Birleşik Krallık

İngiltere Başbakan Öğütmeye Devam Ediyor: Keir Starmer da İstifa Etti

2024’te İşçi Partisini tarihî zaferle iktidara taşıyan Keir Starmer, yerel seçim yenilgileri, Reform UK baskısı, Gazze politikası nedeniyle büyüyen tepki, yaşam pahalılığı ve Epstein Mandelson krizinin gölgesinde liderlikten ayrıldı. Yeni lider seçilene kadar başbakanlık görevini sürdürecek olan Starmer’ın ardından İngiltere, Brexit’ten bu yana yedinci başbakanına hazırlanıyor.

İngiltere Başbakan Öğütmeye Devam Ediyor: Keir Starmer da İstifa Etti
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Londra'daki Başbakanlık Konutu'nun önünde görevinden istifa ettiğini açıkladı. | Fotoğraf: İlyas Tayfun Salcı - AA.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini açıkladı. Starmer, yeni lider seçilene kadar başbakanlık görevini sürdüreceğini, sürecin parlamentonun eylülde yeniden toplanmasından önce tamamlanmasını istediğini duyurdu.

Brexit Sonrası Yedi Farklı Başbakan

Başbakanlık Konutu’nun bulunduğu Downing Street 10 Numara’nın önünde yaptığı konuşmada Starmer, partisini altı yıl önce “siyasi, finansal ve ahlaki olarak çökmüş” bir noktada devraldığını söyledi. İşçi Partisini yeniden iktidara taşıdığını, partide antisemitizmle mücadele ettiğini, ekonomi, savunma ve ulusal güvenlik alanlarında güven inşa ettiklerini savundu.

Starmer konuşmasında, partisinin artık kendisini bir sonraki genel seçime lider olarak götürmek istemediğini kabul etti. “Partimin sorduğu soru, benim bir sonraki genel seçimlere partiyi götürmek için en uygun kişi olup olmadığım. Parlamento grubumuzun bu soruya verdiği cevabı duydum ve bunu memnuniyetle kabul ediyorum.” diyen Starmer, kararını Kral Charles’a da bildirdiğini açıkladı.

Starmer’ın istifası, Birleşik Krallık siyasetinde son on yılda yaşanan başbakan değişimlerinin yeni halkası oldu. 2016’daki Brexit referandumundan bu yana David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak ve Keir Starmer görev yaptı. Starmer’ın halefi göreve geldiğinde ülke, Brexit’ten bu yana yedinci başbakanını görmüş olacak.

İşçi Partisinin 2024’teki Tarihî Zaferinden Sonra Hızlı Çöküş

Starmer’ın istifası, İşçi Partisinin 2024’te elde ettiği büyük seçim zaferinden yalnızca iki yıl sonra geldi. Parti, 14 yıllık Muhafazakâr Parti iktidarının ardından Avam Kamarası’nda büyük çoğunluk elde etmişti. Ancak seçim sonrası analizlerde, bu zaferin güçlü bir Starmer desteğinden çok Muhafazakâr Parti yorgunluğu ve taktik oylarla şekillendiği yorumları yapılmıştı.

Reuters’ın siyaset editörü Elizabeth Piper’ın analizinde, Starmer’ın iktidara gelişini mümkün kılan ideolojik keskinlikten uzak pragmatik çizginin kısa sürede zayıflığa dönüştüğünü yazdı. Piper’a göre Starmer, ülkeye nasıl bir gelecek vaat ettiğine dair güçlü ve anlaşılır bir hikâye kuramadı.

Piper’ın görüştüğü parti içi kaynaklar da Starmer’ın “büyük bir fikrinin” olmadığını, hükûmetin ülkeyi nereye götürmek istediğini seçmene anlatmakta zorlandığını belirtti. Piper, Starmer’ın muhalefette İşçi Partisini seçilebilir hâle getirdiğini, ancak iktidarda aynı başarıyı bir hükûmet vizyonuna dönüştüremediğini kaydetti.

The Guardian yazarı John Harris de Starmer’ın siyasal tarzının seçmende “boşluk” hissi yarattığını yazdı. Harris’e göre seçmenlerin yıllar içinde biriken öfkesi, Starmer’ın net bir siyasi hikâye kuramaması nedeniyle onun üzerine yansıdı. Harris, Starmer hükûmeti için “Umut ve ülkenin nereye gittiğine dair bir yön hissinin olması gereken yerde çoğu zaman boşluk vardı.” değerlendirmesinde bulundu.

Reform UK’nin Yükselişi ve İşçi Partisinde Burnham’ın Öne Çıkışı

Starmer üzerindeki baskının artmasında Nigel Farage liderliğindeki aşırı sağ parti Reform UK’nin yükselişi belirleyici oldu. Reform UK, göç, yaşam pahalılığı, enerji ve “sisteme tepki” başlıkları üzerinden hem Muhafazakâr Parti hem de İşçi Partisi seçmenlerine yöneldi.

Mayıs ayındaki yerel seçimlerde İşçi Partisinin ağır kayıplar yaşaması, Starmer’ın liderliğine yönelik parti içi eleştirileri artırdı. Reform UK, 2025’ten itibaren bazı ulusal anketlerde İşçi Partisinin önüne geçti ve Mayıs 2026’daki yerel seçimlerde ana kazanan aktörlerden biri hâline geldi.

Bu süreçte Andy Burnham’ın Makerfield ara seçiminde Reform UK adayını açık farkla yenerek parlamentoya dönmesi, İşçi Partisi içindeki dengeleri değiştirdi. 2017’den beri Manchester Belediye Başkanı olarak ulusal siyasette öne çıkan Burnham, bu sonuçla hem Starmer’a karşı olası bir liderlik hamlesinin önündeki teknik engeli kaldırdı hem de parti içinde Reform UK’ye karşı kazanabilecek isim olarak görülmeye başladı.

Reuters, Burnham’ın bazı İşçi Partili isimler tarafından “Reform slayer”, yani Reform UK’yi yenebilecek siyasetçi olarak görüldüğünü aktardı. Eski Sağlık Bakanı Wes Streeting’in de Burnham’a destek vermesi, liderlik yarışının kısa sürebileceği ve Burnham’ın rakipsiz şekilde göreve gelebileceği ihtimalini güçlendirdi.

Starmer Dönemi: Yaşam Pahalılığı, U Dönüşleri ve Mandelson Krizi

Starmer hükûmetine yönelik eleştirilerin merkezinde, seçmenin gündelik hayatında hissedilir bir iyileşme sağlanamaması yer aldı. Yaşam pahalılığı, sağlık sistemi üzerindeki baskı, düzensiz göç tartışmaları, konut sorunu ve kamu hizmetlerindeki aksaklıklar hükûmet üzerindeki baskıyı artırdı.

Starmer, ekonomi ve kamu hizmetleri alanında ihtiyatlı bir çizgi izledi. Ancak hükûmetin refah harcamalarında kesinti planları, emeklilerin kış yakıt ödemeleri, çiftçileri etkileyen vergi düzenlemeleri ve göç söyleminde yaşanan geri adımlar, parti içinde ve kamuoyunda tutarlılık eleştirilerine yol açtı.

John Harris, Starmer döneminin kamuoyunda çoğu zaman tek bir erken kararla özdeşleştiğini yazdı: Emeklilerin kış yakıt desteğinin kesilmesi. Harris’e göre bu karar, hükûmetin “adil ve sıradan insanın yanında” olduğu iddiasına büyük zarar verdi.

Bu tabloya daha sonra Peter Mandelson krizi eklendi. Starmer’ın, Jeffrey Epstein bağlantıları nedeniyle tartışmalı olan Mandelson’ı Washington Büyükelçisi olarak ataması, hem kamuoyunda hem de parti içinde tepki çekti. Reuters’a konuşan eski bir Starmer danışmanı, bu atamayı “kötü bir atama” olarak nitelendirdi. Mandelson meselesi, Starmer’ın muhakemesi ve ekibini yönetme kapasitesi hakkındaki eleştirileri artırdı.

“İyi Bir Muhalefet Lideriydi Ama Zayıf Bir Başbakan Oldu” Yorumu

Starmer’ın düşüşüne ilişkin en sert değerlendirmelerden biri The Guardian’ın kıdemli siyaset muhabiri Peter Walker’dan geldi. Walker, Starmer’ın siyasal kariyerini “neredeyse Shakespearevari” bir yükseliş ve düşüş olarak tanımladı. Starmer 2015’te parlamentoya girmiş, 2020’de İşçi Partisi lideri olmuş ve 2024’te partisini iktidara taşımıştı. Ancak iki yıldan kısa sürede liderlikten ayrılmak zorunda kaldı.

Walker’ın aktardığına göre tarihçi Anthony Seldon, Starmer’ın üç noktada başarısız olduğunu söyledi: Başbakanlık görevinin ne gerektirdiğini tam olarak kavrayamamak, özellikle ekonomi alanında ne yapmak istediğini belirleyememek ve doğru kişileri göreve getirememek. Seldon’a göre bu üç sorun bir araya geldiğinde “tekerleklerin ne kadar hızlı çıkacağı” sadece zaman meselesiydi.

Siyaset bilimci David Runciman da Starmer’ın temel eksikliğini siyasi felsefe boşluğu olarak yorumladı. Runciman’a göre bir hükûmetin varlık sebebi yalnızca “biz diğerlerinden daha yetkiniz” iddiasına dayanıyorsa, kriz anında bu anlatı ayakta kalmıyor.

Bu yorumlar, Starmer’ın muhalefetteki başarısıyla iktidardaki performansı arasındaki farkı öne çıkarıyor. Starmer, muhalefette parti disiplinini sağladı, Jeremy Corbyn döneminin mirasını geride bırakmaya çalıştı ve seçmene “güvenli değişim” vadetti. Ancak iktidarda aynı çizgiyi güçlü bir hükûmet hikâyesine dönüştürmekte zorlandı.

Dış Politikada Ukrayna ve Avrupa’yla İş Birliği ve Tepki Çeken Gazze Karnesi

Starmer’ın istifasının ardından yapılan değerlendirmelerde, dış politika performansının iç politikaya kıyasla daha olumlu görüldüğü yorumları da yer aldı. Reuters ve The Guardian analizlerinde Starmer’ın özellikle Ukrayna’ya destek, Avrupa ile ilişkileri onarma çabası ve ABD Başkanı Donald Trump’la çalışma zemini bulma konusunda belli ölçüde başarı elde ettiği belirtildi. Downing Street önündeki istifa konuşması sırasında Avrupa Birliği marşının duyulması da, Starmer döneminin Avrupa ile ilişkileri onarma iddiasına sembolik bir arka plan oluşturdu.

Buna karşılık Starmer hükûmetinin İsrail ve Gazze konusundaki tutumu, İşçi Partisi için önemli bir oy kaybı başlığı oldu. Starmer’ın muhalefet döneminde İsrail’in Gazze’ye yönelik su ve enerji kısıtlamalarına ilişkin sözleri, daha sonra yaptığı geri adım atan açıklamalara rağmen, özellikle Müslüman seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde tepkiyle karşılanmıştı. Partinin ateşkes çağrısında geç kaldığı ve İsrail’e karşı yeterince sert tutum almadığı eleştirileri, 2024 yerel ve genel seçimlerinden itibaren İşçi Partisi oylarındaki düşüş tartışmalarının önemli unsurlarından biri hâline geldi.

The Guardian, 2024’te yayımladığı seçim analizlerinde, Gazze nedeniyle Müslüman seçmenlerin yoğun olduğu bazı bölgelerde alışılagelmiş İşçi Partisi desteğinin aşındığını ve partinin bu nedenle bazı seçim çevrelerinde özel çalışma yürüttüğünü aktarmıştı. Parveen Akhtar’ın 2024 seçim analizinde de Birmingham, Bradford, Londra ve Leicester gibi şehirlerde partinin bazı güvenli bölgelerde oy kaybettiği, çoğunluklarının daraldığı ve Müslüman seçmen davranışında belirgin bir değişim yaşandığı vurgulandı.

Bu nedenle Starmer’ın dış politika bilançosu iki yönlü değerlendirildi. Ukrayna ve Avrupa başlıklarında aldığı olumlu notlar, Gazze ve İsrail politikası nedeniyle parti tabanında ve sol tandanslı seçmenler arasında oluşan tepkiyi dengelemeye yetmedi. Yerel seçim analizlerinde bu tepkinin, Reform UK’nin sağdan kurduğu baskının yanında, İşçi Partisinin soldan ve bağımsız adaylar üzerinden de oy kaybetmesine katkı sunduğu belirtildi.

İşçi Partisinde Liderlik Yarışı Nasıl İşleyecek?

Starmer, İşçi Partisinin Ulusal Yürütme Komitesinden yeni liderlik süreci için takvim belirlemesini istedi. Planlanan takvime göre adaylıkların 9 Temmuz’da başlaması, parlamentonun yaz tatiline girmesinden önce kapanması ve yeni liderin parlamentonun eylül oturumundan önce belirlenmesi hedefleniyor.

İşçi Partisi kurallarına göre bir adayın liderlik yarışına girebilmesi için parti milletvekillerinin yüzde 20’sinin desteğini alması gerekiyor. İşçi Partisinin Avam Kamarası sandalye sayısı dikkate alındığında bu, yaklaşık 81 milletvekilinin desteği anlamına geliyor. Birden fazla aday yeterli desteği toplarsa üyelerin ve bağlı kuruluşların katıldığı bir oylama yapılacak. Tek aday yeterli imzayı toplarsa liderlik yarışsız sonuçlanabilecek.

Andy Burnham şu anda en güçlü aday olarak görülüyor. Burnham’ın rakipsiz kalması durumunda başbakanlık değişimi eylülü beklemeden, parlamentonun yaz tatiline girmesiyle birlikte daha erken tamamlanabilir. Ancak bazı İşçi Partili vekiller, Burnham’ın henüz ekonomi, dış politika ve savunma alanlarında yeterince ayrıntılı bir hükûmet vizyonu ortaya koymadığını düşünüyor.

Reuters, Burnham’ın henüz kapsamlı bir program açıklamadığına dikkat çekti. Özellikle piyasalara verilecek mesaj, borçlanma maliyetleri, kamu harcamaları, savunma bütçesi ve yaşam pahalılığıyla mücadele başlıkları yeni liderin ilk sınavları olacak. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler