Dosya: "Etnopluralizm Yeni Sağın Entelektüel Kılıfı" AfD ve Kimlikçilik Hareketi Arasında Yeni Sağ

Son yıllarda ciddi anlamda güçlenen sağ hareketler, geçmişteki sağ hareketlere nazaran yeni taktik ve stratejiler belirliyor. Almanya’da ortaya çıkan AfD ve Kimlikçilik Hareketi Arasında Yeni Sağ, bu alandaki öne çıkan örneklerden. 

Ulrich Czeranka 31 Ocak 2019

Anket sonuçlarına göre Almanya’da parlamentodaki en güçlü üçüncü grup konumunda olan Almanya için Alternatif (AfD) Partisi hâlâ zaferini kutlarken, partinin gölgesinde onlarca yıl içinde güçlü bir ağ oluşmuş durumda. Söz konusu bu ağ şimdilerde kamuya yönelmiş vaziyette. Bu ağın güvertesinde ırkçılığın modern bir surete bürünmüş hâlleri, yayınevleri, dergiler ve Kimlikçilik Hareketi (Alm. “Identitäre Bewegung”) aktivistlerine varana kadar iyi işleyen birçok yapı bulunuyor. Diğer bir ifadeyle, demokratik peyzajın sağ dış kenarındaki bu kutupların arasında ve de ötesinde “Yeni Sağ” olarak adlandırılan bir bağlantı oluşmuş vaziyette.

Ana Akımda Etnik Çoğulculuk (Alm. “Ethnopluralismus”)

Yeni Sağın ideolojik esaslarını çok fazla teoriye girmeden anlayabilmek için, ana akım siyaset tarafından halka ve bu siyasetin destekçilerine neler sunulduğuna bakmak yerinde olacaktır. Son yıllarda “halkların harmanlanması” (Alm. “Völkervermischung”) ve “nüfusun değişimi” (Alm. “Austausch der Bevölkerung”) kavramları sıkça dile getirilmektedir. Bu kavramlara ırkçı düşünce tarafından negatif bir anlam yüklenmiştir. Ancak bu kavramlar bile “soykırım” (Alm. “Völkermord”) ve “Almanya Almanlarındır” (Alm. “Deutschland den Deutschen”) ifadelerinin yanında hafif kalmaktadır. AfD’li birçok politikacı bu tür mottolarıyla Yeni Sağ söylemlerine dâhil olmakta ve bu söylemlerden etkilenmektedir. Burada dikkat çekici olan bu kavramların tekrar tekrar Vatanseverler Platformu tarafından (Alm. “Patriotische Plattform”) ve bu platformla bağlantılı AfD kanadından dile getirilmesidir. 

Söz konusu kavramlar Yeni Sağcıların önde gelenlerinin bir araya geldikleri yerlerde sıkça kullanılır. Bu durum yalnızca AfD azınlığı için geçerli değil; parti başkanından eyalet derneklerine kadar uzanıyor. Burada yayılan ideolojinin boyutu, kendi sınırlarına bağlı olarak öz kimliğe dayanırken “ötekilerin” dışlanması ile de pekiştiriliyor. AfD’nin eski başkanı Frauke Petry’ye göre söylem değişikliği her şeyden önce “millî” kavramı üzerinden gerçekleştirilmeli ve kavram yeniden olumlu bir anlam kazanmalıdır.1 Tüm bu kavramlarla birlikte Alman tarihi ve gelenekleriyle ilgili mevzular ele alınırken, holokost ve ırkçılık konuları mümkün olduğunca görmezden geliniyor. 

68’liler Hareketi (Alm. “68er-Bewegung”) ve solcu yapılanmalar hem İslam’a yönelik hem de mülteci krizi dönemindeki ana akım söylemlerin üretiminde saldırıların odak noktası olurken, topluma yönelik uygulanan şekillendirme stratejisinin de başlangıç noktası olmuşlardır. Steffen Könitzer’in (o dönemde AfD Federal Yönetim Kurumunda bulunmaktaydı) ifade ettiği gibi 68 dönemi “şair ve düşünürlere karşı toplu savaş”2 fikrini taşımaktaydı. Bu konuda çok sayıda örnek mevcuttur. Günümüzde bunlardan en popüleri Bernd Höcke’nin konuşmasıdır. Höcke, medyada oldukça yankı uyandıran konuşmasında Holokost Anıtı’nı “utanç anıtı”3 olarak nitelendirmişti. 

Günümüzde Almanya Federal Meclisi Milletvekili olan Jens Maier’ın ifadesine göre ise Almanların holokosta ilişkin “suçluluk kültü”, halkların harmanlanmasını desteklemektedir.4 Diğer bir popüler örnek ise AfD’nin bugünkü eş başkanı Gauland’ın “Hitler ve Naziler […] 1000 yılı aşkın başarılı Alman tarihinde sadece ‘kuş pisliği’ kadar yer tutan bir lekedir.”5 şeklindeki ifadesidir. Bu taktik sistemli bir şekilde yürütülmektedir: Yeni Sağ ideolojisiyle ilgilenen kişiler, bu ideolojinin kavramlarını neredeyse hiçbir ayrım gözetmeden söylemlerine dâhil etmekteler. “Muhafazakâr Devrim” (Alm. “Konservative Revolution”) için yapılan sivil direniş çağrısıyla birlikte tüm bu anlatılar, Yeni Sağ’ın yönettiği ana akımı ve sağcıların parlamenter kolunu desteklemek için üretilen teori ve taktiklerdir.

AfD

Etnik Çoğulculuk ve Avrupa’daki Radikal Sağ İdeolojisi

31 Ocak 2019

Yeni Sağın Yükselişi

Aslında Yeni Sağ, 1969 yılında Ulusal Demokrat Parti’nin (NPD) Federal Meclis’in %5 sınırına takılmasıyla meclis çalışmalarına son vermiştir. Bu durum Yeni Sağ’ın, Muhafazakâr Hareket olarak yeniden örgütlenmesinde çıkış noktası olmuştur. Bu şekilde ideoloji aynı kalmış, sadece ideolojinin dış görünümü ve yürütülen taktiği değişmiştir. Bu ideolojinin savunucuları artık ortada Nazi çizmeli dazlaklar olarak dolaşmamış, mümkün olduğunca Nazi dönemi etkisinde olmadığı izlenimini veren rol modelleri örnek almışlardır. 

1969 yılı Yeni Sağ’ın gerçek karşıtlarını ve gizli rol modellerini, yani 1968 Sol Öğrenci Hareketi’ni ortaya çıkarmıştır. Thomas Wagner’in 2018 yılında yayınlanan “Die Angstmacher” (Tr. “Korku Yapıcılar”) adlı kitabında açıkladığı gibi bu hareket, egemen görüşten farklı hareket eden ve yeni bir muhafazakârlık anlayışını savunan, eski muhafazakâr düşünürlerin ve genç “devrimcilerin” oluşturduğu bir gruptur. 

Söz konusu ideolojinin temeline bakıldığında bu ideolojinin nasyonal sosyalizmden uzak bir şekilde oluşturulduğunu görüyoruz. Gerçekten de içeriğinde sözde sola dair konular ele alınıyor. Bu nedenle örneğin kapitalizm eleştirisi, solcu hareketin radikalizmine bağlı olarak biraz göz ardı ettiği bir konuyken, günümüzde hâlen Yeni Sağ’ın teorik yapısının bir parçasıdır. Bu hareketin ana akıma bağlanma tehlikesi de burada ortaya çıkıyor. Solcu ve sağcı ideolojilerin çapraz cepheleri yavaş yavaş zemin kazanıyor.6

Yeni Sağ ve Etnik Çoğulculuk İlişkisi

Yeni Sağ hareketinin ırkçı içeriği hafife alınmamalıdır. Söz konusu hareketin özellikle etnik çoğulculuğun uygulanması açısından belirleyici olduğu göz ardı edilmemelidir. Hareketin entelektüel figürleri sık sık İslam düşmanı olmadıklarını, “büyük mübadele” ve “işgalin” liberal sol politikanın bir sonucu olduğunu, bunun kurbanları arasında mültecilerin de bulunduğunu vurgulamaktadırlar. Bu ise son tahlilde Almanya’da yaşayan göçmen kökenli vatandaşlar ve yabancılar için bir farklılık teşkil etmemektedir. Kişinin inançsal sebeplerden mi yoksa genetik-ırksal sebeplerden dolayı mı Almanya’yı terk edeceği ve böylelikle de Almanların (veya Avrupalıların) kendi ulusal ve kültürel kimliklerini muhafaza edecek olmaları mağdur kesim için önemli değildir. Bu tespit tam da tarafsız bilimin kültür ırkçılığı ve Yeni Sağ’ın etnik çoğulculuk olarak tanımladığı şeyi açıklıyor.7  

Etnik çoğulculuk, ırkların ve kültürlerin saf kalması gerektiğini savunan bir dünya görüşünü tanımlamaktadır. Evrensel insan haklarında yer alan bireysellik ve kapitalizm konseptlerinin aksine etnik çoğulculuk destekleyicileri, toplumun iyiliği için var olan kültür farklılıklarının korunması gerektiğini; fakat bunu derin olumsuz etkilere yol açmadan yapmanın bir yolu olmadığını savunurlar. Kolektif bir kimlik vaat eden komünist ideolojinin aksine, bu ideoloji merkezî bir pozisyon almak istemektedir. Bunun yanı sıra birey ve toplum arasında doğal bir ilişki olduğu düşüncesini kabul etmektedir. Bu uyum ise yalnızca aynı kimliğe sahip olmakla korunabilir.8 

Etnik çoğulculuk, teorik olarak İslam’ı kabul etmektedir. Avusturya Kimlikçilik Hareketi Başkanı, geleneksel ortamında olduğu sürece İslam’a bir itirazları olmadığını ifade etmiştir. Tarihi göz ardı eden bu konseptin gerçekte nasıl olacağı Yeni Sağ için bir önem arz etmemektedir. Yeni Sağ için önemli olan yegâne şey, kendilerine ait yaygın kültürü ve kimliği savunmaktır.

AfD

Aşırı Sağın Yeni Yüzü: “Kimlik Nesli” Hareketi

30 Ocak 2019

Etnik Çoğulculuğun Bir Aracı Olarak Kimlik

Bu dışa kapalı dünya görüşünün pratikte uygulanması özellikle Kimlikçilik Hareketi vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Sokakta yürütülen çalışmalar, özellikle “bizden” ya da “bizden değil” şeklindeki dost-düşman ayrımı üzerinden gerçekleşmektedir. Bu durum hiçbir yerde Kimlikçilik Hareket’te olduğu kadar belirgin değildir. Kimlikçilik Hareketi, neyin reddedilip neyin kabul edileceği konusunda sokaktaki vatandaşı yönlendirmeye çalışmaktadır. Vice dergisinin bir redaktörü kimlikçilerin ana özelliğini “milliyetçiliğe dayandırılmış radikalizm, iyi bir tasarım ve temelsiz bir bağnazlık” olarak tanımlamaktadır.9

Kimlikçilik Hareketi kendi tanımına göre Avrupa’da en hızlı büyüyen gençlik hareketi, Yeni Sağ hareketinin seçkin öncüsüdür. Aktivistleri genç, çoğunlukla iyi eğitimlidir ve büyük bir kısmı erkektir. Öte yandan Anayasayı Koruma Dairesi bu hareketi, “aşırı sağcı yönelim” gösteren bir hareket olarak değerlendirmektedir (Anayasayı Koruma Dairesi, 2018:81).

Kimlikçilik Hareketi Almanya’da oldukça yeni ve küçük bir harekettir. Anayasayı Koruma Dairesi’nin çeşitli raporlarına göre bu hareketin şu anda yaklaşık 500 üyesi bulunmaktadır (2017:80). Özellikle Anayasayı Koruma Dairesi tarafından şiddete meyilli 24.000 potansiyel aşırı sağcının mevcut olduğunun tespit edildiğini göz önüne aldığımızda bu rakam kulağa çok da tuhaf gelmemektedir. Diğer kaynaklar ise harekette yalnızca yaklaşık 100 kişinin aktif olduğunu düşünmektedir (Die Zeit, 2017).

Görünüşte hareket, ilk kez 2012 yılında “68’liler Hareketi’ne” ve “zorunlu ırk karışımına” karşı sanal bir savaş beyanı ile toplum karşısına çıkmıştır. Bu militanlık, içerideki düşmana, çokkültürlülüğe ve haricî düşmana yani göçmenlere karşı yürütülen mücadelede temel görevdir. Bu görev şu anlama gelmektedir: Göçmenlerin kontrolsüz girişini destekleyen herkesle ve bu kapsamda bu stratejinin hedef kitlesi olan mültecilerle mücadele edilmelidir. 

Bütün bunlara rağmen hareket, “%100 kimlikçi, %0 ırkçı” gibi sloganların ve anayasaya bağlılık maskesinin arkasına sığınmaktadır. Bu hareketin savunucuları, kendilerini kurban olarak görmekte ve kendilerini savunmak zorunda olduklarına inanmaktadırlar. Hatta bazı kimlikçiler, kendilerini zulmedilen Yahudilerle ve boğulan mültecilerle aynı kefeye koyarak ne denli müşkül durumda olduklarını dile getirmektedirler. 

Sonuç olarak bu harekete göre tüm Alman grupların ve burada yaşayan diğer insanların topluma katılma hakkı elinden alınmıştır. Bu anlamda sivil direniş, bilinçli olarak Sol Öğrenci Hareketi ve Greenpeace gibi örgütlerin stratejilerini takip etmektedir. Bu hedef doğrultusunda parti merkezleri işgal edilmekte (SPD 2015) ve “Yeşillerin” konuşmaları sabote edilmektedir. Söz konusu grubun bilinen eylemleri arasında 2017 yılında Brandenburg’da  Greenpeace tarzında üzerinde “güvenli sınırlar – güvenli gelecek” yazılı bir pankart açmaları sayılabilir. Ayrıca hareket, ünlü sol sanatçı grubu “Siyasi Güzellik Enstitüsü” (Alm. “Institut für politische Schönheit”) tarzında eylemler sergilenmekte, sözde “İslam terörü kurbanlarını” anmak için anıtlar dikmektedir (2017).

Yine Türkiye’de 2017 yılında yapılan Anayasa Referandumu esnasında grubun gerçekleştirdiği “burka istilası” temalı gerilla eylemleri, bunun arkasında yatan kültür ırkçılığını net bir şekilde göz önüne sermektedir. Kimlikçilik Hareketi savunucuları, çoğunlukla Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı savunan ve SPD’yi seçen Alman-Türkler arasında stratejik bir bağ kurmaktadır. Bu kişiler, Alman-Türklerin Türkiye’nin uyguladığı ulusal bir strateji ile Alman devletine sızdıklarını ve ülkenin kendini imha etmesine neden olacak açık sınır politikasını desteklediklerini düşünmektedirler. Burada Yeni Sağ ideolojisinde bireye ne kadar az önem verildiği ortaya çıkmaktadır.

Dosya: "Etnopluralizm Yeni Sağın Entelektüel Kılıfı"

Etnik Çoğulculuk: Kapsayıcı mı Dışlayıcı mı? 

31 Ocak 2019

Yeni Sağ’ın İslam’a Yönelik Pozisyonu

Almanya Yeni Sağ hareketinin öncüsü olan Götz Kubitschek, “Demokrasi ancak oy çoğunluğu ile reddedildiğinizi kabul edebilmeniz durumunda mümkündür. Size karşı oy çoğunluğu sağlayanlar yabancı ise bunu kabul edemezsiniz. Örneğin bu durum, bir tarafta bizim yasal normlarımız diğer tarafta şeriat yaklaşımlarının söz konusu olması durumunda geçerlidir.”10 ifadelerinde bulunmuştur.

Demokrasinin şeriat tarafından ele geçirildiğini iddia etmek, anayasayı takip eden ve anayasayla korunan bir Alman İslam’ını reddetmek tezatlıklara yol açacaktır. Bunlar uygulamada pankartlarda ve ticari mallarda temsil edilen “Reconquista” (Yeniden Fethediş) gibi sloganlar ve 732, 1492, 1529/1683 ve 1571 gibi sayısal kodlar şeklinde görülmektedir. Tüm bunların arkasında İslam’la ilgili tarihî veriler vardır. 

1492 rakamı ve Reconquista, İslam’ın İspanya’dan çıkarılmasını temsil etmektedir. 732 yılında Karl Martell o dönemki Frankonya’da Arapları mağlup etmiştir. Bu veriler “Avrupa’yı savun” stratejisi doğrultusunda kullanılmıştır. Karl Martell, özellikle Fransa’da, henüz var olmayan bir Avrupa’nın kahramanı olarak lanse edilmiştir.

Diğer taraftan hareketin asıl sembolünde popüler kültürden esinlenilmiştir. Hareketin logosu Spartalıların Pers ordularına karşı verdikleri kahramanca mücadelenin ele alındığı Hollywood’un ünlü “300 Spartalı” filminden alınmıştır. 

Kimlikçilik Hareketi’nin Radikal Potansiyeli ve Yeni Sağ’ın Geleceği 

Kimlikçilik Hareketi’nin mülteci krizi çerçevesinde sivrilerek doruk noktasına ulaşması pek de şaşırtıcı değildir. Ziyadesiyle geniş kapsamlı “Avrupa’yı savun” stratejisi, tehlikeli potansiyelin bir örneğidir. Kimlikçilik Hareketi’nin en büyük darbesi, 2017 yılında Akdeniz’de devriye gezen bir gemiyle mültecilere tercümanlık yapılmasını önlemesidir. “Avrupa’yı savun” eylemi oldukça hızlı bir şekilde hüsrana uğramış olsa da bu girişim, söz konusu grupların ne kadar ileri gidebileceklerini göstermiştir. Kitlesel fonla 200.000 Euro’dan fazla para toplanmış, paylaştıkları videolar 100.000 kez tıklanmıştır.11 

Martin Sellner gibi aktörler sağcı internet sitelerinin yıldızlarıdır. Burada belirttiğimiz eylem, aşırı sağcı güçlerin ana akım medyanın ve politikanın ötesinde Avrupa çapında ne denli güçlü bir ağ oluşturabileceklerini ve eylemlerinin nasıl ana akıma taşınabildiğini göstermiştir. Fakat bunun yanı sıra bu eylem, Anayasayı Koruma Dairesi’nin de alarmda olduğunu göstermiştir. Fakat yeni sağ bu durumu kolaylıkla aşabilir. Zira hem alternatif para kaynağına ve hem de yeterli etki imkânına sahip. 

Yeni Sağ’ın şu anki hedefi alternatif bir kamuoyu geliştirme yönündedir. AfD, neoliberal rotadan saptığından beri yöneldiği çevre gittikçe genişlemektedir. Özellikle Doğu Almanya’da AfD kısmen Yeni Sağ etkisi altındadır. Burada hafife alınmaması gereken bir tehlike olduğunu belirtmek gerekiyor. Özellikle de açık görüşlü ve dostane bir Almanya resmini korumak istiyorsak.

 Dipnotlar

Die Presse, 11 Ağustos 2018

Focus, 3 Aralık 2017

Tagesspiegel, 19 Ocak 2018

Welt, 11 Ağustos 2018

Die Zeit, 3 Temmuz 2018

Frankfurter Rundschau, 3 Mayıs 2018

Balibar, Étienne; Wallerstein, Immanuel: „Rasse, Klasse, Nation; Ambivalente Identitäten“, Hamburg, 1998, s. 28

Schiedel, Heribert. Unheimliche Verbindungen. Judith Goetz, Joseph Maria Sedlacek, Alexander Winkler (Ed.) Untergangster des Abendlandes : Ideologie und Rezeption der rechtsextremen ‘Identitären içinde. 2018, Hamburg, s. 293

Boeselager, Matern: “Dieses Video fasst perfekt zusammen, wer die Identitäre Bewegung ist“. Vice, 15 Eylül 2016

Wagner, Thomas: “Die Angstmacher: 1968 und die Neuen Rechten”, 2018, Berlin

Die Presse, 11 Ağustos 2018

Ulrich Czeranka

Çek Cumhuriyeti Masaryk Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun olan Ulrich Czeranka, Yeni Sağ,
toplumsal hareketler ve etnik çoğulculuk konularında çalışmalar yapmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar