Dosya: "Anaokulunda Müslüman Çocuklar" Almanya’da “İslami Anaokulu” Mümkün Mü?

Anaokulunda Müslüman Çocuklar

Almanya’da İslami anaokulu açmanın önünde yasal olarak bir engel olmamasına karşın uygulamada karşılaşılan bürokratik engeller ülkede İslami anaokullarının açılmasını güçleştiriyor.

Rukiye Özmen 1 Haziran 2020

Almanya’da anaokulları 0-6 yaş arasındaki çocukların hafta içi her gün, tüm veya yarı zamanlı bakım ve öğrenim gördükleri kurumlardır. Almanya’da bir anaokulunun eğitim verebilmesi için dil gelişimi, motor gelişimi ve beden gelişimi konularında yetkin olması zorunludur. Bu zorunluluğun yanı sıra anaokulları kendilerine çeşitli konseptler belirleyebilir. Deneyerek öğrenme, oyunla öğrenme gibi yöntemler geliştirebilirler. 

Bunun yanı sıra dinî ve manevi değerlere önem veren ve bunları çocuklara aktaran anaokulu modelleri de vardır. Örneğin Katolik ve Protestan kiliselerine bağlı olan ve içerisinde Hristiyan dinine özgü ritüellerin teşvik edildiği anaokulları gibi. Ebeveynler mümkün oldukça kendilerine ve dünya görüşlerine en yakın hissettikleri anaokullarını tercih etmeye çalışırlar. 

Dosya: "Anaokulunda Müslüman Çocuklar"

Anaokullarının Müslüman Çocuklar Açısından Önemi

1 Haziran 2020

Özellikle yaşadığımız gayrimüslim çoğunluk toplumlarında, Müslüman ebeveynler çocukları için kendi dinî görüş ve inanışlarına uygun anaokulu arayışına girmektedir. Hassasiyetlerinin önemsenmesi ve çocuklarının evde gördüğü dinî ve ahlaki değerleri anaokulunda da görebilmesi arzusunu taşırlar.

Almanya’da Anaokulu Konseptleri 

Anaokulu konseptinin, yani pedagojik içeriğinin anaokulu işletmecisinin tasarrufunda olduğunu söylemiştik. Çocuğun özgün gelişimini engellemediği, haklarını ihlal etmediği ve her türlü istismardan uzak olması şartıyla anaokulu sahibi kişi veya kurum tüm konsepti tek başına belirleme hakkına sahiptir. Bu özgün konseptler heterojen bir toplumda zenginlik olarak kabul edilir. Burada önemli olan konseptin pedagojik olarak açıklanabilir olmasıdır. 

Anaokulları farklı içerikler sunsalar da, yasaya göre hiçbir çocuk ayrımcılık görmeden her anaokulunda kolaylıkla eğitim alabilme hakkına sahiptir. Dini, dili, etnik kökeni gibi özellikleri nedeniyle ayrım yapılmaksızın anaokullarının her çocuğa açık olması gerekir. Örneğin Katolik bir anaokulu “Anaokulumuza sadece Hristiyan çocukları kabul ediyoruz.” diyemez. 

İslami anaokulu dendiğinde akla ilk olarak helal yemek, temizlik, tesettürlü eğitmen, İslami tabirlerin rahatlıkla kullanıldığı, farklı inanış ve dinî amellerden uzak bir öğrenim modeli gelir. Özellikle de son yıllarda görülen akımlardan sonra, Müslüman ailelerin çocuklarını fıtratlarına göre yetiştirme arzusu bu İslami anaokulu modelini daha da aranır bir alternatif hâline getirmiştir.

ÖZEL DOSYA

Anaokulunda Müslüman Çocuklar

DOSYA YAZILARI İÇİN TIKLAYIN

Normal anaokullarında olduğu gibi, İslami anaokulu konseptlerinde de doğrudan ve zorunlu bir “öğretme” modeline gidilmez. Çocukların evde gördükleri içerikleri anaokulunda da görebilmeleri ve yaşayabilmeleri amaçlanır. Örneğin İslami anaokulunda çocuklara Arapça harfler öğretilmez ama kurum içerisinde dinî terim ve motifler ile karşılaşmaları sağlanır.

Aynı şekilde yemeğe besmele ile başlarken sofra duası ile bitirmek, İslami içerikli ilahiler söylemek, peygamber kıssalarını tanıtmak, ramazan, kandil ve bayram gibi dinî özel günleri konu etmek ve kutlamak İslami anaokullarında görebileceğimiz diğer içeriklerdir.  

Anaokulları Kimlere Bağlıdır Ve Kimler Anaokulu Açabilirler? 

Almanya’da belediyeler, kiliseler, sosyal yardım kuruluşları (Alm. “Wohlfahrtsverband” – AWO, DRK ve “Paritätische” gibi), şirketler, kamu yararına çalışan dernekler ve çok nadir de olsa “özel anaokulu” statüsüyle olmak şartıyla bireyler anaokulu açabilirler. 

Almanya’da anaokulları en çok belediye ve sosyal hizmet kuruluşları tarafından açılmaktadır. Kiliseler de dâhil, kendilerinin doğrudan taşıyıcılıkları (Alm. “Trägerschaft”) olan kurumlar -mekân olduğu sürece- kolaylıkla anaokulu açma hakkına sahiptirler. 

Kamu yararına çalışan dernekler ve şirketler ancak taşıyıcılık aldıktan sonra anaokulu açmaya hak kazanırlar. Bir de özel anaokulları vardır ki, bunlar da yine şahıs ve dernekler tarafından açılabilirler. Ancak özel anaokulları Gençlik Daireleri (Alm. “Jugendamt”) tarafından pek arzu edilmez ve finansal olarak devlet desteği alamazlar. 

Taşıyıcılık Nedir? 

Anaokulu açabilme hakkına sahip olanların ortak özelliği çocuk ve gençlik alanlarında uzun süre faaliyet göstermiş olmaları ve Sosyal Yasa’nın sekizinci kitabı (Alm. “Sozialgesetzbuch – Achtes Buch”) uyarınca onaylı bir taşıyıcıya (Alm. “freie Trägerschaft der Kinder und Jugendhilfe”) sahip olmalarıdır. Bu iki nitelik anaokulu açabilmenin temel koşuludur. 

Kamu yararına çalışan bir derneğin bu statüyü elde edebilmek için özellikle çocuk ve gençlik faaliyetlerinde en az üç yıl çalışmış olması ve bunu belgelemesi gerekmektedir. Bunlar çocuklara ve gençlere değer katacak çeşitli eğitim ve sosyal faaliyetler olabilir. Daha sonra bir taşıyıcılık başvurusunda bulunabilirler. Konuyla ilgili Gençlik Daireleri’nin yönlendirmelerinin dikkate alınması gerekmektedir. 

Bu statünün elde edilmesiyle birlikte hem bu alanda çalışma izni elde edilir, hem de anaokulu gibi projeler için sübvansiyon alınır. Almanya şartlarına baktığımızda İslami cemaatler, kiliseler gibi doğrudan bu statüye sahip olamasalar da, bu statünün elde edilmesinin önünde yasal olarak hiçbir engel yoktur.  

Taşıyıcılıklar Kim Tarafından Verilir? 

Taşıyıcılık başvurusu Gençlik Dairesi’ne yapılır, lakin karar belediye meclisinden çıkar.

Belediye Meclisi oturumunda Gençlik Dairesi temsilcileri ve sosyal hizmet kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri bulunur ve konuyla ilgili oy verme hakkına sahiplerdir.

Yani anaokulu açma izinleri aynı zamanda siyasi bir zemine de oturtulmuştur. Böylelikle şehir yönetiminin politik yapısı, şehirde yapılan çalışmaları doğrudan etkileyecek hâle gelmiş olmaktadır. Bu durumda özellikle ırkçı partilerin belediyelerde koltuk sahibi olduğu şehirlerdeki İslami dernek çalışmalarının bu durumdan nasıl etkileyeceğini tahmin etmek hiç de zor değil. 

Teori ve Pratikte Yaşanan Farklar

Bu aşamada Almanya’da bu alanda uzun yıllardır teori ve pratik uygulamalar arasında gözlemlediğimiz birkaç meseleyi zikretmekte fayda var. Şehirlerde anaokulu ihtiyacı olmasına rağmen, İslami değerleri baz alan anaokulu konsepti ile bir Gençlik Dairesi’ne gittiğinizde daha ilk görüşmede anaokulu ihtiyacının olmadığı veya İslami bir konseptin mümkün olmayacağı gibi söylemlerle sıkça karşılaşılıyor. 

Kurumlar kendi konseptlerini oluşturma konusunda tasarruf hakkına sahipken ve İslami değerleri baz alan konseptler yasak olmadığı hâlde, maalesef bunlar çoğu zaman Gençlik Daireleri tarafından geri çevrilebiliyor. Özellikle konseptin tanıtım aşamasında gelen itirazlar, İslami derneklerin konsept içeriklerini değiştirmelerine neden oluyor. 

Pratikte yaşanan bir diğer sorun ise çok uzun yıllar çocuk ve gençlik faaliyetleri sürdürmüş olsalar da İslami teşkilatların bu alanda yaptığı çalışmaların yetersiz görülebilmesi. Bu nedenden dolayı İslami derneklerin, özellikle kendi semtlerinde, diğer derneklere nazaran çok daha fazla faaliyet yapması ve ek olarak daha fazla tanıtım çalışması gerçekleştirmesi gerekiyor.

Anaokulunun “bel kemiği” olarak kabul edilen taşıyıcılık onayının da belediye meclisinden geçmesi İslami hassasiyetleri olan derneklerin işini bir hayli zorlaştırıyor. İslami bir anaokulu işleten bir dernek başkanının “Alman bir soy ismine sahip olduğum için, önümüzdeki engelleri başka derneklere nazaran daha kolay aşabildik” cümlesi bu konudaki sıkıntıları özetlemesi bakımından oldukça manidar. Ayrıca İslami anaokulu açmak isteyenler hakkında medyaya yansıyan olumsuz haberler de birçok insanın şevkinin kırılmasına ve projelerin feshedilmesine sebep oluyor. 

Ülkemiz Almanya’da İslami anaokullarının sayısı az. Bunun sebeplerini ise hem yukarıdaki zikrettiğimiz uygulamada karşılaşılan problem ve engeller, hem de Müslümanlar olarak bu alanlara gereken ağırlığı vermiyor olmamız teşkil ediyor.

Özellikle ülkemizdeki İslami anaokullarının ortaya çıkış hikayelerinin arkasında -normal anaokullarına nazaran- daha uzun yıllar süren yoğun çabaların yattığını görüyoruz. Örneğin bir anaokulu 3 senede açılırken, Mannheim’daki Lalezar İslami anaokulu 7 yılda açılabilmiştir.

Hâl böyleyken uzun yıllar önce başlatılan onlarca anaokulu çalışması olmasına rağmen sadece bu bir avuç İslami anaokulu başarıya ulaşabilmiştir. Diğer çalışmalar yukarıda zikredilen “problemlere” takılmış ve maalesef hedefine ulaşamamıştır. Bu çerçeveden baktığımızda İslami bir anaokulu açmak istemek, profesyonel çalışmanın yanı sıra sizin kimliğinizle ve kimliğinizin buradaki yansımasıyla yakından alakalıdır. 

Rukiye Özmen

Bielefeld Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Çocuk Pedagojisi bölümü mezunu olan Rukiye Özmen, Bielefeld Üniversitesi Eğitim Bilimleri bölümünde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Özmen, IGMG Genel Merkez Eğitim Başkanlığı bünyesinde Almanya anaokulu sorumluluğu görevini yürütmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar