ve arka planının tamamıyla açıklığa kavuşturulacağını belirtti. Şansölyenin bu vaadi ne zaman yerine getirilecek sizce?

Bu tarihe kadar Sayın Şansölyenin verdiği söz yerine getirilmedi. Biz yine de mağdurların tüm yakınları adına bu sözün yerine getirilmesini en içten şekilde temenni ediyoruz. Mağdur yakınları ancak bu şekilde az da olsa huzur bulabilecekler.

Resmî daireler kurumsal ırkçılık konusunda NSU ile ilgili hatalarından ders çıkardı mı sizce?

Maalesef hayır. Federal hükûmet kurumsal ırkçılığın varlığını hâlâ inkâr ediyor. Sorun inkâr edildiği müddetçe çözülemeyecek demektir.

NSU kurbanlarından Halit Yozgat’ın öldürüldüğü olay yerinde bir istihbarat çalışanının bulunduğu ortaya çıktı. Anayasayı Koruma Daireleri ile NSU arasında varsayılan ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?

Anayasayı Koruma Daireleri maalesef çözümün bir parçası olmak yerine sorunun bir parçası konumundalar. Dosyalar yok edilmiş; kalan dosyaların ya bazıları mahkemeye iletilmiş ya da hiç verilmemiş. Ben şahsen bu dairelere hiç güvenmiyorum. Halit Yozgat cinayetinde olay yerinde bulunan Anayasayı Koruma Dairesi çalışanı Andreas T. yalan beyanda bulunuyor. Ya kendisi de şahsen Halit Yozgat’ın cinayetine karıştı ya da bu cinayet hakkında bilgi sahibiydi. Cinayet masası amiri de bunu mahkeme ifadesinde beyan etti zaten.

Önümüzdeki sene davaya müdahil olan herkes, bilhassa da müdahil davacılar adına tatmin edici bir karar verilecek mi sizce? Yoksa mevcut durumdan yola çıkarak istinaf ve temyize gidilmesi muhtemel mi?

Süreç sonunda verilecek karara itiraz edilip edilmeyeceğine dair bir tahminde bulunmak için henüz çok erken. Tarafların tamamı ve özellikle mağdur yakınları adına adil bir kararın ve davalılara adil bir cezanın verilmesini temenni ediyorum. Neticede çıkmadık candan umut kesilmez.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar