Dosya: Avrupa'da Türkiye Kökenlilerin Siyasi Temsili Türkiye Kökenli Seçmenler: “AfD’ye Engel Olmak İçin Ehvenişer Olanı Seçeceğim”

Almanya genelinde oy kullanma hakkına sahip 700 bin Türkiye kökenli Alman seçmen olduğu tahmin ediliyor. Geleneksel olarak sol partileri tercih eden Türkiye kökenlilerin siyasi tercihlerinde hangi faktörlerin etkili olduğu sorusuna cevap aradık.

Meltem Kural 1 Temmuz 2021

Almanya’da 26 Eylül’de gerçekleştirilecek olan genel seçimlerde Türkiye kökenli seçmenlerin katılımı ve tercihleri belirleyici bir rol oynuyor. Köln ve Duisburg-Essen Üniversitelerinin ortaklaşa yaptığı yakın tarihli bir araştırmaya  göre Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 35 ile Türkiye kökenlilerin en çok desteklediği parti olarak öne çıkıyor. Ancak Konrad Adaneauer Stiftung’un 2015 ve 2019 yılı verilerini karşılaştırdığı bir başka araştırması  bu grubun sol partilere olan alışılagelmiş ilgisinde bir gerileme yaşandığı tespitinde bulunuyor.

Türkiye kökenli seçmenlerle Alman siyasetine bakışlarını, siyasi parti ve siyasilerden beklentilerini, genel seçimlerde nasıl bir tercihte bulunacaklarını ve bu tercihlerinde nelerin belirleyici olacağını konuştuk.

“AfD’nin Barajı Geçememesi İçin Kesinlikle Sandığa Gideceğim”

Adem Bey 40 yaşında, özel bir şirketin satış departmanında çalışıyor. Almanya siyaseti ile ilgilendiğini ve önümüzdeki seçimlerde oy kullanacağını belirterek, “Oy vermek çok önemli. Eğer sandığa gitmezsek bundan AfD faydalanacak.” yorumunu yapıyor. Adem Bey’in siyasi partilerden somut beklentileri var. Örneğin küresel ısınma ile mücadele konusunda daha fazla şey yapılmasını istiyor.

Sinem Hanım, 41 yaşında, hukuk fakültesi mezunu. Adem Bey’in aksine, Alman siyasetiyle ilgilenmediğini belirtiyor. Yine de oy kullanacağını vurgulayan Sinem Hanım da sandığa gidilmediği takdirde bunun AfD’ye yarayacağı kanısında. Siyasi partilere dair çok büyük bir beklenti veya umudu yok. “En azından göçmen kökenli vatandaşların ayrımcılığa uğramamalarını ve artık din özgürlüğünün tam anlamıyla tesis edilmesini sağlamalarını istiyorum.” diyor.

Pınar Hanım, 47 yaşında, eczane teknisyeni olarak çalışıyor. Siyasetle pek ilgilenmeyen Pınar Hanım için de AfD’nin meclise girme olasılığı sandığa gitme kararında belirleyici bir rol oynuyor. “AfD’nin barajı geçememesi için yaklaşan seçimlerde kesinlikle sandığa gideceğim.” diyen Pınar Hanım’ın siyasilerden beklentisi ise Türkiye kökenlilere çifte vatandaşlık hakkının geri verilmesi ve emeklilik yaşının daha fazla yükseltilmemesi.

Makine mühendisi olan 45 yaşındaki Orhan Bey, Almanya siyaseti hakkında yalnızca haber sitelerinden günlük haberleri takip ettiği kadarıyla bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Federal meclis seçimlerinde oy kullanacağını söyleyen Orhan Bey, bunun bir vatandaşlık görevi olduğuna vurgu yaparak, “Bir şeylerin değişmesini istiyorsan, üzerine düşeni yapman gerekiyor.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Seçim öncesi verilen pek çok vaadin seçim sonrası yerine getirilmediği gerekçesiyle siyasi partilerden fazla bir beklentisi yok Orhan Bey’in. En azından ekonomi ve çevre konularına önem verilmesini istiyor. Türkiye kökenli siyasilerden beklentilerini ise Türk vatandaşlarına ve Türkiye kökenli toplum kesiminin sıkıntılarına kulak verip çözüm bulmaları olarak özetliyor.

ÖZEL DOSYA

Avrupa'da Türkiye Kökenlilerin Siyasi Temsili

DEVAMINI GÖR

27 yaşındaki Elif Hanım, siyaset bilimi ve sosyoloji öğrencisi. Siyasetle, gelişmelerden haberdar olmak için bir nevi mecburen ilgilendiğini aktarıyor. “Naziler federal mecliste ve şu anda oldukça faşistçe şeyler oluyor.” yorumunu yapıyor. Eylüldeki seçimlerde kesinlikle oy kullanacağını ve bir vatandaş olarak bunu bir sorumluluk olarak gördüğünü belirten Elif Hanım, “Beni yüzde yüz tatmin eden bir siyasi parti olmasa da kötünün iyisi diyerek seçimimi yapacağım.” diyor.

Elif Hanımın annesi Leyla Hanım (50) ve babası Hasan Bey (53) de benzer gerekçelerle sandığa gitmeyi düşündüklerini belirtiyorlar. Hasan Bey, “Siyasetle çok ilgili değilim ama Nazilerin iktidara gelmesine engel olmak için sandığa gideceğim.” diyor.

“Bir Siyasi Partiden Beklentim Temel Değerlerimi ve Siyasi Görüşümü Yansıtması”

Adem Bey siyasetten hayvanların kötü şartlarda tutulduğu fabrika çiftçiliğinin sonlandırılmasını, hayvanların ve doğanın korunması adına daha ciddi adımların atılmasını ve silah ihracatının durdurulmasını istiyor. Türkiye kökenli siyasilerden ise bunlara ek olarak göçmen kökenli insanların hakları ve mültecilere Almanya’da yaşama ve çalışma imkanı tanınması konularında çaba sarf etmeleri gibi daha spesifik beklentileri var. Bu beklentilerini karşılayan bir parti olup olmadığı sorusu karşısında Adem Bey’in yanıtı oldukça net: “Yeşiller’e oy vereceğim, çünkü pozisyonları insanlar, hayvanlar ve doğaya dair görüşlerimle örtüşüyor.”

Adem Bey’in aksine, Elif Hanım’ın şu anda beklentisini karşılayan hiçbir parti yok. “Bir siyasi partiden beklentim temel değerlerimi ve siyasi görüşümü yansıtması.” diyen Elif Hanım, hangi partinin bu beklentisini daha fazla karşılayabileceğine bakıp son kararını eylülde vereceğini söylüyor. Sol partileri tercih eden Elif Hanım, onların bile din ve İslam karşıtı ve bazen çok ırkçı olabildiklerini belirtiyor. Buna karşılık bu konularda karnelerinin çok daha kabarık olduğunu vurguladığı sağ partileri ise asla bir alternatif olarak görmüyor. Her ne kadar vicdanı bu konuda çok rahat olmasa da büyük ihtimalle bir sol partiden ziyade neoliberal çizgide gördüğü Yeşiller’i tercih edeceğini söyleyen Elif Hanım, “Pragmatik düşünmem gerekiyor, çünkü AfD mecliste olacak.” değerlendirmesini yapıyor.

Elif Hanım’ın annesi Leyla Hanım ise siyasilerden adil bir seçim ve yönetim gerçekleştirilmesini ve ırkçılığın sona erdirilmesini istiyor. Kızından farklı olarak ise bu beklentilerini karşılayacak partinin hangisi olduğu konusunda oldukça emin.  Tercihini BIG partisinden yana kullanacağını açıklıyor. Gerekçe olarak ise söz konusu partinin Müslümanların ve diğer azınlık grupların haklarını savunmasını gösteriyor.

Siyasi partilerden eşi Leyla hanım gibi adilane bir yönetim beklediğini aktaran Hasan Bey, Türkiye kökenli siyasilerden ise azınlıkların haklarını savunmalarını, buna ek olarak siyasi arenadaki mahalle baskısı ile bazı konulardaki görüş ve duruşlarından taviz vermemelerini istiyor. Ancak eşi Leyla Hanım’ın aksine Hasan Bey’in beklentilerini karşılayan bir parti yok: “Ehvenişer olanı seçeceğim.” diyen Hasan Bey, hangi partiye oy vereceği konusunda ise sessiz kalmayı tercih ediyor.

Eylül ayında hangi partiyi seçeceği konusunda henüz bir karara varamamış bir başka seçmen ise Sinem Hanım. Şu anda beklentilerini tam olarak karşılayan hiçbir siyasi iradenin olmadığını düşündüğü için hangi parti lehine oy kullanacağı noktasında büyük bir belirsizlik yaşıyor.

Orhan Bey ise SPD’nin yabancı kökenlilere daha yakın bir siyaset anlayışı benimsediğini düşünüyor. Bir seçmen olarak hangi partiyi tercih edeceğine dair henüz son kararını vermemiş olsa da merkez veya sol partilerden birini tercih edeceğini, bunlar arasında kendisine en yakın gelen seçeneğin SPD olduğunu belirtiyor.

Pınar Hanım da oyunu SPD’den yana kullanacağını açıklıyor. Bu tercihini, seçebileceği başka bir alternatif görememekle ve SPD’de çalışan arkadaşlarına destek vermek amacıyla açıklıyor.

“Alman Partileri Türkiye’ye Yönelik Oryantalist Bir Bakış Açısına Sahip”

Alman siyasi partilerin Türkiye’ye karşı tutumlarının Pınar Hanım’ın oy tercihinde önemli bir etkisi var. Daha önceleri Yeşiller’e oy verdiğini, ama parti içindeki bazı üst düzey yetkililerin “puan kazanmak için” Türkiye’yi kötülemelerinden sonra o partiye bir daha asla oy vermediğini belirtiyor. “O milletvekilleri o partide oldukça Yeşillere benden oy yok.” diyen Pınar Hanım, bilhassa Türkiye kökenli siyasilerden Türkiye’yi kötülememelerini istiyor.

Partilerin Türkiye politikalarının oy tercihlerinde etkili olmadığını belirten Elif Hanım ise genel olarak Almanya’nın Türkiye’ye yönelik politikalarının oldukça ırkçı ve oryantalist güdümlü olduğunu düşünüyor. Aynı “tepeden bakan” ve “iki yüzlü” tavrın konu Ortadoğu ülkeleri ve Hristiyan veya Batılı olmayan ülkeler olduğunda da söz konusu olduğunu vurgulayan Elif Hanım, “Mesele Türkiye olunca Alman partilerinin tümü oldukça oryantalist bir bakış açısına sahip olduğu için, hepsinin Türkiye’ye yönelik yaklaşımını aşağı yukarı benzer buluyorum. Bu nedenle bu durum hangi partiyi seçeceğim noktasında vereceğim kararı etkilemiyor.” diyor.

Annesi Leyla Hanım için ise Alman siyasi partilerin Türkiye’ye yönelik söylem ve tutumları parti tercihinde kesinlikle belirleyici oluyor. Her ne kadar Alman vatandaşı olsa da köken ülkesi ile ilgili yapılan olumsuz yorum ve eleştirilerin dolaylı olarak kendisini de hedef aldığını düşündüğünü vurguluyor Leyla Hanım.

Alman siyasilerin Türkiye’ye yönelik tutumu Sinem Hanım için de önem arz ediyor. “Köken ülke ile bağlarım olduğundan, ona karşı olumsuz bir tavır onu sergileyen parti veya siyasetçiyi gözümde anında sevimsizleştiriyor.” diyen Sinem Hanım, “Çünkü bu dışlayıcı tavır karşısında Türkiye kökenli biri olarak insan kabul görmediği hissine kapılıyor.” yorumunu yapıyor.

Türkiye kökenli seçmenlerin sandığa gitmelerindeki en büyük motivasyon, aşırı sağın Almanya siyasetinde artan etkisine bir tür karşı koyma çabası olarak anlaşılabilir. Bu doğrultuda, Alman siyasetinden de ırkçılıkla mücadele ve azınlıklar da dahil toplumun tüm kesimlerine eşit haklar tanınması gibi talepler öne çıkıyor. Ancak herkes için bu talepleri karşılayacağına inandığı bir parti bulunmuyor.

Geleneksel olarak mülteci ve azınlıklara yönelik daha kucaklayıcı politika ve söylemlere sahip olan sol partilere eğilim gösteren Türkiye kökenlilerin seçmen davranışlarının, kimi örneklerde görüldüğü gibi siyasilerin Türkiye aleyhtarı açıklama ve tutumlarından etkilenebildiği görülüyor. Bu durum onları her ne kadar doğrudan etkilemese de, duygusal bir bağ kurdukları köken ülkeye karşı sergilenen olumsuz yaklaşımlardan dolaylı kökenleri itibarıyla kendilerini de hedef alınmış hissettiklerini ifade ediyorlar. Bununla birlikte, siyasi partilerin Türkiye’ye yönelik politikalarının herkes için oy tercihinde aynı ölçüde belirleyici olmadığı da bir gerçek.

26 Eylül’de gerçekleştirilecek olan Almanya genel seçimlerinde Türkiye kökenli seçmenlerin birçoğu hangi partiye oy verecekleri hususunda henüz kesin kararını verebilmiş değil. Seçime kadar geri kalan önümüzdeki aylarda hangi dinamiklerin bu kararı etkileyeceğini ise zaman gösterecek.

*Cevaplarıyla bu makaleye katkıda bulunan bazı katılımcıların isimleri, kişisel talepleri doğrultusunda değiştirilmiştir.

Dipnotlar
1. https://www.researchgate.net/profile/Sabrina-Mayer/publication/323534980_Deutsche_mit_Migrationshintergrund_bei_der_Bundestagswahl_2017_Erste_Auswertungen_der_Immigrant_German_Election_Study_zu_Deutschturken_und_Russlanddeutschen/links/5a9a5328a6fdcc3cbac93d1a/Deutsche-mit-Migrationshintergrund-bei-der-Bundestagswahl-2017-Erste-Auswertungen-der-Immigrant-German-Election-Study-zu-Deutschtuerken-und-Russlanddeutschen.pdf#page=6, erişim: 22. 06. 2021
2. https://www.kas.de/documents/252038/11055681/Demokratische+Einstellungen+und+Wahlverhalten.pdf/62f3412e-e9d7-7b97-c785-6722661955f3?version=1.0&t=1611259855294, erişim: 22. 06. 2021
Meltem Kural

Londra Üniversitesi SOAS’ta (School of Oriental and African Studies) yüksek lisans eğitimini tamamlayan Kural Perspektif dergisi yayın kurulunda yer almaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar